<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0" xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" xmlns:googleplay="http://www.google.com/schemas/play-podcasts/1.0"><channel><title><![CDATA["Hazni Aksoy — Kısa Hikayeler"]]></title><description><![CDATA[kısa hikayeler. ]]></description><link>https://hazniaksoy.substack.com</link><image><url>https://substackcdn.com/image/fetch/$s_!mtcV!,w_256,c_limit,f_auto,q_auto:good,fl_progressive:steep/https%3A%2F%2Fsubstack-post-media.s3.amazonaws.com%2Fpublic%2Fimages%2F4715d150-2520-4268-88f0-3dc12fbd2b3a_1030x1030.png</url><title>&quot;Hazni Aksoy — Kısa Hikayeler&quot;</title><link>https://hazniaksoy.substack.com</link></image><generator>Substack</generator><lastBuildDate>Wed, 03 Jun 2026 07:37:32 GMT</lastBuildDate><atom:link href="https://hazniaksoy.substack.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml"/><copyright><![CDATA[Hazni Aksoy]]></copyright><language><![CDATA[tr]]></language><webMaster><![CDATA[hazniaksoy@substack.com]]></webMaster><itunes:owner><itunes:email><![CDATA[hazniaksoy@substack.com]]></itunes:email><itunes:name><![CDATA[Hazni Aksoy]]></itunes:name></itunes:owner><itunes:author><![CDATA[Hazni Aksoy]]></itunes:author><googleplay:owner><![CDATA[hazniaksoy@substack.com]]></googleplay:owner><googleplay:email><![CDATA[hazniaksoy@substack.com]]></googleplay:email><googleplay:author><![CDATA[Hazni Aksoy]]></googleplay:author><itunes:block><![CDATA[Yes]]></itunes:block><item><title><![CDATA[ÜÇÜNCÜ BAKKAL ]]></title><description><![CDATA[&#304;sa'n&#305;n okulu oturduklar&#305; eve &#231;ok yak&#305;nd&#305;.]]></description><link>https://hazniaksoy.substack.com/p/ucuncu-bakkal</link><guid isPermaLink="false">https://hazniaksoy.substack.com/p/ucuncu-bakkal</guid><dc:creator><![CDATA[Hazni Aksoy]]></dc:creator><pubDate>Fri, 29 May 2026 17:15:12 GMT</pubDate><enclosure url="https://substackcdn.com/image/fetch/$s_!mtcV!,w_256,c_limit,f_auto,q_auto:good,fl_progressive:steep/https%3A%2F%2Fsubstack-post-media.s3.amazonaws.com%2Fpublic%2Fimages%2F4715d150-2520-4268-88f0-3dc12fbd2b3a_1030x1030.png" length="0" type="image/jpeg"/><content:encoded><![CDATA[<p></p><p>&#304;sa'n&#305;n okulu oturduklar&#305; eve &#231;ok yak&#305;nd&#305;. Bu mahalleye ta&#351;&#305;nmalar&#305;ndan bu yana &#252;&#231; y&#305;l i&#231;inde be&#351; alt&#305; ev de&#287;i&#351;tirmi&#351;lerdi; ne hikmetse kiralad&#305;klar&#305; t&#252;m evler hep okulun civar&#305;nda oluyordu. Oraya en uzak evleri yine okulun birka&#231; sokak ilerisindeydi.</p><p>&#304;sa, ilkokulu &#252;&#231; farkl&#305; &#351;ehirde okumu&#351;tu. &#304;lk okulu Dumlup&#305;nar, ikincisi Mehmet&#231;ik, &#351;u an devam etti&#287;i &#252;&#231;&#252;nc&#252;s&#252; ise H&#252;rriyet'ti.</p><p>Bu okulun ad&#305; H&#252;rriyet'ti; ama h&#252;r olan sadece okulun kendisiydi. Onlarsa onun etraf&#305;nda dolanan, &#231;ekim alan&#305;ndan bir t&#252;rl&#252; kurtulamayan birer uydu gibiydiler.</p><p>Evlerine yak&#305;n al&#305;&#351;veri&#351; yapt&#305;klar&#305; iki bakkal vard&#305;. Bu bakkallardan biri okulun yan taraf&#305;nda, &#246;teki ise kar&#351;&#305;s&#305;ndayd&#305;. Okulun kar&#351;&#305;s&#305;ndakinde fazla &#231;e&#351;it yoktu; ama sahibi g&#252;ler y&#252;zl&#252; biri oldu&#287;u i&#231;in ondan al&#305;&#351;veri&#351; yapmay&#305; tercih ediyorlard&#305;. Yan taraftakinde ise &#231;e&#351;it &#231;oktu, ama sahibi as&#305;k suratl&#305; ve asabi biriydi &#8212; bir &#351;eyin fiyat&#305;n&#305; ikinci kez soracak olsan seni &#246;nce tersliyordu, sonra ne tepki verece&#287;ini g&#246;rmek i&#231;in y&#252;z&#252;ne dik dik bakmaya devam ediyordu. &#199;ok mecbur kalmad&#305;k&#231;a oraya gitmiyorlard&#305;. Mahallenin &#231;ocuklar&#305; adam&#305; bildiklerinden d&#252;kk&#226;na girmeden &#246;nce ne alacaklar&#305;na karar veriyor, ondan sonra i&#231;eri giriyorlard&#305;.</p><p>Evlerinin tam kar&#351;&#305;s&#305;nda, kepenginin &#252;zerine mavi boyayla "kiRAl&#305;k D&#252;kAn" yazan bir d&#252;kkan vard&#305;. &#304;sa sabahlar&#305; okula gitmek i&#231;in evden &#231;&#305;kt&#305;&#287;&#305;nda kar&#351;&#305;da dikkatini &#231;eken bu yaz&#305;y&#305; okumadan ge&#231;miyordu; bunu kendine al&#305;&#351;kanl&#305;k h&#226;line getirmi&#351;ti.</p><p>Bir ak&#351;am babas&#305;na:</p><p>"Baba, bizim evin kar&#351;&#305;s&#305;nda &#252;zerinde kiral&#305;k yazan bir d&#252;kkan var; belki g&#246;rm&#252;&#351;s&#252;nd&#252;r. Bu d&#252;kkan&#305; bakkal yapsak nas&#305;l olur, iyi para kazanmaz m&#305;y&#305;z?"</p><p>"Tabii, yapabilirsen kazan&#305;rs&#305;n. Ama bu i&#351; senin ayakkab&#305; boyaman kadar kolay de&#287;il. D&#252;kkan&#305; erken a&#231;man, ge&#231; kapaman, m&#252;&#351;teri edinmen, defter tutman gerekiyor. Bunlar&#305; yapabilir misin? Ben yapamam; sabah &#231;&#305;k&#305;p ak&#351;am d&#246;n&#252;yorum."</p><p>"Evet yapabilirim. Okuldan geldi&#287;imde gider d&#252;kkan&#305; a&#231;ar&#305;m; cumartesi pazar g&#252;nleri zaten okul yok. D&#252;kkan da uzak de&#287;il, hemen evin kar&#351;&#305;s&#305;nda. Ara s&#305;ra Hatice Abla da bana yard&#305;ma gelir."</p><p>Babas&#305;: "Tabii, ayr&#305;ca hesap kitap da bilmen gerekiyor."</p><p>"Baba, ben be&#351;inci s&#305;n&#305;fa gidiyorum. Hesap yapmay&#305; biliyorum. H&#305;zl&#305; okuma yar&#305;&#351;mas&#305;nda da s&#305;n&#305;f birincisiyim. Ne alsam ne satsam deftere yazar&#305;m."</p><p>&#304;sa bunlar&#305; s&#246;yledikten sonra ikna oldu mu diye babas&#305;na bakt&#305;.</p><p>Babas&#305;, onlar&#305; dinleyen Hatice'ye d&#246;nerek: "K&#305;z&#305;m, sen ne dersin? &#304;sa bu d&#252;kkan i&#351;ini yapabilir mi?"</p><p>Hatice: "Baba, &#304;sa &#231;al&#305;&#351;kan biri; bence yapabilir. Evde i&#351;im olmad&#305;&#287;&#305;nda ben de ona yard&#305;ma giderim."</p><p>Babas&#305; bir s&#252;re d&#252;&#351;&#252;nd&#252;kten sonra: "Peki, madem siz &#246;yle diyorsunuz, yar&#305;n sabah d&#252;kkan&#305;n sahibiyle bir konu&#351;ay&#305;m bakal&#305;m; ne diyecek, ona g&#246;re bir karar veririz," dedi.</p><p>Ak&#351;am babas&#305; i&#351;ten eve d&#246;n&#252;nce &#304;sa "Baba, ne yapt&#305;n? D&#252;kkan sahibiyle g&#246;r&#252;&#351;ebildin mi?"</p><p>"Evet, g&#246;r&#252;&#351;t&#252;m. Adam ba&#351;ta d&#252;kkan&#305; senelik olarak kiraya verdi&#287;ini s&#246;yledi; ama ben senelik kiralayamay&#305;z deyince ayl&#305;k olarak kiraya vermeye raz&#305; oldu. Anla&#351;t&#305;&#287;&#305;m&#305;za dair ona bir miktar kapora verdim ve kiralad&#305;m. Al, bu da d&#252;kkan&#305;n anahtar&#305;."</p><p>Babas&#305;n&#305;n uzatt&#305;&#287;&#305; anahtar&#305; alan &#304;sa, elinde tuttu&#287;u anahtara bir s&#252;re bakt&#305;ktan sonra okul &#231;antas&#305;na koydu.</p><p>"Yar&#305;n ablanla gider temizlersiniz. Yeni raf yapt&#305;rmaya gerek yok; i&#231;inde &#246;nceki kirac&#305;dan kalma raflar var. Sadece bir masa ve sandalye bulmam&#305;z gerekiyor."</p><p>&#304;sa d&#252;kkan&#305; merak etti&#287;inden okula gitmeden &#246;nce k&#252;&#231;&#252;k karde&#351;iyle birlikte bakmaya gitti. D&#252;kkan&#305;n asma kilidini &#305;sl&#305;k &#231;ala &#231;ala a&#231;t&#305;; ama metal kepenge gelince yukar&#305; kald&#305;rmakta epey zorland&#305;.</p><p>D&#252;kkan&#305;n i&#231;i temiz g&#246;r&#252;n&#252;yordu. Duvarlar beyaza boyanm&#305;&#351;, sa&#287; ve soldaki duvarlara da &#252;&#231; s&#305;ra h&#226;linde tahta raflar monte edilmi&#351;ti.</p><p>O g&#252;n &#246;&#287;leden sonra babas&#305; d&#252;kkana e&#351;ya almak i&#231;in d&#246;nd&#252;. Yan kom&#351;ular&#305;n&#305;n H&#252;samettin ad&#305;nda toptan g&#305;da &#252;r&#252;nleri satan bir damatlar&#305; vard&#305;; onunla daha &#246;nce tan&#305;&#351;m&#305;&#351; olduklar&#305; i&#231;in babas&#305; oradan al&#305;&#351;veri&#351; yapmay&#305; uygun buldu. Yandaki kom&#351;udan bu toptanc&#305;n&#305;n adresini ald&#305;ktan sonra babas&#305;yla birlikte &#231;ar&#351;&#305;ya gittiler.</p><p>Oraya vard&#305;klar&#305;nda toptanc&#305; onlar&#305; g&#252;ler y&#252;zle kar&#351;&#305;lad&#305;. B&#252;t&#231;elerine g&#246;re d&#252;kkanda olmas&#305; gereken &#351;eylerin bir listesini haz&#305;rlad&#305; ve e&#351;yalar&#305; yar&#305;n g&#246;nderece&#287;ini s&#246;yledi.</p><p>&#304;sa cumartesi sabah&#305; d&#252;kkan&#305; erkenden a&#231;t&#305;; sab&#305;rs&#305;zl&#305;kla e&#351;yalar&#305;n gelmesini beklemeye ba&#351;lad&#305;. Bo&#351; d&#252;kkanda beklemekten s&#305;k&#305;ld&#305;&#287;&#305;ndan d&#305;&#351;ar&#305; &#231;&#305;k&#305;p sa&#287;a sola bak&#305;yor, gelen giden olmay&#305;nca tekrar i&#231;eri d&#246;n&#252;yordu. Nihayet toptanc&#305;n&#305;n kamyoneti d&#252;kkan&#305;n &#246;n&#252;nde durunca &#304;sa ko&#351;up yard&#305;m etmesi i&#231;in ablas&#305;n&#305; &#231;a&#287;&#305;rd&#305;. Gelen e&#351;yalar&#305; &#351;of&#246;rle birlikte i&#231;eriye ta&#351;&#305;d&#305;lar; ta&#351;&#305;ma i&#351;i bitince ablas&#305; ve k&#252;&#231;&#252;k karde&#351;iyle kolileri a&#231;arak raflara dizmeye ba&#351;lad&#305;lar.</p><p>Yeni bir bakkal a&#231;&#305;ld&#305;&#287;&#305;n&#305; duyan g&#246;ren mahalle sakinleri d&#252;kk&#226;na gelmeye ba&#351;lad&#305;lar. Kimi bak&#305;p hay&#305;rl&#305; olsun dedi, kimi yard&#305;m &#246;nerisinde bulundu; baz&#305;lar&#305; da &#231;al&#305;nma ihtimaline kar&#351;&#305; e&#351;yalara g&#246;z kulak olmalar&#305; konusunda uyard&#305;. Bu beklemedi&#287;i ilgi &#304;sa'y&#305; &#351;a&#351;&#305;rtt&#305;.</p><p>D&#252;kkanda masa ve sandalye olmad&#305;&#287;&#305;n&#305; g&#246;ren ev sahipleri &#8212; hemen evlerinin arka taraf&#305;nda oturuyorlard&#305; &#8212; onlara eski bir masa ve sandalye getirdiler.</p><p>O g&#252;n e&#351;yalar&#305;n &#231;o&#287;unu dizmi&#351;lerdi; masa da gelince &#252;zerine sak&#305;z, &#351;eker, gofret, bisk&#252;vi, &#231;ikolata &#8212; &#231;ocuklara hitap eden ne varsa &#8212; koydular. Art&#305;k her &#351;ey tamamd&#305;; geriye sadece birilerinin gelip al&#305;&#351;veri&#351; yapmas&#305; kal&#305;yordu.</p><p>Ak&#351;ama do&#287;ru yan kom&#351;ular&#305; Naciye Teyze &#8212; ger&#231;ekten ihtiyac&#305; oldu&#287;undan m&#305; yoksa s&#305;rf al&#305;&#351;veri&#351; yapm&#305;&#351; olmak i&#231;in mi, bilinmez &#8212; bir paket kesme &#351;eker ald&#305;. &#304;sa hen&#252;z ka&#231;a alm&#305;&#351; ka&#231; paraya satmas&#305; gerekti&#287;ini bilmedi&#287;inden para istemedi. "Sonra verirsin, Teyze," dedi. Ama Naciye Teyze: "Yok, o&#287;lum; al sana iki y&#252;z lira, eksik fazla seninle sonra hesapla&#351;&#305;r&#305;z," dedi. &#304;sa iki y&#252;z liray&#305; al&#305;p &#231;ekmeceye koydu. Bu, bir bakkal olarak yapt&#305;&#287;&#305; ilk sat&#305;&#351; ve eline ge&#231;en ilk parayd&#305;.</p><p>Daha &#246;nce baz&#305; d&#252;kk&#226;nlarda kazand&#305;klar&#305; ilk paray&#305; &#231;er&#231;eveletip asanlar g&#246;rm&#252;&#351;t&#252;. Kendisi de bu iki y&#252;z liray&#305; &#231;er&#231;eveletip duvara asmay&#305; d&#252;&#351;&#252;nd&#252;.</p><p>&#304;sa okuldan gelince yeme&#287;ini yer yemez d&#252;kkan&#305; a&#231;maya gidiyordu. Al&#305;&#351;veri&#351;e gelenler ufak tefek &#351;eyler alarak d&#252;kkanda sat&#305;lan di&#287;er e&#351;yalar&#305;n fiyat&#305;n&#305; &#246;&#287;renmeye &#231;al&#305;&#351;&#305;yorlard&#305;; sonradan &#246;&#287;rendi&#287;ine g&#246;re bu, her yeni bakkal&#305;n kar&#351;&#305;la&#351;t&#305;&#287;&#305; bir durumdu. M&#252;&#351;teriler yeni a&#231;&#305;lan bakkalla mahalledeki di&#287;er bakkallar&#305;n fiyatlar&#305;n&#305; k&#305;yasl&#305;yorlard&#305;.</p><p>&#304;lerleyen g&#252;nlerde al&#305;&#351;veri&#351;e gelenler sebze meyve de istemeye ba&#351;lay&#305;nca &#304;sa'n&#305;n babas&#305; h&#226;lden birka&#231; kasa sebze meyve ald&#305;.</p><p>Getirdikleri sat&#305;l&#305;yordu sat&#305;lmas&#305;na, ama m&#252;&#351;teriler sebze ve meyveleri se&#231;ti&#287;inden geriye sadece bozuk ve ezikler kal&#305;yordu. &#304;sa da kalanlar&#305; al&#305;p eve g&#246;t&#252;rd&#252;&#287;&#252;nden evde epey domates, patl&#305;can ve biber birikmi&#351;ti. Kom&#351;ular&#305;n&#305;n tavsiyesi &#252;zerine ablas&#305; patl&#305;can ve biberleri kuruttu, domatesleri de sal&#231;a yapt&#305;. Bakkalc&#305;l&#305;k b&#246;yle de y&#252;r&#252;yordu i&#351;te.</p><p>D&#252;kk&#226;na s&#252;rekli gelen m&#252;&#351;teriler veresiye de istemeye ba&#351;lay&#305;nca &#304;sa bir defter bulup veresiye alanlar&#305; yazmaya ba&#351;lad&#305;: Naciye Teyze'nin gelini, Osman Amca'n&#305;n damad&#305;, ev sahibinin yeni kirac&#305;s&#305; Aynur Abla, Mehmet Amca, &#214;mer'in annesi Nurhan Teyze... &#304;sa sadece yaz&#305;yordu; ne zaman &#246;deyecekleri konusunda bir fikri yoktu, gerisi onlara kalm&#305;&#351;t&#305;.</p><p>Babas&#305; ara s&#305;ra "&#304;sa, i&#351;ler nas&#305;l gidiyor, iyi mi bari?" diye sordu&#287;unda "Evet baba, gayet iyi," diyordu.</p><p>Mahallenin &#231;ocuklar&#305; &#8212; ki baz&#305;lar&#305; &#304;sa'n&#305;n okuldan arkada&#351;&#305;yd&#305; &#8212; d&#252;kkan&#305;n &#246;n&#252;nde oynamaya ba&#351;lad&#305;lar. Sak&#305;z &#231;ak&#305;&#351;mak o zamanlar &#231;ok ra&#287;bet g&#246;ren bir oyundu. &#304;sa bakkal d&#252;kkan&#305;n&#305; a&#231;madan &#246;nce de ara s&#305;ra arkada&#351;lar&#305;yla oynard&#305;; ama &#351;imdi &#231;ocuklara sak&#305;z&#305; satan kendisiydi. Arada bir yine kendine h&#226;kim olamay&#305;p dahil oluyordu. Kaybetse de sorun de&#287;ildi; ama sak&#305;z kutusu yar&#305;ya inince "Bu g&#252;nl&#252;k yeter," diyordu.</p><p>&#304;sa'n&#305;n Diyo ad&#305;nda &#231;ok sevdi&#287;i bir &#231;ikolatal&#305; gofret &#231;e&#351;idi vard&#305;. Bu &#231;ikolatal&#305; gofret pahal&#305; oldu&#287;undan her zaman al&#305;p yiyemiyordu. Babas&#305;yla e&#351;ya almaya gitti&#287;inde "&#199;ocuklar istiyor" diye bu &#231;ikolatay&#305; da listeye eklemi&#351;ti &#8212; i&#351;in do&#287;rusu &#231;ocuklar de&#287;il kendisi istemi&#351;ti.</p><p>&#304;sa d&#252;kk&#226;nda yaln&#305;z kald&#305;&#287;&#305;nda bu &#231;ikolatal&#305; gofreti tad&#305;na vara vara yerdi. Her g&#252;n yemek i&#231;in bir bahane buluyordu: "Bug&#252;n i&#351;ler iyi gitti. Bug&#252;n &#231;ok yoruldum. Bug&#252;n d&#252;kkan&#305; erken a&#231;t&#305;m. Bug&#252;n &#231;ok ac&#305;kt&#305;m. Bug&#252;n 23 nisan, " &#199;ocuklar pahal&#305; diye bu &#231;ikolatay&#305; almaya pek g&#246;n&#252;ll&#252; de&#287;illerdi; &#304;sa da zaten satmaya g&#246;n&#252;ll&#252; de&#287;ildi.</p><p>Aradan iki ay ge&#231;ti. D&#252;kkandaki e&#351;yalar azald&#305;k&#231;a toptanc&#305;daki bor&#231; artmaya ba&#351;lad&#305;; bu iyiye i&#351;aret de&#287;ildi. Veresiye defteri de epey kabarm&#305;&#351;t&#305;. Gelenlere utana s&#305;k&#305;la bor&#231;lar&#305;n&#305; hat&#305;rlat&#305;yordu; ama kimse oral&#305; olmuyordu. Baz&#305;lar&#305; "Tabii tabii, hele bir ayba&#351;&#305; gelsin hallederiz," diyordu. Ama kimin borcunu ne zaman kapatmas&#305; gerekti&#287;i konusunda bir fikri yoktu; sadece kim ne alm&#305;&#351;sa deftere yazm&#305;&#351;t&#305;.</p><p>Evde sal&#231;a ve kuru patl&#305;can stokundan sonra babas&#305; art&#305;k h&#226;lden sebze meyve almayaca&#287;&#305;n&#305; s&#246;yledi: "Yaz&#305;k, g&#252;nah; hepsi heba oluyor."</p><p>Gidi&#351;at&#305;n iyi olmad&#305;&#287;&#305;n&#305; g&#246;ren babas&#305; &#304;sa'ya d&#246;nd&#252;: "Toptanc&#305;n&#305;n borcu epey &#231;o&#287;alm&#305;&#351;. D&#252;kkan&#305; sat&#305;p adam&#305;n borcunu kapatmak gerekiyor. Sen kime bor&#231; verdiysen bor&#231;lar&#305;n&#305; kapatmalar&#305;n&#305; iste," dedi.</p><p>&#304;sa bir &#351;ey s&#246;ylemedi. Sadece deftere bakt&#305;.</p><p>Sonraki g&#252;nlerde borcu olanlar d&#252;kkan&#305;n kapanaca&#287;&#305;n&#305; duyunca art&#305;k d&#252;kk&#226;na u&#287;ramaz oldular.</p><p>Bir ak&#351;am babas&#305;, d&#252;kkandaki e&#351;yalar&#305; almas&#305; i&#231;in okulun yan taraf&#305;ndaki ya&#351;l&#305; bakkal&#305; &#231;a&#287;&#305;rd&#305;&#287;&#305;n&#305;, yar&#305;n gelip say&#305;m yapt&#305;ktan sonra e&#351;yalar&#305; g&#246;t&#252;rece&#287;ini s&#246;yledi. E&#351;yalar&#305;n o asabi bakkala verilecek olmas&#305; &#304;sa'n&#305;n hi&#231; ho&#351;una gitmemi&#351;ti. O an akl&#305;nda sadece &#231;ikolatal&#305; gofretler vard&#305;; o gofretleri bu adama vermeye hi&#231; niyeti yoktu. O ak&#351;am "Paralar&#305; d&#252;kkanda unuttum" bahanesiyle d&#252;kkan&#305; a&#231;&#305;p, biri hen&#252;z a&#231;&#305;lmam&#305;&#351; &#246;tekisi yar&#305;lanm&#305;&#351; iki kutu &#231;ikolatay&#305; al&#305;p evde saklad&#305;.</p><p>Sonraki g&#252;n asabi bakkal gelip d&#252;kkandaki t&#252;m e&#351;yalar&#305; al&#305;p g&#246;t&#252;rd&#252;. &#304;sa'yla ablas&#305; d&#252;kkan&#305; temizleyip anahtar&#305; sahibine teslim ettiler.</p><p>&#304;sa okula gidip geldi&#287;inde ya da d&#305;&#351;ar&#305;da arkada&#351;lar&#305;yla oynad&#305;&#287;&#305;nda, eski m&#252;&#351;terilerden baz&#305;lar&#305; kendisine bir miktar para verip "Bunu bizim hesaptan d&#252;&#351;er misin?" diyorlard&#305;.</p><p>&#304;sa da "Olur," diyordu; ama veresiye defterini nereye att&#305;&#287;&#305;n&#305; bile hat&#305;rlam&#305;yordu.</p><p>D&#252;kkandan ne kazan&#305;p ne kaybetti&#287;ini hi&#231; bilemedi; ama bildi&#287;i bir &#351;ey varsa o da saklad&#305;&#287;&#305; ve her ak&#351;am gizlice yedi&#287;i &#231;ikolatal&#305; gofretin &#231;ok lezzetli oldu&#287;uydu.</p><p>Sabahlar&#305; okula giderken kar&#351;&#305;daki d&#252;kkan&#305;n kepenginin &#252;zerindeki "kiRAl&#305;k D&#252;kAn" yaz&#305;s&#305;n&#305; art&#305;k okuyam&#305;yordu; &#231;&#252;nk&#252; d&#252;kkan&#305; a&#231;malar&#305;ndan birka&#231; g&#252;n sonra o yaz&#305;y&#305; kendi elleriyle beyaza boyam&#305;&#351;t&#305;.</p>]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[BOŞ TEPSÎ]]></title><description><![CDATA[Babas&#305;, &#231;ar&#351;&#305;da ayakkab&#305; tamir d&#252;kkan&#305; olan bir akrabalar&#305;na, &#304;sa'n&#305;n ayakkab&#305; boyamas&#305; i&#231;in sand&#305;&#287;&#305;n&#305; d&#252;kkan&#305;n &#246;n&#252;ne koyup koyamayaca&#287;&#305;n&#305; sormu&#351;.]]></description><link>https://hazniaksoy.substack.com/p/bos-tepsi</link><guid isPermaLink="false">https://hazniaksoy.substack.com/p/bos-tepsi</guid><dc:creator><![CDATA[Hazni Aksoy]]></dc:creator><pubDate>Sat, 23 May 2026 11:01:07 GMT</pubDate><enclosure url="https://substackcdn.com/image/fetch/$s_!mtcV!,w_256,c_limit,f_auto,q_auto:good,fl_progressive:steep/https%3A%2F%2Fsubstack-post-media.s3.amazonaws.com%2Fpublic%2Fimages%2F4715d150-2520-4268-88f0-3dc12fbd2b3a_1030x1030.png" length="0" type="image/jpeg"/><content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Babas&#305;, &#231;ar&#351;&#305;da ayakkab&#305; tamir d&#252;kkan&#305; olan bir akrabalar&#305;na, &#304;sa'n&#305;n ayakkab&#305; boyamas&#305; i&#231;in sand&#305;&#287;&#305;n&#305; d&#252;kkan&#305;n &#246;n&#252;ne koyup koyamayaca&#287;&#305;n&#305; sormu&#351;. O da, ne demek laf&#305;m&#305; olur, tabii gelsin koysun, ayr&#305;ca tamire getirilen ayakkab&#305;lar&#305; da boyamas&#305; i&#231;in kendisine veririm, demi&#351;.</p><p>&#304;sa, sand&#305;&#287;&#305; olmadan &#246;nce po&#351;etle o civarlarda ayakkab&#305; boyad&#305;&#287;&#305;ndan bu d&#252;kkan&#305; zaten biliyordu; yaln&#305;zca sahibinin akrabas&#305; oldu&#287;unu bilmiyordu.</p><p>Sand&#305;&#287;&#305;n&#305; al&#305;p do&#287;rudan d&#252;kkan&#305;n &#246;n&#252;ne gitti. D&#252;kkan bir pasaj&#305;n giri&#351;indeydi. Sand&#305;&#287;&#305;n&#305; koydu, ama &#252;zerine oturmak i&#231;in yan&#305;na tabure almad&#305;&#287;&#305;n&#305; o an fark etti; d&#252;kkan&#305;n &#246;n&#252;ndeki beton &#231;&#305;k&#305;nt&#305;ya oturdu, s&#305;rt&#305;n&#305; d&#252;kkan&#305;n alt k&#305;sm&#305; metal olan camek&#226;n&#305;na yaslad&#305;. O civarlar&#305; s&#252;rekli dola&#351;mas&#305;na ra&#287;men ilk defa g&#246;r&#252;yormu&#351; gibi etraf&#305;na al&#305;c&#305; g&#246;zle bakt&#305;.</p><p>Biraz oturduktan sonra terlikleri eline al&#305;p yak&#305;ndaki kahvehanelerde boyayaca&#287;&#305; bir ayakkab&#305; bulmaya &#231;&#305;kt&#305;. Bir iki tur att&#305;; daha &#246;nce ayakkab&#305;s&#305;n&#305; boyad&#305;&#287;&#305;, kendisini tan&#305;yan biri ayakkab&#305;s&#305;n&#305; boyatmak istedi. Ayakkab&#305;y&#305; al&#305;p sand&#305;&#287;&#305;n&#305;n ba&#351;&#305;na d&#246;nd&#252;.</p><p>&#304;sa ayakkab&#305;y&#305; boyarken ayakkab&#305; tamircisi elinde bir tepsiyle d&#252;kkandan d&#305;&#351;ar&#305; &#231;&#305;kt&#305; ve tepsiyi kap&#305;n&#305;n &#246;n&#252;ne yere koydu. &#304;sa'n&#305;n orada oturmu&#351; ayakkab&#305; boyad&#305;&#287;&#305;n&#305; g&#246;r&#252;nce, sa&#287; elindeki k&#252;rdanla di&#351;lerini temizleyip sol eliyle de g&#246;be&#287;ini s&#305;vazlarken:</p><p>&#8212; Oo, beyefendi, g&#252;nayd&#305;n! Bak&#305;yorum i&#351;ba&#351;&#305; yapm&#305;&#351;s&#305;n.</p><p>&#304;sa biraz mahcup bir sesle evet dedi. Tamirci bir s&#252;re ayakkab&#305; boyamas&#305;n&#305; izledikten sonra elindeki k&#252;rdan&#305; a&#287;z&#305;n&#305;n kenar&#305;na koyarak bir &#351;ey demeden i&#231;eri girdi.</p><p>Yaz tatili oldu&#287;undan t&#252;m g&#252;n oralardayd&#305;. Art&#305;k yeri yurdu belli oldu&#287;undan &#8212; ki bu bir boyac&#305; i&#231;in b&#252;y&#252;k avantajd&#305; &#8212; ayakkab&#305;lar&#305;n&#305; boyatmak isteyenler sand&#305;&#287;&#305;na daha bir g&#246;n&#252;l rahatl&#305;&#287;&#305;yla geliyorlard&#305;. Oysa ba&#351;larda tamircinin, tamire gelen ayakkab&#305;lar&#305; kendisine vermesini bekledi; i&#351;leri iyi gitmeye ba&#351;lay&#305;nca bunu tamamen akl&#305;ndan &#231;&#305;kard&#305;.</p><p>Ayakkab&#305; tamircisi her g&#252;n &#246;&#287;len saatlerinde kap&#305;s&#305;n&#305; kilitleyerek yak&#305;ndaki bir lokantadan yemek &#305;smarlamaya gidiyordu. Sipari&#351;i fazla gecikmiyordu; on be&#351;-yirmi dakika sonra lokantac&#305;, elinde tepsiyle &#231;&#305;k&#305;p geliyordu. Kap&#305;ya yak&#305;n oturdu&#287;undan lokantac&#305; tepsiyle &#246;nce &#304;sa'n&#305;n &#246;n&#252;nde bir s&#252;re duruyor, kap&#305;y&#305; a&#231;&#305;p i&#231;eriye &#246;yle giriyordu.</p><p>O saatlerde epey ac&#305;kt&#305;&#287;&#305;ndan getirilen yeme&#287;in kokusunu ta uzaktan al&#305;yordu. Hele kebap &#305;smarland&#305;&#287;&#305; g&#252;nlerde, &#246;n&#252;nde duran tepsideki etin kokusunu burnuna &#231;ektik&#231;e yeme&#287;in tad&#305;na izinsiz bakm&#305;&#351; gibi kendini su&#231;lu hissediyordu.</p><p>Bu yemek sipari&#351; verme i&#351;i hemen hemen her g&#252;n olan bir &#351;eydi. Tepsi kap&#305;dan her girdi&#287;inde, ayakkab&#305; tamircisinin &#304;sa, gel, bug&#252;n yeme&#287;i beraber yiyelim, ya da &#304;sa, bug&#252;n sana da yemek &#305;smarlatt&#305;m, gel beraber yiyelim, ya da &#304;sa, bug&#252;n &#231;ok ac&#305;kt&#305;&#287;&#305;n belli, hadi gel birlikte yiyelim, demesini bekledi elbette. K&#305;sa bir bekleyi&#351;ten sonra i&#231;eriden ses seda gelmeyince, elinde boyayaca&#287;&#305; bir ayakkab&#305; yoksa vakit kaybetmeden yak&#305;ndaki pide f&#305;r&#305;n&#305;na gidiyordu. Her g&#252;n &#246;&#287;lenleri pide yiyordu; taze oldu&#287;undan m&#305;, lava&#351; gibi ince yapt&#305;klar&#305;ndan m&#305;, &#231;ok ac&#305;kt&#305;&#287;&#305;ndan m&#305;, yoksa tepsiyle gelen taze yemek kokular&#305; i&#351;tah&#305;n&#305; kabartt&#305;&#287;&#305;ndan m&#305; &#8212; taze pideyi kuru kuru yedi&#287;inde bile lezzetli geliyordu. Tabii her g&#252;n kuru pide yemiyordu. Boya sand&#305;&#287;&#305;na serdi&#287;i eski bir gazetenin &#252;zerinde pideyle birlikte domates, salatal&#305;k, peynir, helva yedi&#287;i de oluyordu.</p><p>Kap&#305;n&#305;n &#246;n&#252;nde yeme&#287;ini yerken bir yandan da g&#246;z ucuyla yerde duran tepsiye bakarak &#252;zerindeki tabak &#231;anaktan tamircinin o g&#252;n ne yedi&#287;ini bulmaya &#231;al&#305;&#351;&#305;yordu.</p><p>Yine b&#246;yle bir g&#252;n, boyad&#305;&#287;&#305; ayakkab&#305;y&#305; bitirmek &#252;zereydi ki lokantac&#305; her zamanki gibi elindeki tepsiyle gelip &#246;n&#252;nde durdu. Anla&#351;&#305;lan tamirci bu g&#252;n de kebap &#305;smarlam&#305;&#351;t&#305;.</p><p>Ayakkab&#305;y&#305; g&#246;t&#252;r&#252;p sahibine verdi, geri d&#246;n&#252;p yerdeki boya malzemelerini sand&#305;&#287;&#305;n&#305;n i&#231;ine yerle&#351;tirdi. F&#305;r&#305;na gidip pide almay&#305; d&#252;&#351;&#252;n&#252;yordu ki ayakkab&#305; tamircisi i&#231;eriden &#304;sa diye seslendi ve elinde tepsiyle kap&#305;n&#305;n &#246;n&#252;nde belirdi. &#304;sa elinde tepsiyi g&#246;r&#252;nce herhalde yiyemedi, benim yememi istiyor diye d&#252;&#351;&#252;nd&#252; ve biraz da aceleyle aya&#287;a kalkt&#305;.</p><p>&#8212; Al &#351;u tepsiyi. Bug&#252;n lokantan&#305;n &#231;&#305;ra&#287;&#305; yok, tepsiyi lokantaya b&#305;rak, gel.</p><p>Tepsiyi eline alan &#304;sa az &#246;nce ne dedi&#287;ini anlamam&#305;&#351; gibi &#246;nce tamircinin surat&#305;na sonra elinde tuttu&#287;u tepsiye bakt&#305;. Tepsi tamamen bo&#351;tu.</p><p>&#8212; Hadi, ne duruyorsun, &#231;abuk b&#305;rak gel!</p><p>Tamirci bunu tekrarlay&#305;nca &#304;sa kendine geldi. Lokantaya gidene kadar elindeki bo&#351; tepsiye bakmaya devam etti.</p>]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[TÜTÜNCÜ ]]></title><description><![CDATA[Sand&#305;&#287;&#305; olmadan &#246;nce &#304;sa, ayakkab&#305; boyamak i&#231;in elinde po&#351;etiyle sa&#287;da solda epey dola&#351;m&#305;&#351;t&#305;.]]></description><link>https://hazniaksoy.substack.com/p/tutuncu</link><guid isPermaLink="false">https://hazniaksoy.substack.com/p/tutuncu</guid><dc:creator><![CDATA[Hazni Aksoy]]></dc:creator><pubDate>Sun, 17 May 2026 15:24:55 GMT</pubDate><enclosure url="https://substackcdn.com/image/fetch/$s_!mtcV!,w_256,c_limit,f_auto,q_auto:good,fl_progressive:steep/https%3A%2F%2Fsubstack-post-media.s3.amazonaws.com%2Fpublic%2Fimages%2F4715d150-2520-4268-88f0-3dc12fbd2b3a_1030x1030.png" length="0" type="image/jpeg"/><content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Sand&#305;&#287;&#305; olmadan &#246;nce &#304;sa, ayakkab&#305; boyamak i&#231;in elinde po&#351;etiyle sa&#287;da solda epey dola&#351;m&#305;&#351;t&#305;. Art&#305;k sabit bir yeri vard&#305;; bu y&#252;zden sabah evden heyecanla, erkenden &#231;&#305;kt&#305;.</p><p>&#199;ar&#351;&#305;ya vard&#305;&#287;&#305;nda, sand&#305;&#287;&#305;n&#305; &#246;n&#252;ne koydu&#287;u ayakkab&#305; tamircisi hen&#252;z i&#351; yerini a&#231;mam&#305;&#351;t&#305;. Yaln&#305;zca pasaj&#305;n &#246;b&#252;r k&#246;&#351;esindeki t&#252;t&#252;n d&#252;kk&#226;n&#305; a&#231;&#305;kt&#305;. D&#252;kk&#226;n&#305;n &#246;n&#252;nde, bir taburede uzun beyaz sakall&#305;, ya&#351;l&#305;ca bir adam oturuyordu.</p><p>&#304;sa o kadar uzun sakall&#305; birini ilk defa g&#246;r&#252;yordu. Sakallar, oturdu&#287;u taburenin &#252;zerinden neredeyse yere de&#287;ecekti; &#231;enesinden u&#231;lara do&#287;ru iyice sivriliyordu. Sand&#305;&#287;&#305;n&#305;n ba&#351;&#305;na oturup fazla belli etmemeye &#231;al&#305;&#351;arak o tarafa bakt&#305;. Adam, antenini uzatt&#305;&#287;&#305; siyah, k&#252;&#231;&#252;k bir radyoyu kurcal&#305;yordu. Ba&#351;&#305;nda a&#231;&#305;k kahverengi bir takke, beyaz bir g&#246;mle&#287;in &#252;st&#252;ne giydi&#287;i bej bir yelek, alt&#305;nda ise kahverengi bir &#351;alvar vard&#305;.</p><p>Ayakkab&#305; boyac&#305;s&#305; olman&#305;n verdi&#287;i al&#305;&#351;kanl&#305;kla &#304;sa, insanlar&#305;n &#246;nce ayaklar&#305;na, sonra y&#252;zlerine bakard&#305;. Bu kez tam tersi olmu&#351;tu; adam&#305;n sakallar&#305; dikkatini &#231;ekti&#287;inden &#246;nce ba&#351;&#305;na, sonra ayaklar&#305;na bakt&#305;. Adam&#305;n aya&#287;&#305;nda siyah, pek de temiz olmayan lastik bir ayakkab&#305; vard&#305;. Yanl&#305;&#351; m&#305; g&#246;rd&#252; diye bir daha bakt&#305;. Evet, lastik ayakkab&#305;yd&#305;. Ayakkab&#305; boyamak i&#231;in dola&#351;t&#305;&#287;&#305; g&#252;nlerde b&#246;yle lastik ayakkab&#305; giyenlere ara s&#305;ra rastlard&#305;. Bu ayakkab&#305;lar&#305; daha &#231;ok ba&#287; bah&#231;e i&#351;iyle u&#287;ra&#351;anlar giyerdi.</p><p>Ya&#351;l&#305; adam etraf&#305;ndaki d&#252;nyadan kopuk, elindeki radyoyu kula&#287;&#305;na yakla&#351;t&#305;r&#305;p d&#252;&#287;mesini yava&#351; yava&#351; &#231;evirerek kanal ar&#305;yordu. Radyodan net bir t&#252;rk&#252; sesi duyunca sesi biraz a&#231;t&#305; ve radyoyu yere koydu. Sonra yapmas&#305; gereken &#246;nemli bir &#351;eyi hat&#305;rlam&#305;&#351; gibi sa&#287; ve sol eliyle sakallar&#305;n&#305; &#231;enesinden kavray&#305;p u&#231;lar&#305;na dek yukar&#305;dan a&#351;a&#287;&#305;ya do&#287;ru &#231;ekmeye ba&#351;lad&#305;. Bunu her zaman yapt&#305;&#287;&#305; s&#305;radan bir &#351;eymi&#351; gibi d&#252;zenli yap&#305;yordu. Bir s&#252;re sonra sanki ayn&#305; &#351;eyi a&#287;&#305;r &#231;ekimde yap&#305;yormu&#351; gibi sakallar&#305;n&#305; bir sa&#287;, bir sol eliyle daha yava&#351; &#231;ekmeye ba&#351;lad&#305;.</p><p>Bir sabah &#304;sa geldi&#287;inde ya&#351;l&#305; adam her zamanki gibi kap&#305;n&#305;n &#246;n&#252;nde oturuyordu. Ama bu sabah adamda bir tuhafl&#305;k vard&#305;. Dikkatli bak&#305;nca sakallar&#305;n&#305;n olmad&#305;&#287;&#305;n&#305; fark etti. G&#246;zlerine inanamad&#305;; ger&#231;ekten sakallar yoktu. Sand&#305;&#287;&#305;yla ilgileniyormu&#351; gibi davran&#305;yor ama s&#252;rekli o tarafa bak&#305;p duruyordu.</p><p>Ya&#351;l&#305; adam bir sa&#287; elini, bir sol elini &#231;enesinin alt&#305;na at&#305;p bir &#351;eyi yakalamaya &#231;al&#305;&#351;&#305;yordu. Yakalayaca&#287;&#305; bir &#351;ey olmay&#305;nca avucunu s&#305;k&#305;p kolunu yorgunca dizinin &#252;st&#252;ne b&#305;rak&#305;yordu. &#304;sa onu bir s&#252;re daha izledi. Bunu seyrederken g&#246;z&#252; adam&#305;n ayaklar&#305;na ili&#351;ti. Lastik ayakkab&#305;lar yoktu; aya&#287;&#305;nda yeni boyanm&#305;&#351; bir &#231;ift kundura vard&#305;.</p>]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[CİVCİVLER ]]></title><link>https://hazniaksoy.substack.com/p/civcivler</link><guid isPermaLink="false">https://hazniaksoy.substack.com/p/civcivler</guid><dc:creator><![CDATA[Hazni Aksoy]]></dc:creator><pubDate>Sun, 17 May 2026 13:20:22 GMT</pubDate><enclosure url="https://substackcdn.com/image/fetch/$s_!mtcV!,w_256,c_limit,f_auto,q_auto:good,fl_progressive:steep/https%3A%2F%2Fsubstack-post-media.s3.amazonaws.com%2Fpublic%2Fimages%2F4715d150-2520-4268-88f0-3dc12fbd2b3a_1030x1030.png" length="0" type="image/jpeg"/><content:encoded><![CDATA[<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong></p><p>babas&#305; caminin temizli&#287;ini neredeyse her g&#252;n d&#252;zenli bir &#351;ekilde yap&#305;yordu: sabah erken gelir, tuvaletleri ve bah&#231;eyi y&#305;kar, &#231;i&#231;ekleri sulard&#305;. Temizlik s&#246;z konusu oldu&#287;unda hep ayn&#305; &#351;eyi s&#246;ylerdi: "Temizlik imandan gelir."</p><p>&#304;sa, babas&#305;n&#305;n yan&#305;na gide gele oradaki pek &#231;ok ki&#351;iyi tan&#305;m&#305;&#351;t&#305;. M&#252;ezzin ezan saatine az kala gelir, saatin dolmas&#305;n&#305; bekler, ezan&#305; okur, namaza giderdi. Namaz vakitlerinin ard&#305;ndan da imam&#305;n tembihiyle camiyi dola&#351;&#305;r, bah&#231;eye bir g&#246;z atard&#305;. &#304;mam&#305; kendine &#246;rnek alm&#305;&#351;, ona derin bir sayg&#305; beslerdi; cuma namazlar&#305;n&#305; k&#305;ld&#305;rd&#305;&#287;&#305; g&#252;nlerde vaaz verirken t&#305;pk&#305; imam gibi sesini bazen y&#252;kseltir, bazen al&#231;alt&#305;r, arada i&#351;aret parma&#287;&#305;n&#305; kald&#305;r&#305;rd&#305;.</p><p>Bah&#231;eyi dola&#351;t&#305;&#287;&#305; bir g&#252;n topra&#287;&#305;n e&#351;elendi&#287;ini, yolun beton k&#305;sm&#305;na toprak d&#246;k&#252;ld&#252;&#287;&#252;n&#252;, baz&#305; &#231;i&#231;eklerin de hafif&#231;e ezildi&#287;ini g&#246;r&#252;nce aceleyle kul&#252;bede oturan &#304;sa'n&#305;n babas&#305;n&#305;n yan&#305;na gitti.</p><p>&#8212; Selam&#252;n aleyk&#252;m amca.</p><p>&#8212; Aleyk&#252;m selam hoca.</p><p>&#8212; Amca, bilmiyorum g&#246;rd&#252;n m&#252;; bah&#231;e e&#351;elenmi&#351;, baz&#305; &#231;i&#231;ekler ezilmi&#351;, yola toprak d&#246;k&#252;lm&#252;&#351;. Sebebi ne acaba?</p><p>&#8212; Sebebi civcivler.</p><p>&#8212; Civcivler mi?</p><p>&#8212; Hocam, bu &#231;evredeki bah&#231;elerden caminin bah&#231;esine giren tavuk ve civcivler var. G&#246;rd&#252;&#287;&#252;mde onlar&#305; d&#305;&#351;ar&#305; &#231;&#305;kar&#305;yorum, ama f&#305;rsat&#305;n&#305; buldular m&#305; tekrar giriyorlar.</p><p>&#8212; Nereden giriyorlar?</p><p>&#8212; Kap&#305;dan.</p><p>&#8212; Kap&#305;lar kapal&#305; de&#287;il mi?</p><p>&#8212; Kap&#305;lar kapal&#305;, ama camiye gelip gidenler &#231;&#305;karken a&#231;&#305;k b&#305;rak&#305;yorlar.</p><p>&#8212; Hangi kap&#305;dan giriyorlar?</p><p>&#8212; Minare taraf&#305;ndaki kap&#305;dan.</p><p>&#8212; Tamam, o kap&#305;ya bir &#231;are bulmak laz&#305;m.</p><p>&#304;sa'n&#305;n babas&#305; al&#305;&#351;veri&#351;e &#231;&#305;kmas&#305; gereken bir g&#252;n &#304;sa'ya camiye gelmesini s&#246;yledi; &#304;sa gelince &#246;&#287;len namaz&#305;ndan sonra onu b&#305;rak&#305;p ayr&#305;ld&#305;.</p><p>&#304;sa her zamanki gibi kul&#252;benin i&#231;inde oturuyordu; tuvalete gidip gelen azd&#305;, biraz da s&#305;k&#305;l&#305;yordu. O y&#252;zden yan&#305;na bir hik&#226;ye kitab&#305; alm&#305;&#351;t&#305;. Kitab&#305; okudu&#287;u esnada d&#305;&#351;ar&#305;dan m&#252;ezzinin,</p><p>&#8212; Tahir amca! Tahir amca!</p><p>diye ba&#287;&#305;rd&#305;&#287;&#305;n&#305; duydu. Babas&#305; orada olmad&#305;&#287;&#305; i&#231;in &#304;sa d&#305;&#351;ar&#305; &#231;&#305;kt&#305;. M&#252;ezzin musluklar&#305;n orada duruyordu.</p><p>&#8212; Baban yok mu?</p><p>&#8212; Yok, burada de&#287;il; &#231;ar&#351;&#305;ya al&#305;&#351;veri&#351;e gitti.</p><p>&#8212; Tamam, ko&#351;, yukar&#305;da kim varsa s&#246;yle a&#351;a&#287;&#305; gelsin.</p><p>&#304;sa &#246;nce anlamad&#305;, biraz duraklad&#305;. Sonra caminin arka taraf&#305;na, talebelerin kald&#305;&#287;&#305; binaya do&#287;ru ko&#351;tu. Yukar&#305; kata &#231;&#305;kt&#305;, i&#231;erde oturup kitap okuyan talebelere,</p><p>&#8212; Hoca sizi a&#351;a&#287;&#305;ya &#231;a&#287;&#305;r&#305;yor,</p><p>dedi. Talebeler ba&#351;lar&#305;n&#305; kald&#305;r&#305;p birbirlerine bakt&#305;lar, kitaplar&#305;n&#305; kenara koydular, birer birer bah&#231;eye indiler. M&#252;ezzin h&#226;l&#226; &#231;e&#351;melerin orada duruyordu. Talebeler "Acaba sorun ne?" der gibi sorgulayan bak&#305;&#351;larla gelip &#246;n&#252;nde durdular.</p><p>&#8212; Arkada&#351;lar, bah&#231;eye girip sa&#287;a sola zarar veren civcivler var; topra&#287;&#305; e&#351;elemi&#351;ler, &#231;i&#231;ekleri zedelemi&#351;ler, topra&#287;&#305; yola d&#246;km&#252;&#351;ler. Bu b&#246;yle olmaz, do&#287;ru bir &#351;ey de&#287;il. &#350;imdi hemen gidiyorsunuz, o civcivleri yakalay&#305;p buraya getiriyorsunuz.</p><p>&#304;sa'ya d&#246;n&#252;p "&#304;sa sen de onlarla birlikte git" dedi.</p><p>&#304;sa bunu beklemiyordu. &#304;steksizce di&#287;er talebelerin pe&#351;inden gitti. Sa&#287;a sola da&#287;&#305;larak herkes bir civcivin pe&#351;ine d&#252;&#351;t&#252;. Talebeler kovalad&#305;klar&#305; civcivleri birer birer yakalamaya ba&#351;lam&#305;&#351;ken &#304;sa her hamlesinde elinden ka&#231;&#305;r&#305;yordu. O kadar yorgun d&#252;&#351;m&#252;&#351;t&#252; ki art&#305;k vazge&#231;meye karar verdi&#287;i anda, kendisi gibi epey bitap d&#252;&#351;en civcivi yakalamay&#305; ba&#351;ard&#305;.</p><p>En nihayetinde herkes elinde bir civcivle minarenin &#246;n&#252;nde bekleyen m&#252;ezzinin yan&#305;na geldi. &#304;sa ne olup bitti&#287;ini anlamaya &#231;al&#305;&#351;&#305;rken avu&#231;lar&#305;nda tuttu&#287;u civcivin kalp at&#305;&#351;lar&#305;ndan onun ne denli korktu&#287;unu hissediyordu.</p><p>&#8212; &#350;&#246;yle bir yan yana durun bakal&#305;m.</p><p>Hepsi elinde bir civcivle s&#305;raya dizildi. M&#252;ezzin &#246;nlerinde durarak konu&#351;maya ba&#351;lad&#305;:</p><p>&#8212; Sizin bu yapt&#305;&#287;&#305;n&#305;z yanl&#305;&#351; bir &#351;ey. Caminin bah&#231;esine girmeye utanm&#305;yor musunuz? Ba&#351;kas&#305;n&#305;n m&#252;lk&#252;ne izinsiz girip zarar vermek do&#287;ru mu? Bu bah&#231;eye emek veren, temizleyen, sulayan insanlar var; bu insanlara hi&#231; mi sayg&#305;n&#305;z yok?</p><p>Talebeler sanki kendilerine s&#246;yleniyormu&#351; gibi mahcup, ba&#351;lar&#305; &#246;nde sessizce dinliyorlard&#305;. M&#252;ezzin, cuma g&#252;nleri vaaz verdi&#287;i ses tonuyla konu&#351;maya devam etti:</p><p>&#8212; Her yeri da&#287;&#305;t&#305;yor, kirletiyor, &#231;i&#231;eklere, topra&#287;a zarar veriyorsunuz. Sizin kendi bah&#231;eniz, k&#252;mesiniz yok mu? Kendi bah&#231;enizde, k&#252;mesinizde ne yap&#305;yorsan&#305;z yap&#305;n; ama bu bah&#231;eye bir daha girmeyin. Sizi bir daha buralarda g&#246;rmeyeyim.</p><p>M&#252;ezzin konu&#351;tuk&#231;a &#304;sa da i&#231;inden, "Tamam hocam, hakl&#305;s&#305;n&#305;z; s&#246;z, bu bah&#231;eye bir daha girmeyece&#287;im," diyordu.</p><p>&#8212; &#350;imdi onlar&#305; g&#246;t&#252;r&#252;n, hangi bah&#231;eden gelmi&#351;lerse o bah&#231;eye geri b&#305;rak&#305;n.</p><p>Talebeler ellerindeki civcivlerle kap&#305;dan d&#305;&#351;ar&#305; &#231;&#305;kt&#305;lar; &#304;sa da onlar&#305;n pe&#351;inden gitti. D&#305;&#351;ar&#305;da camiye biti&#351;ik bir iki bah&#231;eye bakt&#305;ktan sonra ellerindeki civcivleri, ba&#351;ka civciv ve tavuklar&#305;n oldu&#287;u bir bah&#231;eye b&#305;rak&#305;p geri d&#246;nd&#252;ler.</p><p>M&#252;ezzin ellerini arkada kavu&#351;turmu&#351; bekliyordu. Gelen talebelere g&#252;l&#252;mseyerek,</p><p>&#8212; Civcivleri b&#305;rakt&#305;n&#305;z m&#305;?</p><p>diye sordu; evet cevab&#305; al&#305;nca,</p><p>&#8212; Elinize sa&#287;l&#305;k, Allah sizden raz&#305; olsun,</p><p>dedi.</p><p>Sonraki g&#252;nlerde civcivler, m&#252;ezzinin verdi&#287;i vaazdan iyi bir ders &#231;&#305;kard&#305;klar&#305;ndan m&#305;, yoksa ikinci bir dersi dinlemeye takatleri kalmad&#305;&#287;&#305;ndan m&#305; bilinmez; bir s&#252;re bah&#231;ede g&#246;r&#252;nmediler.</p><p>&#304;sa, camiye her geli&#351;inde ne olur ne olmaz diyerek &#246;nce bah&#231;eye bir tur at&#305;yor, civciv var m&#305; yok mu diye bak&#305;yor, ondan sonra babas&#305;n&#305;n yan&#305;na gidiyordu.</p>]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[DİLENCİ ]]></title><description><![CDATA[&#304;sa, yaz tatilinde her Cuma babas&#305;n&#305;n yan&#305;na camiye giderdi.]]></description><link>https://hazniaksoy.substack.com/p/dilenci</link><guid isPermaLink="false">https://hazniaksoy.substack.com/p/dilenci</guid><dc:creator><![CDATA[Hazni Aksoy]]></dc:creator><pubDate>Wed, 06 May 2026 15:22:49 GMT</pubDate><enclosure url="https://substackcdn.com/image/fetch/$s_!mtcV!,w_256,c_limit,f_auto,q_auto:good,fl_progressive:steep/https%3A%2F%2Fsubstack-post-media.s3.amazonaws.com%2Fpublic%2Fimages%2F4715d150-2520-4268-88f0-3dc12fbd2b3a_1030x1030.png" length="0" type="image/jpeg"/><content:encoded><![CDATA[<p></p><p>&#304;sa, yaz tatilinde her Cuma babas&#305;n&#305;n yan&#305;na camiye giderdi. Babas&#305; namaza girdi&#287;inde babas&#305;n&#305;n yerine ge&#231;er, tuvaletleri kullananlardan para al&#305;rd&#305;. Ama as&#305;l ilgisini &#231;eken &#351;ey orada olup bitenleri izlemekti; neredeyse her hafta ayr&#305; bir olaya tan&#305;k oluyordu. &#214;nceki hafta birinin ayakkab&#305;s&#305; &#231;al&#305;nm&#305;&#351;, adam tahta takunyalarla ortal&#305;kta dola&#351;mak zorunda kalm&#305;&#351;t&#305;.</p><p>Babas&#305; onu namaz vakti gelip &#231;a&#287;&#305;rana dek oralar&#305; dola&#351;&#305;yor, bah&#231;enin i&#231;inde d&#305;&#351;&#305;nda olup bitenleri izliyordu. Her Cuma d&#305;&#351; kap&#305;n&#305;n &#246;n&#252; seyyar sat&#305;c&#305; ve dilencilerle doluyordu. Camiye gelenlerin kalabal&#305;&#287;&#305;na seyyar sat&#305;c&#305;lar&#305;n ve dilencilerin kalabal&#305;&#287;&#305; da ekleniyordu.</p><p>Seyyar sat&#305;c&#305;lar &#252;&#231; tekerlekli arabalar&#305;n&#305;n &#252;zerinde t&#252;rl&#252; sebze ve meyve sat&#305;yorlard&#305;. Hedefleri, cemaat camiden &#231;&#305;kt&#305;&#287;&#305;nda arabalar&#305;n&#305;n &#252;st&#252;ndeki her &#351;eyi m&#252;mk&#252;n mertebe bitirmekti. Ana giri&#351; kap&#305;s&#305;na yak&#305;n bir yere gelmeye &#231;al&#305;&#351;salar da bunu ba&#351;aram&#305;yorlard&#305;; &#231;&#252;nk&#252; dilenciler onlardan &#231;ok daha erken gelerek kap&#305;n&#305;n giri&#351;ini sa&#287;l&#305; sollu kapm&#305;&#351; oluyorlard&#305;.</p><p>&#304;sa camiye geldi&#287;inde &#246;nce babas&#305;n&#305;n yan&#305;na u&#287;rad&#305;, daha sonra d&#305;&#351; kap&#305;ya do&#287;ru y&#252;r&#252;d&#252;. Ana giri&#351; kap&#305;s&#305;ndan d&#305;&#351;ar&#305; &#231;&#305;kt&#305;&#287;&#305;nda kap&#305;n&#305;n &#246;n&#252;n&#252;n tamamen dilencilerle dolu oldu&#287;unu g&#246;rd&#252;. Seyyar sat&#305;c&#305;lar da ileride yan yana dizilmi&#351;lerdi. &#304;sa kenarda bekleyerek giri&#351;teki dilencileri izlemeye koyuldu. Bu hafta nedense g&#246;z&#252;ne daha &#231;oklarm&#305;&#351; gibi g&#246;r&#252;nd&#252;ler. Kuca&#287;&#305;nda bebek ta&#351;&#305;yan; sa&#287;l&#305;kl&#305; g&#246;r&#252;nmesine kar&#351;&#305;n giydi&#287;i eski elbiselerle kendini gelen ge&#231;ene ac&#305;nd&#305;rmaya &#231;al&#305;&#351;an; pantolonunu s&#305;y&#305;rarak kesik baca&#287;&#305;n&#305; yere serdi&#287;i mendilin yan&#305;na uzatan; tan&#305;nmamak i&#231;in sadece g&#246;zleri g&#246;r&#252;necek &#351;ekilde t&#252;lbentleriyle y&#252;zlerini &#246;rten dilenciler vard&#305;.</p><p>T&#252;m bu dilenciler aras&#305;nda bir de yer kapma yar&#305;&#351;&#305; vard&#305;. Erken gelenler kap&#305;n&#305;n hemen &#231;&#305;k&#305;&#351;&#305;nda oturuyordu; ge&#231; gelenler yer bulamay&#305;nca caminin i&#231; taraftaki giri&#351;ine oturuyorlard&#305;. Ancak yolu kapatt&#305;klar&#305;ndan imam, dilencilerin bah&#231;eye girmesini yasaklam&#305;&#351;t&#305;. Dilencilerse bu yasa&#287;&#305; s&#252;rekli &#231;i&#287;niyorlard&#305;.</p><p>&#304;sa'n&#305;n babas&#305; f&#305;rsat bulduk&#231;a gelip bah&#231;ede oturan dilencileri uyar&#305;yor, onlar&#305; d&#305;&#351;ar&#305; &#231;&#305;kmaya davet ediyordu. Dilenciler s&#246;ylene s&#246;ylene d&#305;&#351;ar&#305; &#231;&#305;k&#305;yor; namaz bitip cemaat da&#287;&#305;lmaya yak&#305;n yeniden i&#231;eri giriyorlard&#305;.</p><p>Namaz ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;nda herkes s&#246;zle&#351;mi&#351; gibi hem i&#231;erisi hem d&#305;&#351;ar&#305;s&#305; birden sessizle&#351;iyordu. Seyyar sat&#305;c&#305;lar arabalar&#305;n&#305;n ba&#351;&#305;nda beklerken dilenciler yerlerinde hareketsiz oturuyordu. &#304;sa da o s&#305;rada babas&#305;n&#305;n yerine ge&#231;mi&#351;, tuvaletin ba&#351;&#305;nda bekliyordu.</p><p>Namaz bitip &#304;sa'n&#305;n babas&#305; yerine d&#246;n&#252;nce &#304;sa da tekrar bah&#231;eye &#231;&#305;kt&#305;. D&#305;&#351; kap&#305;ya do&#287;ru y&#252;r&#252;rken caminin i&#231;erideki ana kap&#305;s&#305;n&#305;n &#246;n&#252;ndeki hareketlilik dikkatini &#231;ekti; o tarafa yakla&#351;&#305;p izlemeye ba&#351;lad&#305;.</p><p>M&#252;ezzin ve camide yat&#305;l&#305; kalan iki talebe, giri&#351; kap&#305;s&#305;n&#305;n &#246;n&#252;ne yere bir &#246;rt&#252; sermi&#351;lerdi. Camiden &#231;&#305;kanlara &#8220;Camiye yard&#305;m, camiye yard&#305;m! Allah r&#305;zas&#305; i&#231;in camiye yard&#305;m!&#8221; diye seslenerek para topluyorlard&#305;. Camiden &#231;&#305;kanlar da bu &#231;a&#287;r&#305;ya sessiz kalmayarak &#246;rt&#252;n&#252;n &#252;zerine pe&#351; pe&#351;e k&#226;&#287;&#305;t paralar at&#305;yordu; k&#305;sa s&#252;rede &#246;rt&#252;n&#252;n &#252;st&#252; at&#305;lan paralar bir t&#252;msek olu&#351;turdu.</p><p>Bu para toplanan yerin az &#246;tesinde ise ya&#351;l&#305;ca bir dilenci yere bir mendil sermi&#351;ti; mendil &#252;zerinde birka&#231; bozuk para duruyordu. Camiye yard&#305;m i&#231;in para atanlar bu dilencinin &#246;n&#252;nden, orada &#246;yle biri yokmu&#351; gibi ge&#231;ip gidiyorlard&#305;. Dilenci, bir yandan az &#246;tesindeki da&#287; gibi birikmi&#351; paraya, bir yandan da kendi &#246;n&#252;ndeki &#252;&#231; be&#351; bozuk paraya bakt&#305;.</p><p>&#8220;Allah r&#305;zas&#305; i&#231;in bana da verin, ben de fakirim, benim de ihtiyac&#305;m var, bana niye vermiyorsunuz?&#8221; demeye ba&#351;lad&#305;. Buna ra&#287;men yine de kimse oral&#305; olmay&#305;nca sesini biraz daha y&#252;kseltti: &#8220;Yav, hep oraya at&#305;yorsunuz, biraz da buraya atsan&#305;za; bana niye vermiyorsunuz?&#8221;</p><p>Bunu duyan m&#252;ezzin dilenciye ters ters bakt&#305;; &#8220;La havle vela...&#8221; deyip i&#351;ine devam etti.</p><p>Dilenci bir kez daha, ama bu kez biraz daha uzun bir s&#252;reyle para y&#305;&#287;&#305;n&#305;na bakt&#305;. Sonra &#246;n&#252;ndeki mendili, &#252;zerindeki bozuk paralarla birlikte &#246;fkeyle buru&#351;turup cebine koydu ve homurdanarak oradan ayr&#305;ld&#305;.</p><p>&#304;sa da arkas&#305;na bile bakmadan kap&#305;dan &#231;&#305;k&#305;p giden ya&#351;l&#305; dilencinin ard&#305;ndan bakt&#305; ve do&#287;ru zamanda ama yanl&#305;&#351; yerde tezg&#226;h a&#231;t&#305;&#287;&#305; i&#231;in dilenci ad&#305;na &#252;z&#252;ld&#252;.</p>]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[GÖKTE ARARKEN ]]></title><description><![CDATA[&#304;sa okuldan d&#246;nd&#252;&#287;&#252;nde babas&#305;yla kap&#305;da kar&#351;&#305;la&#351;t&#305;; babas&#305; ayakkab&#305;lar&#305;n&#305; giymek &#252;zereydi.]]></description><link>https://hazniaksoy.substack.com/p/gokte-ararken</link><guid isPermaLink="false">https://hazniaksoy.substack.com/p/gokte-ararken</guid><dc:creator><![CDATA[Hazni Aksoy]]></dc:creator><pubDate>Wed, 29 Apr 2026 15:01:23 GMT</pubDate><enclosure url="https://substackcdn.com/image/fetch/$s_!mtcV!,w_256,c_limit,f_auto,q_auto:good,fl_progressive:steep/https%3A%2F%2Fsubstack-post-media.s3.amazonaws.com%2Fpublic%2Fimages%2F4715d150-2520-4268-88f0-3dc12fbd2b3a_1030x1030.png" length="0" type="image/jpeg"/><content:encoded><![CDATA[<p><br>&#304;sa okuldan d&#246;nd&#252;&#287;&#252;nde babas&#305;yla kap&#305;da kar&#351;&#305;la&#351;t&#305;; babas&#305; ayakkab&#305;lar&#305;n&#305; giymek &#252;zereydi.<br>&#8212; Baba, nereye gidiyorsun?<br>&#8212; Bir i&#351;e bakmaya gidece&#287;im.<br>&#8212; &#304;&#351; mi buldun?<br>&#8212; Daha belli de&#287;il. Hayrettin amcan s&#246;yledi; a&#351;a&#287;&#305; mahalledeki cami imam&#305; bah&#231;enin bak&#305;m&#305; ve temizli&#287;ini yapacak birini ar&#305;yormu&#351;. O da benden s&#246;z edince imam, "Gelsin, bir g&#246;r&#252;&#351;elim" demi&#351;. &#304;mamla g&#246;r&#252;&#351;meye gidiyorum.<br>&#304;sa'n&#305;n babas&#305; Raman'a ta&#351;&#305;nd&#305;klar&#305;ndan beri i&#351; ar&#305;yordu. Zaten bu &#351;ehre ta&#351;&#305;nmalar&#305;n&#305;n sebebi de babas&#305;n&#305;n burada daha kolay i&#351; bulacak olmas&#305;yd&#305;; ancak geldikleri g&#252;nden beri yapt&#305;&#287;&#305; say&#305;s&#305;z ba&#351;vuruya ra&#287;men eli bo&#351; d&#246;nm&#252;&#351;t&#252;. Babas&#305; ge&#231;en yaz ailecek tarlada &#231;al&#305;&#351;arak kazand&#305;klar&#305; paran&#305;n bir k&#305;sm&#305;n&#305; buraya ta&#351;&#305;n&#305;rken nakliyeye &#246;demi&#351;, bir k&#305;sm&#305;n&#305; da yeni ta&#351;&#305;nd&#305;klar&#305; evin bir y&#305;ll&#305;k pe&#351;in kiras&#305;na vermi&#351;ti. Elinde avucunda kalan&#305; g&#252;nl&#252;k ihtiya&#231;lar&#305; i&#231;in idareli bir &#351;ekilde kullanmaya &#231;al&#305;&#351;&#305;yordu.<br>&#304;sa ayakkab&#305; boyac&#305;l&#305;&#287;&#305; yaparak elinden geldi&#287;ince evin g&#252;nl&#252;k ihtiya&#231;lar&#305;na katk&#305;da bulunmaya &#231;al&#305;&#351;&#305;yordu; babas&#305;n&#305;n y&#252;z&#252;nden eksik olmayan o kayg&#305;l&#305; hal, maddi s&#305;k&#305;nt&#305;lar&#305;n onun tahmin etti&#287;inden fazla oldu&#287;unu g&#246;steriyordu.<br>&#304;sa o g&#252;n de okuldan gelince &#231;abucak bir &#351;eyler yiyip boya sand&#305;&#287;&#305;n&#305; s&#305;rt&#305;na atarak &#231;ar&#351;&#305;n&#305;n yolunu tutmu&#351;tu. &#304;&#351;ler pek umdu&#287;u gibi gitmemi&#351;ti; kesin boyat&#305;rlar dedi&#287;i pek &#231;ok ki&#351;i ayakkab&#305;lar&#305;n&#305;, bir neden s&#246;ylemeden, boyatmam&#305;&#351;t&#305;. Her g&#252;n ne&#351;eyle &#351;ark&#305; s&#246;yleyerek d&#246;nd&#252;&#287;&#252; tren yolundan o ak&#351;am sessizce, &#351;ark&#305; s&#246;ylemeden d&#246;nm&#252;&#351;t&#252;. <br>Bah&#231;e kap&#305;s&#305;ndan i&#231;eri girdi&#287;inde babas&#305;n&#305;n evin kap&#305;s&#305;n&#305;n &#246;n&#252;ne oturmu&#351; &#231;ay i&#231;ti&#287;ini g&#246;rd&#252;. Omuzundaki sand&#305;&#287;&#305; yere koymadan do&#287;rudan babas&#305;n&#305;n yan&#305;na gitti.<br>&#8212; Baba, ne yapt&#305;n? &#304;&#351;e ba&#351;l&#305;yor musun?<br>Babas&#305;, omuzunda boya sand&#305;&#287;&#305;yla verece&#287;i cevab&#305; merakla bekleyen &#304;sa'ya bir s&#252;re bakt&#305;.<br>&#8212; Yok o&#287;lum, hen&#252;z de&#287;il. Bug&#252;n cami imam&#305;yla g&#246;r&#252;&#351;t&#252;m, bana camiyi gezdirdi; ne yapaca&#287;&#305;m&#305;, ne yapmam gerekti&#287;ini anlatt&#305;. K&#305;smetse iki &#252;&#231; g&#252;n sonra ba&#351;layaca&#287;&#305;m.<br>Babas&#305; caminin bah&#231;esinin bak&#305;m&#305;n&#305;, tuvaletlerin ve geri kalan yerlerin temizli&#287;ini yapacak; kar&#351;&#305;l&#305;&#287;&#305;nda da tuvaletleri kullananlardan alaca&#287;&#305; &#252;cret kendisine kalacakt&#305;.<br>&#304;sa b&#246;yle bir i&#351;i ilk defa duyuyordu, nas&#305;l bir i&#351; oldu&#287;unu tam anlayamam&#305;&#351;t&#305;. Babas&#305; ise bu i&#351;i buldu&#287;una olduk&#231;a memnundu: hem bir s&#252;redir devam eden k&#246;t&#252; gidi&#351;attan kurtuluyordu, hem de g&#252;n boyunca camide kalacakt&#305;.<br>&#304;sa'n&#305;n babas&#305; namaz&#305;n mutlaka camide cemaatle birlikte k&#305;l&#305;nmas&#305; gerekti&#287;ine inan&#305;yordu. Oturduklar&#305; eve epey yak&#305;n bir cami olmas&#305;na ra&#287;men oraya gitmez, &#231;ar&#351;&#305;n&#305;n merkezinde,olduk&#231;a uzaktaki bir camiye namaz k&#305;lmaya giderdi. &#304;sa bir ara bunu sormu&#351;tu:<br>&#8212; Baba, mahalledeki camide niye namaz k&#305;lm&#305;yorsun da uzaklara gidiyorsun?<br>Babas&#305; da &#351;&#246;yle demi&#351;ti:<br>&#8212; Evet, do&#287;ru s&#246;yl&#252;yorsun, buradaki cami yak&#305;n; ama &#231;ar&#351;&#305;daki cami b&#252;y&#252;k. B&#252;y&#252;k olan caminin hayr&#305; da b&#252;y&#252;k olur.<br>&#304;ki g&#252;n sonra bir sabah &#304;sa uyand&#305;&#287;&#305;nda babas&#305;n&#305;n evde olmad&#305;&#287;&#305;n&#305; fark etti, ablas&#305;na sordu.<br>&#8212; Ben de g&#246;rmedim, dedi ablas&#305;.<br>Demek ki babas&#305; yeni i&#351;ine ba&#351;lam&#305;&#351;t&#305;. &#304;sa o sabah daha bir ne&#351;eliydi; okula gidene kadar k&#252;&#231;&#252;k karde&#351;ine tak&#305;lm&#305;&#351;, ona &#351;akalar yapm&#305;&#351;t&#305;.<br>Okuldan d&#246;nd&#252;&#287;&#252;nde kap&#305;da babas&#305;na rastlad&#305;.<br>&#8212; Baba, nas&#305;ls&#305;n? Bu sabah evde de&#287;ildin, i&#351;e mi gitmi&#351;tin?<br>&#8212; Evet, &#351;imdi tekrar gidiyorum, deyip evden ayr&#305;ld&#305;.<br>&#304;sa ablas&#305;yla babas&#305;n&#305;n i&#351;i hakk&#305;nda konu&#351;uyordu. Ablas&#305;, babas&#305;n&#305;n cami tuvaletlerinin giri&#351;ine bir kul&#252;be yapt&#305;rmas&#305; gerekti&#287;ini, onun i&#231;in de marangozla g&#246;r&#252;&#351;meye gitti&#287;ini s&#246;yledi.<br>Babas&#305; birka&#231; g&#252;n b&#246;yle d&#252;zensiz gidip geldi. Bir ak&#351;am eve ge&#231; saatlerde d&#246;nd&#252;&#287;&#252;nde &#304;sa babas&#305;na :<br>&#8212; Baba, i&#351;e ba&#351;lad&#305;n m&#305;? &#350;imdi ne yap&#305;yorsun?<br>&#8212; Caminin tuvaletlerini kullananlardan para al&#305;yorum. Daha yeni ba&#351;lad&#305;m, &#231;ok i&#351; olmuyor; ama yava&#351; yava&#351; olur, in&#351;allah.<br>Sonraki g&#252;nlerde &#304;sa babas&#305;n&#305; sabahlar&#305; bir daha hi&#231; g&#246;rmedi; sabah erken saatlerde evden &#231;&#305;k&#305;yor, ak&#351;am namaz&#305;ndan sonra eve d&#246;n&#252;yordu.<br>***<br>&#304;sa babas&#305;n&#305;n &#231;al&#305;&#351;t&#305;&#287;&#305; yeri merak ediyordu. Okuldan d&#246;nd&#252;&#287;&#252; bir g&#252;n ablas&#305;na, "Ben bug&#252;n boyaya gitmeyece&#287;im, babam&#305;n yan&#305;na gidece&#287;im," dedi.<br>&#8212; Hangi camide oldu&#287;unu biliyor musun?<br>&#8212; Babam bana anlatm&#305;&#351;t&#305;: ana caddeden d&#252;md&#252;z a&#351;a&#287;&#305; inince orada bir g&#246;bek var, oraya gidince minaresi g&#246;r&#252;n&#252;yormu&#351;. Kolay bulurum.<br>&#304;sa babas&#305;n&#305;n tarif etti&#287;i gibi ana caddeden d&#252;md&#252;z devam etti. Uzakta olmas&#305;na ra&#287;men caminin minaresi g&#246;r&#252;n&#252;yordu. G&#246;be&#287;e geldi&#287;inde cami taraf&#305;ndaki bir soka&#287;a girdi; sokak bitiminde geni&#351;&#231;e bir alana &#231;&#305;kt&#305;. Cami sol tarafta kal&#305;yordu. Ye&#351;ile boyanm&#305;&#351;, kemerli ve iki kanatl&#305; olan demir kap&#305;lardan biri kapal&#305;, di&#287;eri a&#231;&#305;kt&#305;.<br>&#304;sa kap&#305;dan i&#231;eri girdi&#287;inde g&#246;zleri &#246;nce babas&#305;n&#305; arad&#305;. Ortal&#305;k &#231;ok sessizdi. Sol tarafta caminin ana giri&#351;i, sa&#287; tarafta ise abdest almak i&#231;in duvara monte edilmi&#351; musluklar ve her muslu&#287;a denk gelen betondan tabureler vard&#305;. &#304;sa etraf&#305; izleyerek yava&#351;&#231;a ilerledi. Caminin ana giri&#351;ini ge&#231;ince solda, k&#252;&#231;&#252;k bir avluda caminin minaresi duruyordu; minarenin hemen yan&#305;nda arka bah&#231;eye ve ikinci bir &#231;&#305;k&#305;&#351; kap&#305;s&#305;na giden bir yol vard&#305;. &#304;sa h&#226;l&#226; babas&#305;n&#305; g&#246;rememi&#351;ti. Musluklara do&#287;ru duvar hizas&#305;nda y&#252;r&#252;meye devam etti; ileride demirden bir kap&#305; ve solda caminin tuvaletleri oldu&#287;unu tahmin etti&#287;i bir giri&#351; vard&#305;. Demir kap&#305;n&#305;n &#246;n&#252;ne yakla&#351;t&#305;&#287;&#305;nda babas&#305;n&#305;n sa&#287;da, caml&#305; bir b&#246;lmede oturdu&#287;unu g&#246;rd&#252;. Babas&#305; &#304;sa'y&#305; g&#246;r&#252;nce oturdu&#287;u yerden d&#305;&#351;ar&#305; &#231;&#305;kt&#305;.<br>&#8212; Ne yap&#305;yorsun burada? Boyaya gitmedin mi?<br>&#8212; Yok baba, bug&#252;n senin yan&#305;na geleyim dedim.<br>&#304;sa hafif aral&#305;k kalan kap&#305;y&#305; eliyle biraz daha a&#231;&#305;p babas&#305;n&#305;n oturdu&#287;u yere bakt&#305;. Babas&#305; oturdu&#287;u sandalyenin &#252;zerine bir minder koymu&#351;, s&#305;rt&#305;n&#305; yaslad&#305;&#287;&#305; yere de katlanm&#305;&#351; bir seccade koymu&#351;tu. Ayaklar&#305;n&#305;n dibinde delikli bir tu&#287;lan&#305;n &#252;st&#252;ne k&#252;&#231;&#252;k bir elektrikli ta&#351; oca&#287;&#305; duruyordu. &#304;sa i&#231;eri girip sandalyeye oturdu, s&#305;rt&#305;n&#305; geriye yaslad&#305;; oturdu&#287;u yeri pek rahat bulmay&#305;p tekrar d&#305;&#351;ar&#305; &#231;&#305;kt&#305;.<br>&#8212; Baba, tuvalete &#231;ok ki&#351;i geliyor mu?<br>&#8212; Daha &#231;ok namaz vakitlerinde gelen giden oluyor.<br>&#8212; Tuvalete girenlerden ka&#231; para al&#305;yorsun?<br>&#8212; Be&#351; lira.<br>&#304;sa da ayakkab&#305;lar&#305; be&#351; liraya boyuyordu; g&#252;nde alt&#305; yedi, bazen on &#231;ift ayakkab&#305; boyuyordu. On ayakkab&#305; be&#351; liradan elli lira yap&#305;yordu. Babas&#305;&nbsp; bir ki&#351;iden be&#351; lira, iki ki&#351;iden on lira al&#305;yordu. Bir s&#252;re d&#252;&#351;&#252;nd&#252;, babas&#305;n&#305;n ka&#231; para kazand&#305;&#287;&#305;yla ilgili bir sonuca varamay&#305;nca hesaplamaktan vazge&#231;ti.<br>&#304;sa bu kez tuvaletlere do&#287;ru y&#252;r&#252;d&#252;, yan yana be&#351; kap&#305; sayd&#305;. Tuvalet kap&#305;lar&#305;n&#305;n kar&#351;&#305;s&#305;ndaki duvarda kare &#351;eklinde k&#252;&#231;&#252;k pencereler vard&#305;; pencerelerin her biri bir kap&#305;ya denk geliyordu.<br>&#304;sa geri d&#246;n&#252;p babas&#305;n&#305;n oturdu&#287;u kul&#252;benin yan&#305;ndaki pasl&#305; kap&#305;n&#305;n &#246;n&#252;nde durdu. Babas&#305; ileride elinde s&#252;p&#252;rgeyle bah&#231;eyi s&#252;p&#252;r&#252;yordu.<br>&#304;sa bu kap&#305;n&#305;n nereye a&#231;&#305;ld&#305;&#287;&#305;n&#305; merak etti. Kap&#305; s&#252;rg&#252;l&#252;yd&#252;. S&#252;rg&#252;y&#252; geriye do&#287;ru &#231;ekti; a&#231;&#305;lmad&#305;. Yukar&#305; a&#351;a&#287;&#305; oynat&#305;p tekrar &#231;ekince s&#252;rg&#252;yle birlikte kap&#305; da a&#231;&#305;ld&#305;.<br>&#304;sa soka&#287;a &#231;&#305;kmadan kap&#305;n&#305;n &#246;n&#252;nde etrafa bir g&#246;z att&#305;. Soka&#287;&#305;n sol taraf&#305;na briketten bir duvar &#246;r&#252;lm&#252;&#351;t&#252;. Kar&#351;&#305;da ise bah&#231;eli iki ev ve bir s&#252;r&#252; e&#351;yayla dolu iki balkon vard&#305;. &#304;sa kap&#305;y&#305; kapat&#305;p s&#252;rg&#252;y&#252; geri itti.<br>Babas&#305; ana giri&#351;e yak&#305;n etrafa s&#252;p&#252;rmeye devam ediyordu. &#304;sa bu kez minareye do&#287;ru y&#252;r&#252;d&#252;. Minarenin yan taraf&#305;ndaki duvar boyunca beton bir yol ve bu yol boyunca ak&#351;am sefas&#305; &#231;i&#231;ekleri vard&#305;. Yolun sonunda &#252;st&#252; kemerli bir kap&#305; daha vard&#305;; bu da caminin &#252;&#231;&#252;nc&#252; kap&#305;s&#305;yd&#305;. Sol tarafta ise farkl&#305; renklerde &#231;i&#231;eklerle dolu bak&#305;ml&#305; bir bah&#231;e ve camiye biti&#351;ik beyaza boyanm&#305;&#351; tek katl&#305; bir bina vard&#305;.<br>&#304;sa bah&#231;ede durup iki &#351;erefeli minareye bakt&#305;. Minare epey y&#252;ksekti. Yukar&#305; do&#287;ru bakarak en &#252;stteki balkondan evlerin, arabalar&#305;n, insanlar&#305;n nas&#305;l g&#246;r&#252;nd&#252;&#287;&#252;n&#252; hayal etti. Sonra kafas&#305;n&#305; yere do&#287;ru indirip ayaklar&#305;na bakt&#305;. Sahi, minareye nas&#305;l &#231;&#305;k&#305;l&#305;yordu ki?<br>A&#287;&#305;r ad&#305;mlarla babas&#305;n&#305;n kul&#252;besine do&#287;ru y&#252;r&#252;d&#252;. Babas&#305; bah&#231;eyi s&#252;p&#252;rmeyi bitirmi&#351;, sandalyesinde tesbih &#231;ekerek sessizce oturuyordu.<br>&#8212; Baba, art&#305;k &#231;ar&#351;&#305;daki b&#252;y&#252;k camiye gitmiyor musun?<br>Babas&#305; ba&#351;&#305;n&#305; kald&#305;rd&#305;.<br>&#8212; Yok art&#305;k, gitmiyorum&#8230; Bu cami de b&#252;y&#252;k.</p>]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[SANDIKSIZ BOYACI ]]></title><description><![CDATA[&#304;sa'n&#305;n babas&#305; normalde sabahlar&#305; onlarla birlikte kahvalt&#305; yapmazd&#305;; erkenden i&#351;e giderdi.]]></description><link>https://hazniaksoy.substack.com/p/sandiksiz-boyaci</link><guid isPermaLink="false">https://hazniaksoy.substack.com/p/sandiksiz-boyaci</guid><dc:creator><![CDATA[Hazni Aksoy]]></dc:creator><pubDate>Mon, 20 Apr 2026 22:09:34 GMT</pubDate><enclosure url="https://substackcdn.com/image/fetch/$s_!mtcV!,w_256,c_limit,f_auto,q_auto:good,fl_progressive:steep/https%3A%2F%2Fsubstack-post-media.s3.amazonaws.com%2Fpublic%2Fimages%2F4715d150-2520-4268-88f0-3dc12fbd2b3a_1030x1030.png" length="0" type="image/jpeg"/><content:encoded><![CDATA[<p></p><p>&#304;sa'n&#305;n babas&#305; normalde sabahlar&#305; onlarla birlikte kahvalt&#305; yapmazd&#305;; erkenden i&#351;e giderdi. Ancak bir s&#252;redir &#231;al&#305;&#351;mad&#305;&#287;&#305;ndan sabahlar&#305; o da onlarla kahvalt&#305; masas&#305;na oturur olmu&#351;tu. Yine b&#246;yle bir sabah babas&#305;, "Birka&#231; g&#252;n sonra Raman'a ta&#351;&#305;naca&#287;&#305;z," dedi.</p><p>Ablas&#305; kahvalt&#305;y&#305; b&#305;rakm&#305;&#351; babas&#305;na bak&#305;yordu. &#304;sa a&#287;z&#305;ndaki lokmay&#305; daha yava&#351; &#231;i&#287;neyerek ne a&#231;&#305;klama yapacak diye dikkatle dinliyordu. Yaln&#305;zca k&#252;&#231;&#252;k karde&#351;i Melahat kendi &#246;n&#252;ndeki tabakla ilgilenip kendi d&#252;nyas&#305;nda gezinmeye devam ediyordu.</p><p>"Baba, neden ta&#351;&#305;n&#305;yoruz?" dedi ablas&#305;. "Buralara al&#305;&#351;m&#305;&#351;&#305;z, oralar&#305; tan&#305;m&#305;yoruz."</p><p>"K&#305;z&#305;m, biliyorsun bir s&#252;redir i&#351;sizim. &#304;&#351; bulam&#305;yorum; bulmam da &#231;ok zor g&#246;r&#252;n&#252;yor. Raman b&#252;y&#252;k bir &#351;ehir, i&#351; bulmam daha kolay olur. Hayrettin amcan var orada, onunla konu&#351;tum, onlara yak&#305;n uygun fiyatl&#305; bir ev buldu. Oraya ta&#351;&#305;naca&#287;&#305;z."</p><p>Ablas&#305; bir s&#252;re sessiz kald&#305;. "Peki baba, sen daha iyi bilirsin. Ne zaman gidiyoruz?"</p><p>"E&#351;yalar&#305; toplayal&#305;m, haz&#305;r olsun. Bir kamyoncuyla anla&#351;t&#305;m; Raman taraf&#305;na y&#252;k &#231;&#305;karsa bizim e&#351;yalar&#305; da almaya gelecek."</p><p>Yava&#351; yava&#351; e&#351;yalar&#305; toplamaya ba&#351;lad&#305;lar. Bir hafta sonra babas&#305; sabah kahvalt&#305;s&#305;ndan sonra d&#305;&#351;ar&#305; &#231;&#305;kt&#305;, bir saat sonra eve geri d&#246;nd&#252;. "Kamyoncu yar&#305;n sabah e&#351;yalar&#305; almaya gelecek; bug&#252;n Raman'a gitmemiz gerekiyor. Sizi oraya b&#305;rak&#305;p geri gelece&#287;im, yar&#305;n sabah e&#351;yalar&#305; kamyona y&#252;kleyip kamyoncuyla birlikte d&#246;nece&#287;im."</p><p>Ablas&#305; bir s&#305;rt &#231;antas&#305;na birka&#231; par&#231;a giysi koydu. Hep beraber y&#252;r&#252;yerek il&#231;enin merkezindeki garaja gittiler. Raman'a iki saatte bir minib&#252;s seferi oluyordu; yar&#305;m saat kadar bekledikten sonra yola &#231;&#305;kt&#305;lar.</p><p>Minib&#252;s ana caddeye &#231;&#305;kt&#305;ktan sonra &#304;sa cam&#305;n kenar&#305;ndan d&#305;&#351;ar&#305;y&#305; izlemeye ba&#351;lad&#305;. Buradan ayr&#305;lmalar&#305; &#231;ok ani olmu&#351;tu; kimseye "Ben gidiyorum, ho&#351;&#231;akal&#305;n" diyememi&#351;ti. Minib&#252;s ara sokaklardan otoyola &#231;&#305;k&#305;nca h&#305;zland&#305;. H&#305;zland&#305;k&#231;a her &#351;ey geride kal&#305;yordu: evler, insanlar, d&#252;kkanlar. Ve onlarla birlikte annesi, okulu, soka&#287;&#305;, benekli at&#305;, arkada&#351;lar&#305;.</p><p>Yakla&#351;&#305;k bir saatlik yolculuktan sonra Raman'a vard&#305;lar. Minib&#252;sten indi&#287;inde kendilerini, kendi il&#231;elerinin sakin garaj&#305;n&#305;n aksine, tam bir kaosun ortas&#305;nda buldular. Garaja giren &#231;&#305;kan minib&#252;s ve otob&#252;slerin g&#252;r&#252;lt&#252;s&#252;, saati dolup hareket edecek otob&#252;slerin yolcular&#305;n&#305; &#231;a&#287;&#305;ran muavinler, kafalar&#305;n&#305;n &#252;st&#252;nde tepsilerde simit ve halka tatl&#305;s&#305; satmak i&#231;in ba&#287;&#305;ran seyyar sat&#305;c&#305;lar, s&#305;rtlar&#305;nda &#231;uval, ellerinde valiz binecekleri otob&#252;s&#252; arayan yolcular; her &#351;ey i&#231; i&#231;e ge&#231;mi&#351;ti.</p><p>Babas&#305;, evlerine gidecekleri akrabalar&#305;n&#305;n evinin uzak olmad&#305;&#287;&#305;n&#305; s&#246;ylemi&#351;ti. Ana caddeden kar&#351;&#305;ya ge&#231;ip ara soka&#287;a girdiler; birka&#231; bina sonra ince sac ve ucuz profilden yap&#305;lm&#305;&#351;, maviye boyanm&#305;&#351; metal bir kap&#305;n&#305;n &#246;n&#252;nde durdular. Kap&#305; kapal&#305;yd&#305;. Babas&#305; kap&#305;y&#305; &#246;nce yava&#351;&#231;a t&#305;klad&#305;; gelen giden olmay&#305;nca bu kez biraz sert&#231;e vurdu. &#304;&#231;eriden baz&#305; sesler duyuldu. &#199;ekilen s&#252;rg&#252;n&#252;n geriye &#231;arpmas&#305;yla birlikte kap&#305;y&#305;, dokuz on ya&#351;lar&#305;nda, sa&#231;lar&#305; geride &#246;zensizce ba&#287;lanm&#305;&#351;, uykudan yeni uyanm&#305;&#351; gibi duran, hafif&#231;e kilolu bir k&#305;z &#231;ocu&#287;u a&#231;t&#305;.</p><p>"K&#305;z&#305;m, annen baban evde mi?" diye sordu babas&#305;.</p><p>K&#305;z cevap vermeden biraz d&#252;&#351;&#252;nd&#252;. Sonra bir iki ad&#305;m geri &#231;ekilerek i&#231;eriye do&#287;ru "Annee!" diye ba&#287;&#305;rd&#305;. Biraz bekledi; gelen giden olmay&#305;nca daha g&#252;r bir sesle tekrar ba&#287;&#305;rd&#305;.</p><p>Bir dakika kadar sonra evin kap&#305;s&#305;ndan, ba&#351;&#305;nda t&#252;lbent ve el &#246;rg&#252;s&#252; yele&#287;iyle kilolu bir kad&#305;n s&#246;ylene s&#246;ylene d&#305;&#351; kap&#305;ya do&#287;ru geldi. "Ne var, niye inek gibi ba&#287;&#305;r&#305;yorsun?" dedi k&#305;z&#305;na. Sonra kap&#305;n&#305;n &#246;n&#252;nde &#304;sa'n&#305;n babas&#305;n&#305; g&#246;r&#252;nce k&#305;z&#305;n&#305;n ensesine bir tokat yap&#305;&#351;t&#305;rd&#305;. "Terbiyesiz, amcan&#305; niye kap&#305;da bekletiyorsun, i&#231;eri alsana!" Sonra &#304;sa'n&#305;n babas&#305;na d&#246;nerek: "Kusura bakmay&#305;n, i&#231;eri buyrun, ho&#351; geldiniz."</p><p>Hep beraber i&#231;eri girdiler, salondaki divana oturdular. K&#252;&#231;&#252;k karde&#351;i Melahat ablas&#305;n&#305;n kula&#287;&#305;na sessizce, "Abla, susad&#305;m," dedi. Ablas&#305;, kap&#305;y&#305; a&#231;an k&#305;za, "K&#305;z karde&#351;im susam&#305;&#351;, su alabilir miyim?" diye sordu. Annesi hemen, "&#199;abuk ko&#351;, su getir!" dedi k&#305;z&#305;na.</p><p>"Bu yengeniz Naciye," dedi babas&#305;. Kad&#305;n h&#226;l&#226; ayaktayd&#305;; tekrar "Ho&#351; geldiniz" deyip onlar&#305; &#246;pt&#252;. &#304;sa Naciye yengeyi daha &#246;nce g&#246;rd&#252;&#287;&#252;n&#252; hat&#305;rlad&#305;; annesiyle hastaneye geldiklerinde onlarda kalm&#305;&#351;lard&#305;.</p><p>Naciye yenge &#304;sa'n&#305;n babas&#305;na hal hat&#305;r sordu; o da e&#351;i Hayrettin'i sordu. "&#199;al&#305;&#351;&#305;yor, ak&#351;am &#252;zeri d&#246;ner," dedi.</p><p>"M&#252;saadenle ben kalkaca&#287;&#305;m, gitmem gerekiyor," dedi babas&#305;. "&#199;ocuklar size emanet; yar&#305;n sabah kamyona e&#351;yalar&#305; y&#252;kleyip kamyoncuyla birlikte geri d&#246;nece&#287;im. Hayrettin'e selam s&#246;yle." Aya&#287;a kalk&#305;p kap&#305;ya y&#246;neldi. Onlara d&#246;nd&#252;: "Yar&#305;n &#246;&#287;lene do&#287;ru d&#246;nerim. Yaramazl&#305;k yapmay&#305;n." Naciye yenge, "Sen &#231;ocuklar&#305; merak etme, g&#246;z&#252;n arkada kalmas&#305;n; onlar bizim misafirimiz," dedi.</p><p>Babas&#305; gittikten sonra Naciye yenge, "A&#231; m&#305;s&#305;n&#305;z, size yemek haz&#305;rlayay&#305;m m&#305;?" dedi. Kimseden ses &#231;&#305;kmay&#305;nca mutfa&#287;a do&#287;ru gitti.</p><p>Kar&#305;nlar&#305;n&#305; doyurduktan sonra divanda oturmaya devam ettiler. Okula giden &#231;ocuklar eve d&#246;nmeye ba&#351;lad&#305;lar; ev yava&#351; yava&#351; kalabal&#305;kla&#351;t&#305;. Erkek &#231;ocuklar&#305; birbirleriyle yar&#305;&#351;&#305;rcas&#305;na mutfa&#287;a ko&#351;tu; mutfa&#287;a girmeleriyle &#231;&#305;kmalar&#305; bir oldu. Anneleri eline ald&#305;&#287;&#305; bir terlikle onlar&#305;n pe&#351;inden geliyordu. Her biri salonun ayr&#305; bir k&#246;&#351;esine usulca ili&#351;ti; bir yandan mutfak kap&#305;s&#305;n&#305; g&#246;zetliyor, bir yandan g&#246;z ucuyla &#304;sa'y&#305; ve karde&#351;lerini izliyorlard&#305;.</p><p>Bir s&#252;re sonra Hayrettin amca da eve geldi. Onlar&#305; g&#246;r&#252;nce &#246;pt&#252;, hal hat&#305;r sordu. "Baban&#305;z nerede, gitti mi?" diye sordu. &#304;sa y&#252;z&#252;n&#252; g&#246;r&#252;nce onu da hat&#305;rlad&#305;; annesiyle doktora geldi&#287;inde Hayrettin amca da evdeydi.</p><p>Yatma vakti geldi&#287;inde salona be&#351; alt&#305; yer d&#246;&#351;e&#287;i serdiler; b&#252;y&#252;kl&#252; k&#252;&#231;&#252;kl&#252; herkes bir yere uzand&#305;. Onlar da onlara uyarak uygun bir yere uzand&#305;lar.</p><p>&#304;sa hemen uyuyamad&#305;. Yabanc&#305; bir yerde, yabanc&#305; bir yataktayd&#305;. &#220;stelik duvara as&#305;l&#305; s&#252;rekli yanan bir gece lambas&#305; vard&#305;; karanl&#305;&#287;a al&#305;&#351;m&#305;&#351; g&#246;zleri o &#305;&#351;&#305;&#287;&#305; kald&#305;ram&#305;yordu. S&#246;nd&#252;r&#252;lmeyi bekleyen ama hi&#231; s&#246;nmeyen o &#305;&#351;&#305;&#287;&#305; uzun s&#252;re izledi. Ne zaman uyudu&#287;unu hat&#305;rlam&#305;yordu; sabah ablas&#305;n&#305;n d&#252;rtmesiyle uyand&#305;.</p><p>&#214;&#287;lene do&#287;ru babas&#305; geri geldi. Kamyoncunun yard&#305;m&#305;yla e&#351;yalar&#305; eve b&#305;rakt&#305;&#287;&#305;n&#305; s&#246;yledi. Naciye yenge yemek i&#231;in &#305;srar etse de babas&#305;, "Gitmemiz laz&#305;m, e&#351;yalar&#305; d&#252;zeltmemiz gerekiyor," dedi. Naciye yenge, "O zaman size yiyecek bir &#351;eyler haz&#305;rlayay&#305;m m&#305;, yan&#305;n&#305;zda g&#246;t&#252;r&#252;rs&#252;n&#252;z," dedi. "Yok, sen hi&#231; zahmet etme," dedi babas&#305;.</p><p>Ayakkab&#305;lar&#305;n&#305; giyip &#231;&#305;kt&#305;lar. Babas&#305; yeni evin iki sokak yukar&#305;da oldu&#287;unu s&#246;yledi. Onun pe&#351;inden y&#252;r&#252;d&#252;ler; babas&#305; duvar&#305; k&#305;r&#305;k olan bir evin &#246;n&#252;nde durdu ve "&#304;&#351;te yeni evimiz," dedi.</p><p>Kap&#305;y&#305; a&#231;t&#305;, i&#231;eri girdiler. Kar&#351;&#305;da k&#252;&#231;&#252;k bir tezgah ve lavabo, yukar&#305;s&#305;nda iki kapakl&#305; bir dolap vard&#305;. Sa&#287;da ve solda birer oda. Evin tavan&#305;nda direkler ve tahtalar g&#246;r&#252;n&#252;yordu. Ev &#351;imdilik onlara yeterdi. E&#351;yalar&#305;n hepsi giri&#351;e y&#305;&#287;&#305;lm&#305;&#351;t&#305;; odalara ta&#351;&#305;maya ba&#351;lad&#305;lar. Raman'daki bu ilk evlerinin ilk gecesinde yorgunlu&#287;un da etkisiyle erkenden uyudular.</p><p>Sabah oldu&#287;unda &#304;sa babas&#305;na okula ne zaman ba&#351;layacaklar&#305;n&#305; sordu. Hayrettin amcan&#305;n k&#252;&#231;&#252;k karde&#351;i Fahrettin'in onlarla birlikte okul kayd&#305;n&#305; yapt&#305;rmak i&#231;in eve gelece&#287;ini s&#246;yledi. Gidecekleri H&#252;rriyet &#304;lkokulu eve &#231;ok yak&#305;nd&#305;. &#304;sa d&#246;rt g&#246;zle Fahrettin amcan&#305;n gelmesini bekliyordu.</p><p>&#214;&#287;lene do&#287;ru Fahrettin amcalar&#305; &#231;&#305;kageldi. Kimlikleri ald&#305;, beraber okula gittiler. Fahrettin amcalar&#305; kay&#305;tlar&#305;n&#305; yapt&#305;rd&#305;ktan sonra okuldan ayr&#305;ld&#305;. Okula ba&#351;layacak olmalar&#305;n&#305;n sevinciyle &#304;sa karde&#351;i Melahat'la g&#252;le oynaya eve d&#246;nd&#252;.</p><p>Pazartesi g&#252;n&#252; &#246;nl&#252;klerini giyip sabah erkenden okula gittiler. Her &#351;ey yeniydi: okul, s&#305;n&#305;f, s&#305;ra, &#246;&#287;retmen, arkada&#351;lar. &#304;sa &#246;nce ba&#351;ka &#351;ehirden geldiklerini s&#246;ylemekten &#231;ekindi; s&#305;n&#305;f ortam&#305; s&#305;cak olunca korkusu azald&#305;. Eve d&#246;nd&#252;&#287;&#252;nde ilk g&#252;n ya&#351;ad&#305;klar&#305;n&#305; ablas&#305; Hatice'ye anlatt&#305;.</p><p>Her &#351;ey yolundayd&#305;; tek sorun babas&#305;n&#305;n h&#226;l&#226; i&#351; bulamamas&#305;yd&#305;.</p><p>Bir g&#252;n ailecek &#231;ar&#351;&#305;ya al&#305;&#351;veri&#351;e &#231;&#305;kt&#305;lar. Sebze meyvelerin sat&#305;ld&#305;&#287;&#305; bir pazar vard&#305;. Al&#305;&#351;veri&#351; yaparken &#304;sa'n&#305;n ya&#351;lar&#305;nda bir &#231;ocuk, elinde bir &#231;ift terlik, omzunda sand&#305;&#287;&#305;yla "Boyayal&#305;m! Boyayal&#305;m abi!" diye ba&#287;&#305;rarak dola&#351;&#305;yordu. &#304;sa bir s&#252;re &#231;ocu&#287;u izledi. Eve d&#246;nerken boyac&#305; &#231;ocu&#287;u d&#252;&#351;&#252;nd&#252;. Acaba o da bu &#231;ocuk gibi ayakkab&#305; boyac&#305;l&#305;&#287;&#305; yapabilir miydi? Belki o da para kazan&#305;rd&#305;. Fikrini babas&#305;na a&#231;&#305;klad&#305;.</p><p>"Sen bilirsin o&#287;lum. Okuldan d&#246;nd&#252;&#287;&#252;nde &#246;devlerin yoksa yapabilirsin."</p><p>"Peki, boyalar&#305; nereden bulaca&#287;&#305;m?"</p><p>"Sat&#305;lan yerleri sorar&#305;z."</p><p>Ertesi g&#252;n okuldan d&#246;ner d&#246;nmez, "Hadi &#231;ar&#351;&#305;ya gidip boya alal&#305;m," dedi babas&#305;na. Birlikte &#231;&#305;kt&#305;lar. Ayakkab&#305; boyac&#305;l&#305;&#287;&#305; yapan bir &#231;ocu&#287;a nerede malzeme alabileceklerini sordular; bir pasaj tarif etti. O pasajdaki ayakkab&#305; malzemeleri satan d&#252;kkan&#305; buldular. D&#252;kkan hem ayakkab&#305; tamiri yap&#305;yor hem de malzeme sat&#305;yordu. Gerekli olanlar&#305; sayd&#305;lar: siyah ve kahverengi boya, cila, s&#252;nger, f&#305;r&#231;a, bir de parlatmak i&#231;in kadife bez. Sat&#305;c&#305; hepsini verdi; yaln&#305;z kadife bezi vermemi&#351;ti.</p><p>"Kadife bezi vermediniz," dedi &#304;sa.</p><p>Sat&#305;c&#305; g&#252;ld&#252;. "Kadife sat&#305;lm&#305;yor ki; evdeki eski elbiselerden kendin keseceksin."</p><p>"Peki sand&#305;klar ka&#231; para?"</p><p>"Sand&#305;k da sat&#305;lm&#305;yor, onu da bir marangoza yapt&#305;rman gerekiyor." Malzemeleri siyah bir torbaya koyup verdi. &#304;sa sand&#305;kla kadife bezi nereden bulabilece&#287;ini d&#252;&#351;&#252;n&#252;yordu.</p><p>Sabah okula gitti; akl&#305; ald&#305;klar&#305; boya malzemelerindeydi, boya i&#351;ine nas&#305;l ba&#351;layaca&#287;&#305;n&#305; planl&#305;yordu. &#214;&#287;len karde&#351;iyle eve d&#246;ner d&#246;nmez &#246;nl&#252;&#287;&#252;n&#252; &#231;&#305;kar&#305;p malzeme torbas&#305;n&#305; ald&#305;, tam &#231;&#305;kacakt&#305; ki ablas&#305; "Nereye gidiyorsun?" dedi.</p><p>"Ayakkab&#305; boyamaya."</p><p>"&#214;nce yemek ye, sonra git; yoksa ac&#305;k&#305;rs&#305;n."</p><p>Bir &#351;eyler at&#305;&#351;t&#305;rd&#305;, torbay&#305; omuzuna at&#305;p &#231;&#305;kt&#305;. &#199;ar&#351;&#305;n&#305;n merkezinde lokantalar&#305;n, giysi ve ayakkab&#305; ma&#287;azalar&#305;n&#305;n bir arada oldu&#287;u kalabal&#305;k bir &#231;ar&#351;&#305;ya gitti. &#199;ar&#351;&#305;n&#305;n ortas&#305;ndaki meydanda &#231;ayc&#305;lar&#305;n masa ve tabureleri vard&#305;; buralarda oturanlar &#231;ay i&#231;er, sohbet ederdi. &#304;sa masalar&#305;n aras&#305;nda dola&#351;&#305;p &#231;ekinerek "Boyayal&#305;m m&#305;?" dedi; ama kimse y&#252;z&#252;ne bile bakm&#305;yordu, bir k&#305;sm&#305; yaln&#305;zca elindeki torbaya bak&#305;p hay&#305;r diyorlard&#305;. Yeni ba&#351;laman&#305;n tedirginli&#287;iyle k&#305;s&#305;k bir sesle konu&#351;uyordu. Epeyce dola&#351;t&#305;; kimseden olumlu yan&#305;t alamay&#305;nca gidip bir yere oturdu.</p><p>Tam gidecekken biri seslendi: "Ye&#287;enim, gel buraya." Elindeki torbaya bakarak, "Boyac&#305; m&#305;s&#305;n?" diye sordu.</p><p>"Evet."</p><p>"Ayakkab&#305;m&#305; boyar m&#305;s&#305;n?"</p><p>"Olur day&#305;."</p><p>"Yeni mi ba&#351;lad&#305;n?"</p><p>"Evet."</p><p>"Sand&#305;&#287;&#305;n nerede, sand&#305;&#287;&#305;n yok mu?"</p><p>"Yok day&#305;."</p><p>"Sand&#305;ks&#305;z boyac&#305; olmaz ki; bir sand&#305;k bulman gerekiyor, yoksa biraz zor i&#351; yapars&#305;n. Terli&#287;in nerede, terli&#287;in de mi yok?"</p><p>"Yok."</p><p>"Ye&#287;enim, sand&#305;&#287;&#305;n yok, terli&#287;in yok. Hi&#231; ayakkab&#305; boyad&#305;n m&#305;?"</p><p>&#304;sa kendini sorgulanan bir su&#231;lu gibi hissetti. Adam soru sorduk&#231;a sesi daha da k&#305;s&#305;k &#231;&#305;k&#305;yordu.</p><p>"Peki, terliklerin yoksa ayakkab&#305;m&#305; nas&#305;l boyayacaks&#305;n?"</p><p>&#304;sa biraz d&#252;&#351;&#252;nd&#252;; adam hakl&#305;yd&#305;, ne cevap verece&#287;ini bilemedi.</p><p>Tam ayr&#305;lacakt&#305; ki adam, "Dur, nereye gidiyorsun, daha ayakkab&#305;m&#305; boyamad&#305;n. &#350;u d&#252;kkan&#305;n &#246;n&#252;nden bir karton al gel," dedi.</p><p>Ayakkab&#305;lar&#305;n&#305; &#231;&#305;kar&#305;p ayaklar&#305;n&#305; &#304;sa'n&#305;n getirdi&#287;i kartonun &#252;st&#252;ne koydu ve ayakkab&#305;lar&#305;n&#305; uzatt&#305;. &#304;sa az &#246;tede yere oturdu, torbas&#305;ndaki e&#351;yalar&#305; &#246;n&#252;ne d&#246;kt&#252;. Adama yeni oldu&#287;unu s&#246;yledi&#287;i halde acemi oldu&#287;unu belli etmemeye &#231;al&#305;&#351;&#305;yordu. Boyama s&#305;ras&#305;n&#305; tam olarak bilmiyordu; &#231;ar&#351;&#305;ya geldi&#287;inde uzaktan bir boyac&#305;y&#305; izlemi&#351;ti: boyac&#305; ayakkab&#305;y&#305; &#246;nce boyad&#305;, sonra f&#305;r&#231;alad&#305;, sonra cila s&#252;rd&#252;, tekrar f&#305;r&#231;alad&#305;, son olarak kadife bezle parlatt&#305;.</p><p>Adam&#305;n arada bir bakmas&#305; &#304;sa'y&#305; tedirgin etti&#287;inden boyama s&#305;ras&#305;n&#305; kar&#305;&#351;t&#305;rd&#305;. Boyad&#305;, f&#305;r&#231;alad&#305;, cilalad&#305;, kadife ile parlatt&#305;, tekrardan cilalad&#305;, tekrardan parlatt&#305;. Her ne yapt&#305;ysa, boyamay&#305; bitirdi&#287;inde ayakkab&#305; umdu&#287;undan iyi olmu&#351;tu. Adam ayakkab&#305;s&#305;n&#305; giydi, ayaklar&#305;n&#305; yere vurdu. "&#304;yi boyam&#305;&#351;s&#305;n, iyi parlatm&#305;&#351;s&#305;n, aferin," dedi, ayakkab&#305;s&#305;na bakmaya devam ederek. "Ye&#287;enim, borcum ne kadar?"</p><p>&#304;sa ne isteyece&#287;ini bilemedi. "Ne verirsen day&#305;."</p><p>Bu cevap adam&#305;n ho&#351;una gitmi&#351; olacak ki hafif g&#252;l&#252;msedi. &#199;&#305;kar&#305;p on lira verdi. &#304;sa adam&#305;n uzatt&#305;&#287;&#305; paray&#305; hemen almad&#305;; &#246;nce biraz teredd&#252;t etti, adam "Al, al" deyince paray&#305; ald&#305;. "Sa&#287; ol day&#305;," dedi. Normalde bir ayakkab&#305; be&#351; liraya boyan&#305;yordu; ilk i&#351;inde adam on lira vermi&#351;ti.</p><p>Bu kazand&#305;&#287;&#305; ilk parayd&#305;. Bir an &#246;nce eve gidip ablas&#305;na ve karde&#351;ine kazand&#305;&#287;&#305; paray&#305; g&#246;stermek istiyordu.</p><p>&#304;sa &#231;ar&#351;&#305;da dola&#351;t&#305;&#287;&#305; s&#252;re boyunca ayakkab&#305;lar&#305;n&#305; boyamak i&#231;in insanlar&#305;n &#246;nce ayaklar&#305;na, sonra da y&#252;zlerine bakm&#305;&#351;t&#305;. Ayakkab&#305;s&#305; &#231;ok kirli olanlar daha bir sinirle, "Boyama istemez, hele bi git," diyorlard&#305;. Ak&#351;am rahat uyuyamad&#305;. R&#252;yas&#305;nda hep kirli ayakkab&#305;lar g&#246;rm&#252;&#351;t&#252;; elinde tuttu&#287;u siyah torbayla kirli ayakkab&#305;lara yakla&#351;t&#305;k&#231;a ayakkab&#305;lar ondan h&#305;zla uzakla&#351;&#305;yor, kendisi vazge&#231;ip d&#246;n&#252;nce bu kez ayakkab&#305;lar onun pe&#351;inden geliyordu. Tam ayakkab&#305;lardan kurtuldum derken omuzlar&#305;nda sand&#305;klar&#305;yla etraf&#305;nda dolan&#305;p "Sand&#305;ks&#305;z boyac&#305;! Sand&#305;ks&#305;z boyac&#305;!" diye ba&#287;&#305;ran boyac&#305; &#231;ocuklardan kurtulmaya &#231;al&#305;&#351;&#305;yordu.</p><p>&#304;sa, ablas&#305;n&#305;n "Kalk, okula ge&#231; kalacaks&#305;n" diye omzunu sallamas&#305;yla uyand&#305;. R&#252;yas&#305;n&#305; ablas&#305;na anlatt&#305;. "Do&#287;ru," dedi ablas&#305;, "sand&#305;ks&#305;z boyac&#305; olmaz. Kendine bir sand&#305;k yapt&#305;rman gerekiyor."</p><p>&#304;sa babas&#305;na, "Baba, benim bir sand&#305;k yapt&#305;rmam gerekiyor, sand&#305;ks&#305;z zor oluyor. Herkes 'Niye sand&#305;&#287;&#305;n yok, b&#246;yle boyac&#305; m&#305; olur, torbayla boya m&#305; yap&#305;l&#305;r' diyor," dedi. Babas&#305;, "Tamam o&#287;lum, bir ara&#351;t&#305;ral&#305;m bakal&#305;m, nerede yapt&#305;rabiliriz," diye kar&#351;&#305;l&#305;k verdi.</p><p>&#350;imdilik zaruri ihtiyac&#305; bir &#231;ift terlikti; onu da kazand&#305;&#287;&#305; parayla babas&#305;na ald&#305;rm&#305;&#351;t&#305;. Art&#305;k bir elinde terlik, &#246;b&#252;r elinde po&#351;etle &#246;&#287;leden sonralar&#305; &#231;ar&#351;&#305;ya iniyordu. Bir s&#252;re sonra i&#351;ler yoluna girmeye ba&#351;lad&#305;. &#220;zerindeki &#231;ekingenli&#287;i att&#305;; art&#305;k daha canl&#305; bir sesle "Boyac&#305;, ayakkab&#305;n&#305;z&#305; boyayal&#305;m!" diyordu.</p><p>&#199;ar&#351;&#305;daki di&#287;er boyac&#305;lar her ne kadar onunla "Naber sand&#305;ks&#305;z boyac&#305;, kolay gelsin sand&#305;ks&#305;z!" diye dalga ge&#231;seler de ba&#351;larda bunu kafas&#305;na takan, &#252;z&#252;len &#304;sa bir s&#252;re sonra buna al&#305;&#351;t&#305;. Art&#305;k eskisi gibi &#246;nemsemiyordu.</p><p>S&#252;rekli ayakkab&#305; boyad&#305;&#287;&#305; i&#231;in elleri, &#246;zellikle t&#305;rnak aralar&#305;, her zaman siyaht&#305;. Eve d&#246;nd&#252;&#287;&#252;nde y&#305;kasa da boya t&#305;rnak aralar&#305;na sindi&#287;inden &#231;&#305;km&#305;yordu. &#214;zellikle sa&#287; elinin parmaklar&#305; daha da siyaht&#305;; &#231;&#252;nk&#252; s&#252;ngeri boyaya sa&#287; elle bat&#305;r&#305;yordu.</p><p>Bir g&#252;n s&#305;n&#305;fta &#246;&#287;retmeni &#304;sa'ya, "Git &#246;&#287;retmenler odas&#305;ndan k&#252;reyi al gel," dedi. &#304;sa &#246;&#287;retmenler odas&#305;na gidip sa&#287;a sola bakt&#305;; kap&#305;n&#305;n arkas&#305;nda, &#231;&#246;p tenekesinin yan&#305;nda ah&#351;ap sapl&#305; k&#252;&#231;&#252;k bir k&#252;rek duruyordu. Onu al&#305;p &#246;&#287;retmenine g&#246;t&#252;rd&#252;.</p><p>"Bu ne, &#304;sa?" dedi &#246;&#287;retmeni.</p><p>"K&#252;rek istediniz ya &#246;&#287;retmenim."</p><p>&#214;&#287;retmeni g&#252;lmeye ba&#351;lad&#305;; bir yandan g&#252;l&#252;yor, bir yandan da &#304;sa'ya sar&#305;l&#305;yordu. Bir s&#252;re daha &#246;yle g&#252;lmeye devam etti. Kendine gelmesi biraz zaman ald&#305;. "&#304;lahi &#304;sa, ben sana 'git k&#252;rek mi getir' dedim? Ben sana 'git k&#252;reyi getir' dedim. Yuvarlak olan, d&#252;nya &#351;eklindeki k&#252;re &#8212; anlad&#305;n m&#305;? &#214;&#287;retmenler odas&#305;ndaki; onu istedim senden."</p><p>"Haaa, anlad&#305;m. Tamam &#246;&#287;retmenim, hemen getiriyorum."</p><p>Tekrar &#246;&#287;retmenler odas&#305;na d&#246;nd&#252;. Masan&#305;n &#252;zerinde duran k&#252;reyi ald&#305;, s&#305;n&#305;fa g&#246;t&#252;rd&#252;. Masan&#305;n &#252;st&#252;ne koyarken &#304;sa'n&#305;n elleri &#246;&#287;retmeninin dikkatini &#231;ekti.</p><p>"&#304;sa, ellerine bakay&#305;m."</p><p>&#304;ki elini uzatt&#305;.</p><p>"Ellerin niye b&#246;yle siyah?"</p><p>"&#214;&#287;retmenim, okuldan &#231;&#305;kt&#305;&#287;&#305;mda bir de hafta sonlar&#305; ayakkab&#305; boyuyorum. Y&#305;k&#305;yorum ama &#231;&#305;km&#305;yor."</p><p>&#214;&#287;retmeni az &#246;nceki ne&#351;eli halinden &#231;&#305;k&#305;p ciddile&#351;ti. "Ne zaman yap&#305;yorsun dedin?"</p><p>"Okuldan &#231;&#305;kt&#305;ktan sonra, bir de cumartesi pazar g&#252;nleri."</p><p>"&#304;&#351; oluyor mu bari?"</p><p>"Evet oluyor &#246;&#287;retmenim, boyatan &#231;ok ki&#351;i var, ayakkab&#305;lar&#305; g&#252;zel boyuyorum."</p><p>"Ya, &#246;yle mi? Aferin."</p><p>&#214;&#287;retmeni bir g&#252;n teneff&#252;ste &#304;sa'y&#305; yan&#305;na &#231;a&#287;&#305;rd&#305;. "Yar&#305;n boyalar&#305;n&#305; bir torban&#305;n i&#231;ine koyup okula getir," dedi.</p><p>&#304;sa g&#252;ld&#252;.</p><p>"Hay&#305;rd&#305;r &#304;sa, niye g&#252;ld&#252;n?"</p><p>"&#214;&#287;retmenim, zaten benim sand&#305;&#287;&#305;m yok ki. Boyalar&#305;m torban&#305;n i&#231;inde."</p><p>"&#214;yle mi? Sand&#305;ks&#305;z m&#305; boyac&#305;l&#305;k yap&#305;yorsun?"</p><p>"Evet."</p><p>"Tamam, o zaman torban&#305; al gel. &#214;&#287;retmen arkada&#351;lar&#305;m ayakkab&#305;lar&#305;n&#305; boyatmak istiyorlar; senin iyi bir boyac&#305; oldu&#287;undan s&#246;z etmi&#351;tim."</p><p>&#304;sa ertesi g&#252;n elinde boya torbas&#305; ile okulun bah&#231;esine girdi&#287;inde &#246;&#287;retmeninin giri&#351; kap&#305;s&#305;nda bekledi&#287;ini g&#246;rd&#252;. Yan&#305;na gitti&#287;inde &#246;&#287;retmeni, "Benimle gel," dedi. &#214;&#287;retmenler odas&#305;na gittiler; torbay&#305; masan&#305;n &#252;st&#252;ne b&#305;rakmas&#305;n&#305; s&#246;yledi. "Seni &#231;a&#287;&#305;rd&#305;&#287;&#305;mda gelirsin, &#246;&#287;retmen arkada&#351;lar&#305;m&#305;n ayakkab&#305;lar&#305;n&#305; boyars&#305;n."</p><p>&#214;&#287;renciler dersteyken &#246;&#287;retmeni onu d&#305;&#351;ar&#305; &#231;&#305;kard&#305;. Beraber &#246;&#287;retmenler odas&#305;na gittiler; yerde be&#351; &#231;ift ayakkab&#305; duruyordu: ikisi bayan, &#252;&#231;&#252; erkek kunduras&#305;yd&#305;. "&#304;stersen burada boya; istersen hademe H&#252;samettin Efendi'nin malzeme koydu&#287;u odaya git, orda boya. Sen bilirsin," dedi &#246;&#287;retmeni. "&#214;&#287;retmenim, ben H&#252;samettin amcan&#305;n odas&#305;nda yapay&#305;m; buraya belki &#246;&#287;retmenler gelir, oraya gideyim."</p><p>"Tamam, oraya git. &#304;&#351;in bitti&#287;inde haber verirsin."</p><p>&#304;sa &#246;&#287;retmenine mahcup olmamak i&#231;in g&#252;zel boyamaya &#231;al&#305;&#351;t&#305;: iyice f&#305;r&#231;alad&#305;, bir iki kere cila s&#252;rd&#252; ve kadife ile iyice parlatt&#305;. G&#252;zel boyad&#305;&#287;&#305;na emin olduktan sonra ayakkab&#305;lar&#305; yan yana dizdi ve s&#305;n&#305;fta olan &#246;&#287;retmenine haber verdi. &#214;&#287;retmeni onunla birlikte &#246;&#287;retmenler odas&#305;na geldi. "Sen git ayakkab&#305;lar&#305; buraya getir," dedi. &#304;sa boyad&#305;&#287;&#305; ayakkab&#305;lar&#305; &#246;&#287;retmenler odas&#305;na getirdi. &#214;&#287;retmeni ayakkab&#305;lar&#305; &#351;&#246;yle bir inceledikten sonra, "&#199;ok g&#252;zel boyam&#305;&#351;s&#305;n, eline sa&#287;l&#305;k; &#246;&#287;retmen arkada&#351;lar &#231;ok memnun olacak," dedi. "Art&#305;k sen s&#305;n&#305;fa gidebilirsin; gitmeden ellerini &#231;e&#351;mede y&#305;kayabilirsin. Boyalar&#305;n gene masan&#305;n &#252;st&#252;nde kals&#305;n; okuldan &#231;&#305;karken al&#305;rs&#305;n. Beni g&#246;rmeden de okuldan ayr&#305;lma."</p><p>"Tamam &#246;&#287;retmenim."</p><p>Son ders zili &#231;ald&#305;ktan sonra b&#252;t&#252;n &#246;&#287;renciler h&#305;zl&#305;ca &#231;&#305;kt&#305;; &#304;sa acele etmedi, yava&#351; yava&#351; topland&#305;. Hem &#246;&#287;retmenler odas&#305;ndan boyalar&#305;n&#305; alacakt&#305; hem de &#246;&#287;retmeniyle g&#246;r&#252;&#351;ecekti. &#214;nce karde&#351;ini buldu, biraz gecikece&#287;ini s&#246;yledi. Sonra &#246;&#287;retmenler odas&#305;na gitti. &#214;&#287;retmenlerin hepsi oradayd&#305;.</p><p>"Eline sa&#287;l&#305;k, &#231;ok iyi boyam&#305;&#351;s&#305;n," dediler.</p><p>&#214;&#287;retmeni onunla koridora &#231;&#305;kt&#305;. "&#214;&#287;retmen arkada&#351;lar ayakkab&#305;lar&#305;n&#305; g&#252;zel boyad&#305;&#287;&#305;n i&#231;in seni tekrar &#231;a&#287;&#305;rmak istiyorlar. Haber veririm, boyalar&#305;n&#305; al&#305;r gelirsin." Eline yetmi&#351; lira s&#305;k&#305;&#351;t&#305;rd&#305;. "Paran&#305; kaybetme. Yar&#305;n g&#246;r&#252;&#351;&#252;r&#252;z."</p><p>Eve d&#246;nd&#252;&#287;&#252;nde babas&#305;na ve ablas&#305;na her &#351;eyi anlatt&#305;. "Hadi, iyisin; bug&#252;n iyi para kazand&#305;n," dediler.</p><p>Ak&#351;am Hayrettin amcalara oturmaya gittiler. Hayrettin amca hal hat&#305;r sordu. Babas&#305;, "&#304;sa ayakkab&#305; boyuyor, i&#351;leri de iyi gidiyor. Bug&#252;n okuldaki &#246;&#287;retmenlerin ayakkab&#305;lar&#305;n&#305; boyam&#305;&#351;, fazla para da vermi&#351;ler. Yaln&#305;z &#304;sa'n&#305;n boya sand&#305;&#287;&#305; yok, nereden buluruz bilmiyorum," dedi.</p><p>Hayrettin amca &#304;sa'ya d&#246;nd&#252;. "Sand&#305;&#287;&#305;n yok mu? Nas&#305;l boyuyorsun?"</p><p>"E&#351;yalar&#305;m&#305; torbada ta&#351;&#305;yorum."</p><p>"Torbada m&#305;? Tamam. Ben sana bir sand&#305;k yapay&#305;m. Sen yar&#305;n de&#287;il &#246;b&#252;r g&#252;n gel, sand&#305;&#287;&#305;n&#305; al."</p><p>&#304;sa iki g&#252;n heyecanla bekledi. Cumartesi &#246;&#287;len Hayrettin amcalara gitti; bah&#231;edeydi. "Gel gel," dedi, "senin sand&#305;&#287;&#305;n&#305; yapt&#305;m." Kenarda duran sand&#305;&#287;&#305; uzatt&#305;. Kendi kal&#305;p tahtalar&#305;ndan bir sand&#305;k yapm&#305;&#351;t&#305;; tahtalar&#305;n &#252;zeri kurumu&#351; har&#231;la kapl&#305;yd&#305;. Sand&#305;k k&#252;&#231;&#252;kt&#252; ama hi&#231; yoktan iyiydi. &#304;sa yine de sevindi; bu onun ilk sand&#305;&#287;&#305;yd&#305;. Hayrettin amca nerden bulduysa omuzuna ats&#305;n diye sand&#305;&#287;a lastik bir kay&#305;&#351; &#231;ivilemi&#351;ti.</p><p>&#304;sa sand&#305;&#287;&#305; omuzuna at&#305;p eve d&#246;nd&#252;. Yolda giderken kendini ger&#231;ek bir boyac&#305; gibi hissetti. Art&#305;k o da di&#287;er boyac&#305;lar gibi elindeki f&#305;r&#231;ayla sand&#305;&#287;a vurarak tempolu m&#252;zikler yapabilecekti.</p><p>Pazar sabah&#305; erkenden &#231;ar&#351;&#305;ya &#231;&#305;kt&#305;. Sand&#305;&#287;&#305; oldu&#287;u i&#231;in daha bir &#246;zg&#252;venle, "Boyac&#305;, ayakkab&#305;n&#305; boyayal&#305;m!" diyordu. O g&#252;n di&#287;er g&#252;nlerden &#231;ok daha fazla ayakkab&#305; boyad&#305;. Ona sand&#305;ks&#305;z diye tak&#305;lan boyac&#305;lar&#305;n &#246;n&#252;nden sand&#305;&#287;&#305;n&#305; g&#246;stere g&#246;stere ge&#231;ti. Kimi "Hadi, yine iyisin, sand&#305;k bulmu&#351;sun!"; kimi "Hele &#351;u sand&#305;&#287;a bak, valla &#231;ok orijinal!"; kimi "Vay be, sand&#305;k sahibi olmu&#351;sun!" dedi.</p><p>O zamanlar boyac&#305;lar&#305;n ellerindeki tahta f&#305;r&#231;ayla sand&#305;&#287;a vurarak yapt&#305;&#287;&#305; bir melodi vard&#305;: "Be&#351; para ver, be&#351; para ver, be&#351; para yoksa on para ver." &#304;sa bu melodiyi o kadar &#231;ok duymu&#351;tu ki bir g&#252;n sand&#305;&#287;&#305; olursa bu melodiyi &#231;almay&#305; &#231;ok istiyordu; sand&#305;&#287;&#305; &#246;n&#252;ne koydu&#287;u ilk anda elindeki f&#305;r&#231;ayla bu melodiyi &#231;almay&#305; denedi. Be&#351; para ver, be&#351; para ver, be&#351; para yoksa on para ver.</p>]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[TAŞLI TARLA]]></title><description><![CDATA[&#304;sa, okuldan eve d&#246;n&#252;nce ayakkab&#305;lar&#305;n&#305; kap&#305;n&#305;n &#246;n&#252;nde &#231;&#305;kar&#305;r &#231;&#305;karmaz do&#287;rudan annesinin yatt&#305;&#287;&#305; odaya gitti.]]></description><link>https://hazniaksoy.substack.com/p/tasl-tarla</link><guid isPermaLink="false">https://hazniaksoy.substack.com/p/tasl-tarla</guid><dc:creator><![CDATA[Hazni Aksoy]]></dc:creator><pubDate>Wed, 15 Apr 2026 08:47:30 GMT</pubDate><enclosure url="https://substackcdn.com/image/fetch/$s_!mtcV!,w_256,c_limit,f_auto,q_auto:good,fl_progressive:steep/https%3A%2F%2Fsubstack-post-media.s3.amazonaws.com%2Fpublic%2Fimages%2F4715d150-2520-4268-88f0-3dc12fbd2b3a_1030x1030.png" length="0" type="image/jpeg"/><content:encoded><![CDATA[<p> </p><p>&#304;sa, okuldan eve d&#246;n&#252;nce ayakkab&#305;lar&#305;n&#305; kap&#305;n&#305;n &#246;n&#252;nde &#231;&#305;kar&#305;r &#231;&#305;karmaz do&#287;rudan annesinin yatt&#305;&#287;&#305; odaya gitti.</p><p>Annesi her zamanki gibi yer yata&#287;&#305;nda, ba&#351;&#305;nda beyaz t&#252;lbendi, elinde beyaz mendili, bacaklar&#305;na &#246;rtt&#252;&#287;&#252; battaniyeyle duvara yaslad&#305;&#287;&#305; yast&#305;&#287;a s&#305;rt&#305;n&#305; dayam&#305;&#351; oturuyordu. &#304;sa gidip annesine sar&#305;ld&#305;, annesi de ona sar&#305;l&#305;p ba&#351;&#305;n&#305; &#246;pt&#252;. &#304;sa hemen annesinin yan&#305; ba&#351;&#305;na oturdu.</p><p>&#8212; Nas&#305;ls&#305;n o&#287;lum, iyi misin?</p><p>&#8212; &#304;yiyim anne.</p><p>&#8212; Okul nas&#305;l gidiyor, derslerini yap&#305;yor musun?</p><p>&#8212; Evet anne.</p><p>&#8212; &#214;&#287;retmeniniz iyi biri mi, yoksa size k&#305;z&#305;yor mu?</p><p>&#8212; Yok anne, k&#305;zm&#305;yor.</p><p>&#8212; Aferin, ak&#305;ll&#305; o&#287;lum, deyip yan&#305;nda oturan &#304;sa'n&#305;n ba&#351;&#305;n&#305; tekrar &#246;pt&#252;.</p><p>&#8212; O&#287;lum, ablanla k&#252;&#231;&#252;k karde&#351;in f&#305;r&#305;na ekmek almaya gittiler; d&#246;nd&#252;klerinde yeme&#287;ini ye, daha sonra day&#305;n&#305;n yan&#305;na git. Day&#305;na bir sor bakal&#305;m, Ferhat abinden haberi var m&#305;, onunla bu yak&#305;nlarda konu&#351;mu&#351; mu, abin ne zaman eve gelecek? Annem senden haber bekliyor de.</p><p>&#8212; Tamam anne.</p><p>&#304;sa ablas&#305;n&#305; beklerken soka&#287;a &#231;&#305;kt&#305;. Sokakta kimse yoktu; kap&#305;n&#305;n &#246;n&#252;nde yere oturdu. Ablas&#305; ve k&#252;&#231;&#252;k k&#305;z karde&#351;i gelince kalkt&#305;, onlarla beraber i&#231;eri girdi. Ablas&#305;n&#305;n haz&#305;rlad&#305;&#287;&#305; yeme&#287;i yiyip "Anne, ben gidiyorum" diyerek evden &#231;&#305;kt&#305;.</p><p>&#304;sa'n&#305;n abisi Ferhat ortaokulu bitirince il&#231;ede end&#252;stri meslek lisesi olmad&#305;&#287;&#305; i&#231;in ildeki bir akrabas&#305;n&#305;n yan&#305;na gitmi&#351;, liseyi orada okumu&#351;tu. Okul bitince &#252;niversite s&#305;navlar&#305;na girmi&#351;, m&#252;hendislik b&#246;l&#252;m&#252;n&#252; kazanm&#305;&#351;t&#305;. Ailesinin maddi imk&#226;nlar&#305; iyi olmad&#305;&#287;&#305;ndan okul masraflar&#305;n&#305; kar&#351;&#305;lamak i&#231;in okuldan kalan zamanlar&#305;nda saatlik i&#351;lerde &#231;al&#305;&#351;&#305;yor, yaz tatilinde ise &#231;evre &#351;ehirlerde in&#351;aat i&#351;inde &#231;al&#305;&#351;an akrabalar&#305;n yan&#305;nda in&#351;aata gidiyordu. Senede bir, k&#305;sa bir s&#252;reli&#287;ine de olsa eve geliyor, sonra tekrar geri d&#246;n&#252;yordu.</p><p>&#304;sa'n&#305;n annesinin rahats&#305;zl&#305;&#287;&#305; art&#305;nca Ferhat, annesini tedavi etmek i&#231;in yan&#305;na &#231;a&#287;&#305;rm&#305;&#351;; annesi "O&#287;lum, oralar &#231;ok uzak, gelemem" dese de Ferhat onu doktora g&#246;t&#252;rmek istedi&#287;ini s&#246;yleyip &#305;srar etmi&#351;ti. Annesi de onu k&#305;rmay&#305;p &#304;sa'y&#305; da yan&#305;na alarak onun yan&#305;na gitmi&#351;ti.</p><p>Ferhat &#246;&#287;renci yurdunda kald&#305;&#287;&#305;ndan annesini ve karde&#351;ini arkada&#351;lar&#305;n&#305;n kald&#305;&#287;&#305; &#246;&#287;renci evine b&#305;rakm&#305;&#351;t&#305;. Ertesi g&#252;n annesini kendi okuluna yak&#305;n bir hastaneye g&#246;t&#252;rm&#252;&#351;; muayene sonucu doktor annesinin hastanede yatmas&#305; gerekti&#287;ini s&#246;ylemi&#351;ti. Bunu annesine a&#231;&#305;klad&#305;.</p><p>&#8212; O&#287;lum, kalmas&#305;na kalay&#305;m da; sen de biliyorsun, y&#305;llard&#305;r gitmedi&#287;im doktor kalmad&#305;, hi&#231;biri bir &#231;are bulmad&#305;. Buran&#305;n da &#231;are oldu&#287;unu zannetmiyorum. Ama mademki sen istiyorsun, tamam kalay&#305;m.</p><p>Ferhat annesini kalaca&#287;&#305; odaya kadar refakat etti.</p><p>&#8212; Anne, buras&#305; b&#252;y&#252;k &#351;ehir; en iyi hastaneler, en iyi doktorlar burada. Mutlaka bir &#231;are bulurlar. Sen can&#305;n&#305; s&#305;kma, ne diyorlarsa onu yap, bir an &#246;nce iyile&#351;mene bak. Her g&#252;n yan&#305;na gelirim, merak etme.</p><p>Deyip annesini &#246;pt&#252;kten sonra &#304;sa'yla hastaneden ayr&#305;ld&#305;.</p><p>Abisiyle birlikte olmak &#304;sa i&#231;in tarifsiz bir sevin&#231;ti. Abisi eve pek s&#305;k gelmezdi; gelse de sadece birka&#231; g&#252;n kal&#305;p geri d&#246;n&#252;yordu. O y&#252;zden geldi&#287;inde evde bir bayram havas&#305; esiyordu.</p><p>&#304;sa, abisiyle dola&#351;&#305;rken ablas&#305;na ve k&#252;&#231;&#252;k karde&#351;ine anlatmak i&#231;in m&#252;mk&#252;n oldu&#287;unca fazla &#351;eyi haf&#305;zas&#305;na kaydetmeye &#231;al&#305;&#351;&#305;yordu. Y&#252;ksek binalar, pe&#351; pe&#351;e giden arabalar, korna sesleri, insanlarla dolu kald&#305;r&#305;mlar, trafik &#305;&#351;&#305;klar&#305;, parklar ve kafeteryalardan gelen m&#252;zik sesleri onu adeta b&#252;y&#252;lemi&#351;ti.</p><p>Ferhat, &#304;sa'y&#305; da yan&#305;na al&#305;p her g&#252;n annesini ziyarete gidiyordu. Son gidi&#351;lerinde annesinin &#252;&#231;-d&#246;rt g&#252;n sonra taburcu edilece&#287;i s&#246;ylenmi&#351;ti. Hastane &#231;&#305;k&#305;&#351;&#305; Ferhat, &#304;sa'ya d&#246;nd&#252;:</p><p>&#8212; Bug&#252;n seni Luna Park'a g&#246;t&#252;rece&#287;im.</p><p>&#8212; Luna Park ne abi?</p><p>&#8212; Sana s&#252;rpriz olsun, gitti&#287;inde kendin g&#246;r&#252;rs&#252;n.</p><p>Hastaneden yirmi-yirmi be&#351; dakika kadar y&#252;r&#252;y&#252;p b&#252;y&#252;k bir parka geldiler. &#304;sa, park&#305;n giri&#351;inde koyu renkli ta&#351;tan yap&#305;lm&#305;&#351; kad&#305;n ve yunus heykelleriyle kar&#351;&#305;la&#351;t&#305;; bu heykelleri ne ama&#231;la koyduklar&#305;n&#305; anlamad&#305;. Park&#305;n i&#231;ine do&#287;ru biraz daha ilerlediklerinde sol tarafta i&#231;inde kay&#305;kla dola&#351;an insanlar&#305;n oldu&#287;u bir g&#246;let vard&#305;; biraz  daha ilerleyince m&#252;zik ve &#231;ocuk seslerinin birbirine kar&#305;&#351;t&#305;&#287;&#305;, havalanan u&#231;aklar&#305;n, d&#246;nen atlar&#305;n ve motorsikletlerin oldu&#287;u bir alana geldiler. &#304;sa u&#231;aklar&#305; &#351;a&#351;k&#305;nl&#305;kla izliyordu. Abisi onun bu &#351;a&#351;k&#305;nl&#305;&#287;&#305;n&#305; fark edip:</p><p>&#8212; Sana dedi&#287;im yer buras&#305;. Buran&#305;n ad&#305; Luna Park. U&#231;a&#287;a binmek ister misin?</p><p>&#304;sa ba&#351;&#305;n&#305; sallayarak evet dedi. Havadaki u&#231;aklar yere inince abisi onun birine binmesine yard&#305;mc&#305; oldu. G&#246;zlerinden &#304;sa'n&#305;n korktu&#287;u belliydi. Abisi eliyle sa&#231;&#305;n&#305; ok&#351;ay&#305;p ona g&#252;l&#252;mseyerek "Korkma, ben buraday&#305;m" dedi. Bindi&#287;i u&#231;ak yava&#351; yava&#351; y&#252;kseldi; u&#231;ak y&#252;kseldik&#231;e &#304;sa'n&#305;n heyecan&#305; ve korkusu da y&#252;kseliyordu. Elleri tuttu&#287;u direksiyona s&#305;k&#305;ca yap&#305;&#351;m&#305;&#351;t&#305;.</p><p>U&#231;ak bir iki kez y&#252;kselip al&#231;al&#305;nca &#304;sa'n&#305;n korkusu azald&#305;; sonraki ini&#351; &#231;&#305;k&#305;&#351;lar&#305;n keyfini &#231;&#305;kard&#305;. U&#231;aklar &#246;nce yava&#351;lad&#305;, sonra yere indiler. Abisi sordu:</p><p>&#8212; Sevdin mi, yoksa korktun mu?</p><p>&#8212; &#214;nce korktum, sonra korkmad&#305;m.</p><p>Doktorlar &#304;sa'n&#305;n annesine bir re&#231;ete yaz&#305;p taburcu etmi&#351;lerdi. Ferhat, eve d&#246;nmeleri i&#231;in iki g&#252;n sonras&#305;na otob&#252;s bileti ald&#305;. Otogara gidecekleri g&#252;n elindeki torbay&#305; annesine uzatt&#305;.</p><p>&#8212; Anne, Hatice ile Melahat'a bir &#351;eyler ald&#305;m. Onlara verirsin.</p><p>&#8212; &#304;sa, sana da bir hik&#226;ye kitab&#305; ald&#305;m..yolda  okursun.</p><p>Deyip  bir kitap uzatt&#305;.</p><p>&#304;sa kitab&#305; al&#305;nca &#246;nce &#246;n y&#252;z&#252;ne bakt&#305;, kitab&#305;n ad&#305;n&#305; okudu: Ta&#351;l&#305; Tarla. Sonra &#231;evirip arka y&#252;z&#252;ne bakt&#305;, tekrar &#246;n y&#252;ze d&#246;n&#252;p sayfalar&#305; &#231;evirdi; i&#231;indeki resimlere bir g&#246;z att&#305;. &#304;sa'n&#305;n ilk defa resimli bir kitab&#305; oluyordu.</p><p>Ferhat annesini ve &#304;sa'y&#305; otob&#252;se bindirdi; otob&#252;s hareket edene kadar onlar&#305;n yan&#305;nda bekledi. Muavin "Gidecek yolcu kalmas&#305;n, otob&#252;s kalk&#305;yor!" diye ba&#287;&#305;r&#305;nca Ferhat annesinin elini &#246;pt&#252;, sonra ona sar&#305;ld&#305;.</p><p>&#8212; A&#287;lama anne. S&#305;navlar&#305;m bitsin, yak&#305;nda gelece&#287;im.</p><p>&#304;sa'y&#305; &#246;p&#252;p sar&#305;ld&#305; ve "Haydi, iyi yolculuklar" deyip otob&#252;sten indi. Hemen gitmedi; otob&#252;s terminalden ayr&#305;lana dek el sallad&#305;.</p><p>&#304;sa'n&#305;n annesine hastaneden taburcu edilirken verilen ila&#231;lar pek bir i&#351;e yaramam&#305;&#351;t&#305;; annesi ba&#351;larda bir s&#252;re kendini iyi hissetmi&#351;, daha sonra hastal&#305;&#287;&#305; gitgide a&#287;&#305;rla&#351;m&#305;&#351;t&#305;. Son zamanlarda s&#252;rekli Ferhat'tan s&#246;z ediyor, "S&#305;navlar&#305;m bitsin, gelece&#287;im" demi&#351;ti; ama &#231;ok uzun zaman olmu&#351;tu. "Nerde kald&#305;, &#351;imdiye kadar gelmesi laz&#305;md&#305;. &#304;yi mi acaba, yoksa ba&#351;&#305;na bir &#351;ey mi geldi?" diye tedirginli&#287;ini dile getiriyordu.</p><p>&#304;sa'lar&#305;n oturduklar&#305; evden yine ayn&#305; mahallede olan ba&#351;ka bir eve ta&#351;&#305;nmalar&#305; gerekiyordu. Ev sahibinin evden &#231;&#305;kmalar&#305; i&#231;in verdi&#287;i s&#252;re epey azalm&#305;&#351;t&#305;. E&#351;yalar&#305; yava&#351; yava&#351; toplamaya ba&#351;lad&#305;lar. Annesi o evden ta&#351;&#305;nmadan Ferhat'&#305;n gelmesini umut ediyordu. Kap&#305; vuruldu&#287;unda ya da bah&#231;eden gelen bir ses duydu&#287;unda "&#199;&#305;k&#305;n bak&#305;n, abiniz mi geldi?" diyordu.</p><p>Evden ta&#351;&#305;nmalar&#305; i&#231;in onlara verilen s&#252;re dolunca &#304;sa'n&#305;n babas&#305;n&#305;n kiralad&#305;&#287;&#305; bir at arabas&#305;yla e&#351;yalar&#305; yava&#351; yava&#351; ta&#351;&#305;d&#305;lar. T&#252;m e&#351;yalar ta&#351;&#305;nd&#305;ktan sonra y&#252;r&#252;mekte g&#252;&#231;l&#252;k &#231;eken &#304;sa'n&#305;n annesi de kalan e&#351;yalarla birlikte at arabas&#305;na bindirilerek eve getirilmi&#351;ti.</p><p>&#304;sa'n&#305;n annesi bu yeni evi pek sevmedi; sevmedi&#287;ini de her f&#305;rsatta dile getiriyordu. Bazen de &#304;sa'n&#305;n babas&#305;na:</p><p>&#8212; Ferhat geldi&#287;inde bu evi bulabilecek mi? Buraya ta&#351;&#305;nd&#305;&#287;&#305;m&#305;z&#305; ona kim s&#246;yleyecek, buraya nas&#305;l gelecek?</p><p>diye soruyordu. &#304;sa'n&#305;n babas&#305;:</p><p>&#8212; Nas&#305;l bulamayacak? Ferhat geldi&#287;inde &#246;nce &#350;erif'in yan&#305;na u&#287;ruyor; onun yan&#305;na u&#287;ramadan zaten eve gelmiyor.</p><p>diye yan&#305;tl&#305;yordu.</p><p>&#304;sa'n&#305;n annesinin durumu her ge&#231;en g&#252;n a&#287;&#305;rla&#351;&#305;yordu; son zamanlarda daha s&#305;k "Ferhat ne zaman gelecek?" diye s&#246;ylenip duruyordu.</p><p>&#304;sa'n&#305;n babas&#305; e&#351;inin durumunu hi&#231; iyi g&#246;rmedi&#287;inden o g&#252;n evde kalm&#305;&#351;, i&#351;e gitmemi&#351;ti.</p><p>Salonun ortas&#305;nda yer yata&#287;&#305;nda oturan annesi kap&#305;n&#305;n &#246;n&#252;ne &#231;&#305;kmak istedi&#287;ini s&#246;yledi. &#304;sa'n&#305;n babas&#305; ve ablas&#305; ona destek olup kap&#305;n&#305;n &#246;n&#252;ne &#231;&#305;kard&#305;lar; yere konan bir minderin &#252;zerinde oturdu. Bir s&#252;re etraf&#305; izledi, bah&#231;e kap&#305;s&#305;na uzunca s&#252;re bakt&#305;. Sonra:</p><p>&#8212; Hava serin, &#252;&#351;&#252;yorum. &#304;&#231;eri girelim.</p><p>&#304;&#231;eri girip yerdeki yata&#287;&#305;na oturduktan sonra etraf&#305;nda oyun oynayan &#304;sa ile Melahat'&#305; yan&#305;na &#231;a&#287;&#305;rd&#305;. Onlara sar&#305;ld&#305;, a&#287;lad&#305;.</p><p>&#304;sa eski mahalleye gitmek i&#231;in evden &#231;&#305;kaca&#287;&#305; zaman babas&#305; "O&#287;lum, buralardan fazla uzakla&#351;ma, eve erken gel" dedi. &#304;sa "Tamam baba" deyip &#231;&#305;kt&#305;. Eve d&#246;nd&#252;&#287;&#252;nde babas&#305; annesinin ba&#351; ucunda oturmu&#351;tu. Annesinin g&#246;zleri kapal&#305;yd&#305;; a&#287;z&#305; hafif aral&#305;k, h&#305;r&#305;lt&#305;l&#305; bir &#351;ekilde zor nefes al&#305;p veriyordu. K&#252;&#231;&#252;k karde&#351;i Melahat duvar&#305;n dibinde bir minderin &#252;zerinde oturmu&#351;, sessizce annesine bak&#305;yordu. &#304;sa ablas&#305;n&#305; g&#246;remeyince mutfa&#287;a gitti. Ablas&#305; oca&#287;&#305;n ba&#351;&#305;nda, elindeki ka&#351;&#305;kla tenceredeki yeme&#287;i kar&#305;&#351;t&#305;r&#305;rken bir yandan da a&#287;l&#305;yordu.</p><p>&#304;sa mutfa&#287;&#305;n giri&#351;inde bir s&#252;re bir &#351;ey demeden bekledi. Sonra ablas&#305;n&#305;n yan&#305;na giderek:</p><p>&#8212; Ne oldu abla, niye a&#287;l&#305;yorsun?</p><p>dedi. Ablas&#305; yapt&#305;&#287;&#305; i&#351;e devam ederek koluyla g&#246;zya&#351;lar&#305;n&#305; sildi.</p><p>&#8212; Annem &#231;ok hasta.</p><p>&#304;sa'n&#305;n annesi o gece yar&#305;s&#305;ndan sonra vefat etti.</p><p>Annesinin vefat&#305;n&#305;n &#252;zerinden yakla&#351;&#305;k bir hafta ge&#231;mi&#351;ti. &#304;sa'n&#305;n babas&#305; h&#226;l&#226; evde taziye i&#231;in gelenlerle ilgileniyordu. &#304;sa okuldan eve d&#246;n&#252;nce oyun oynamak i&#231;in eski evlerinin soka&#287;&#305;na, arkada&#351;lar&#305;n&#305;n yan&#305;na gidiyordu. O g&#252;n de arkada&#351;lar&#305;n&#305;n yan&#305;na gitmek i&#231;in ayakkab&#305;lar&#305;n&#305; giyip d&#305;&#351;ar&#305; &#231;&#305;kt&#305;.</p><p>Yeni ta&#351;&#305;nd&#305;klar&#305; evin ilerisinde, eski evlerine giden yol &#252;zerinde geni&#351; bir meydan vard&#305;. &#304;sa soka&#287;&#305; bitirip meydana &#231;&#305;kt&#305;&#287;&#305;nda kar&#351;&#305;dan abisi Ferhat'&#305;n geldi&#287;ini g&#246;rd&#252;. &#220;zerinde keten bir pantolon, uzun kollu bir g&#246;mlek, g&#246;z&#252;nde g&#252;ne&#351; g&#246;zl&#252;&#287;&#252; vard&#305;. &#304;sa ona do&#287;ru ko&#351;tu. Abisi de ona do&#287;ru ko&#351;an karde&#351;ine kollar&#305;n&#305; a&#231;t&#305; ve &#304;sa'y&#305; kucaklad&#305;.</p><p>&#304;sa abisinin boynuna sar&#305;lm&#305;&#351;ken:</p><p>&#8212; Abi, biliyor musun, annem &#246;ld&#252;.</p><p>Abisi &#304;sa'y&#305; kuca&#287;&#305;nda tutarken usulca "Evet, biliyorum" dedi. Sonra &#304;sa'y&#305; yere indirdi. G&#252;ne&#351; g&#246;zl&#252;&#287;&#252;n&#252; &#231;&#305;kar&#305;p g&#246;zya&#351;lar&#305;n&#305; sildi ve g&#246;zl&#252;&#287;&#252;n&#252; tekrar takt&#305;. &#304;sa'n&#305;n elinden tutarak eve do&#287;ru y&#252;r&#252;d&#252;ler.</p><p>O ak&#351;am &#304;sa, ablas&#305; ve k&#252;&#231;&#252;k karde&#351;i uykular&#305; gelinceye kadar hep Ferhat abilerinin yan&#305;nda oturmu&#351;lard&#305;. Her zaman g&#252;ler y&#252;zl&#252; ve ne&#351;eli olan abilerini ilk defa bu kadar &#252;zg&#252;n g&#246;r&#252;yorlard&#305;. Annelerini kaybetmi&#351;lerdi; ama Ferhat abilerinin eve gelmesi her zamanki gibi onlar&#305; &#231;ok mutlu etmi&#351;ti. Uykular&#305; gelince &#304;sa ve Melahat a&#287;abeylerini &#246;p&#252;p kendi yataklar&#305;na gittiler. &#304;sa tamamen uykuya dalana kadar abisiyle babas&#305;n&#305;n sessizce konu&#351;tuklar&#305;n&#305; duyuyordu.</p><p>Sabah ablas&#305; &#304;sa'y&#305; okula gitmesi i&#231;in uyand&#305;rd&#305;. &#304;sa uyan&#305;nca g&#246;zleri &#246;nce Ferhat abisinin uyumu&#351; olabilece&#287;i yata&#287;&#305; arad&#305;. Ne salonda ne de di&#287;er odada yerde serili yatak yoktu.</p><p>&#8212; Abla, Ferhat abiyi g&#246;rd&#252;n m&#252;, nerede?</p><p>&#8212; Evde de&#287;il, gitmi&#351;.</p><p>&#8212; Evden mi gitmi&#351;?</p><p>&#8212; Evet. Babam dedi, onu bo&#351;una arama; &#231;abuk kahvalt&#305;n&#305; yap, yoksa okula ge&#231; kalacaks&#305;n.</p><p>&#304;sa evde her zaman kendi kitaplar&#305;n&#305;n aras&#305;nda olan, abisinin hediye etti&#287;i kitab&#305; arad&#305;. Ama bulamad&#305;. Bulamay&#305;nca ablas&#305;na sordu. Ablas&#305; g&#246;rmedi&#287;ini s&#246;yledi. Bu kez babas&#305;na sordu:</p><p>&#8212; Benim kitab&#305;m&#305; g&#246;rd&#252;n m&#252;?</p><p>Babas&#305;, kitab&#305; i&#231;inde resimlerin oldu&#287;u bir torbayla birlikte beyaz bir boh&#231;aya sard&#305;&#287;&#305;n&#305; s&#246;yledi. Evin t&#252;m&#252;n&#252; arad&#305;lar; boh&#231;ay&#305; bulamad&#305;lar.</p><p>&#8212; B&#252;y&#252;k ihtimalle at arabas&#305;yla e&#351;yalar&#305; ta&#351;&#305;rken yolda d&#252;&#351;&#252;rm&#252;&#351;&#252;z. Aradan &#231;ok zaman ge&#231;ti, art&#305;k bulmak biraz zor.</p><p>&#8212; Olsun baba. Ben yine araban&#305;n ge&#231;ti&#287;i yoldan ge&#231;ip oralara bir daha bakaca&#287;&#305;m, belki bulan biri bir kenara atm&#305;&#351;t&#305;r.</p><p>&#8212; Tamam o&#287;lum, sen bilirsin, bak bakal&#305;m.</p><p>&#304;sa at arabas&#305;n&#305;n ge&#231;ti&#287;i yoldan eski evlerine kadar sa&#287;a sola, b&#252;t&#252;n duvar diplerine bakt&#305;. Ancak bulamad&#305;.</p><p>Abisinin b&#252;t&#252;n foto&#287;raflar&#305; ve ona verdi&#287;i kitap, abisiyle birlikte yok olup gitmi&#351;ti.</p><p>&#304;sa o &#351;ehirde ya&#351;ad&#305;klar&#305; s&#252;re boyunca o kitab&#305; bulma umuduyla hep ayn&#305; sokaklardan etrafa bakarak gidip geldi. O kitab&#305; bulursa abisinin tekrar geri gelece&#287;ine inan&#305;yordu.</p><p>O &#351;ehirden ayr&#305;ld&#305;lar.</p><p>&#304;sa bir vesileyle il&#231;eye her geldi&#287;inde &#246;nce eski oturduklar&#305; mahalleye gider, daha &#246;nce y&#252;zlerce kez y&#252;r&#252;d&#252;&#287;&#252; sokaklar&#305; ilk defa ge&#231;iyormu&#351; gibi sa&#287;a sola bakarak dikkatle dola&#351;&#305;rd&#305;.</p><p>Kitab&#305; hi&#231; bulamad&#305;.</p><p>Bulaca&#287;&#305;na dair inanc&#305;n&#305; ise hi&#231;bir zaman yitirmedi. Kim bilir, belki bir g&#252;n.</p>]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[İFTAR EZANI ]]></title><description><![CDATA[&#304;sa annesini kaybedeli bir iki ay olmu&#351;tu.]]></description><link>https://hazniaksoy.substack.com/p/iftar-ezani</link><guid isPermaLink="false">https://hazniaksoy.substack.com/p/iftar-ezani</guid><dc:creator><![CDATA[Hazni Aksoy]]></dc:creator><pubDate>Tue, 07 Apr 2026 22:27:59 GMT</pubDate><enclosure url="https://substackcdn.com/image/fetch/$s_!mtcV!,w_256,c_limit,f_auto,q_auto:good,fl_progressive:steep/https%3A%2F%2Fsubstack-post-media.s3.amazonaws.com%2Fpublic%2Fimages%2F4715d150-2520-4268-88f0-3dc12fbd2b3a_1030x1030.png" length="0" type="image/jpeg"/><content:encoded><![CDATA[<p>&#304;sa annesini kaybedeli bir iki ay olmu&#351;tu. Babas&#305; bu&#287;day tarlas&#305;nda t&#305;rpanla ekin bi&#231;me i&#351;inde &#231;al&#305;&#351;&#305;yordu. Havan&#305;n da a&#351;&#305;r&#305; s&#305;cak oldu&#287;u bir Ramazan g&#252;n&#252;, ikindi vakti eve geri d&#246;nm&#252;&#351; ve i&#231;eri girer girmez salonun ortas&#305;ndaki hal&#305;n&#305;n &#252;zerine s&#305;rt &#252;st&#252; yatm&#305;&#351;t&#305;. &#304;sa, ablas&#305; ve k&#252;&#231;&#252;k k&#305;z karde&#351;i babalar&#305;nda anormal bir durum oldu&#287;unu fark edip etraf&#305;na toplanm&#305;&#351;lard&#305;.</p><p>&#8220;Baba, iyi misin?&#8221; diye sordu ablas&#305;.</p><p>Babas&#305;n&#305;n g&#246;zleri kapal&#305;yd&#305;; sa&#287; elinin tersini aln&#305;na koymu&#351;, susuzluktan kurumu&#351; ve &#231;atlam&#305;&#351; dudaklar&#305; aral&#305;k b&#305;rakarak h&#305;zla nefes al&#305;p veriyordu. G&#246;&#287;&#252;s kafesinin alt k&#305;sm&#305; tamamen i&#231;eri &#231;&#246;km&#252;&#351;, karn&#305; adeta s&#305;rt&#305;na yap&#305;&#351;m&#305;&#351;t&#305;; nefes ald&#305;k&#231;a g&#246;&#287;&#252;s kafesi h&#305;zla inip kalk&#305;yordu. &#304;sa&#8217;n&#305;n ablas&#305; babas&#305;n&#305;n dudaklar&#305;n&#305; g&#246;r&#252;nce hemen i&#231;eri ko&#351;up bir bardak su alm&#305;&#351;t&#305;. &#304;sa ve k&#252;&#231;&#252;k karde&#351;i yere babalar&#305;n&#305;n yan&#305;na &#231;&#246;melmi&#351; ona bak&#305;yorlard&#305;.</p><p>Ablas&#305; babas&#305;n&#305;n ba&#351; ucuna oturup seslendi:</p><p>&#8220;Baba, biraz su i&#231;.&#8221;</p><p>G&#246;zleri h&#226;l&#226; kapal&#305;yd&#305;, tepki vermedi. Duymam&#305;&#351; olabilir diye tekrar etti. Babas&#305; bu kez g&#246;zlerini aralay&#305;p, konu&#351;madan, eliyle &#8220;istemiyorum&#8221; der gibi bir hareket yapt&#305; ve g&#246;zlerini yeniden kapatt&#305;. Ablas&#305; elinde suyla yan&#305; ba&#351;&#305;nda, ne yapaca&#287;&#305;n&#305; bilmeden, &#246;ylece babas&#305;na bak&#305;yordu.</p><p>&#304;sa ve k&#252;&#231;&#252;k karde&#351;i babalar&#305;n&#305;n yan&#305;nda oturmu&#351;, ablalar&#305;n&#305;n onu su i&#231;meye ikna etmeye &#231;al&#305;&#351;mas&#305;n&#305; korkuyla izliyorlard&#305;. Ablalar&#305; ikna edemedi&#287;ini g&#246;r&#252;nce &#246;nce k&#252;&#231;&#252;k k&#305;z karde&#351;i Melahat, ard&#305;ndan &#304;sa a&#287;lamaya ba&#351;lad&#305;. &#304;sa bir yandan a&#287;l&#305;yor bir yandan da &#8220;Baba, biraz su i&#231;&#8221; diyordu. Babas&#305; g&#246;zlerini a&#231;madan, duydu&#287;u seslere yan&#305;t olarak kafas&#305;n&#305; sa&#287;a sola sallad&#305;. &#220;&#231;&#252; orada babalar&#305;n&#305; &#231;aresizce izlemeye devam ettiler.</p><p>Epey bir zaman ge&#231;tikten sonra babalar&#305; g&#246;zlerini hafif&#231;e aralay&#305;p, elinde su barda&#287;&#305;yla h&#226;l&#226; yan&#305; ba&#351;&#305;nda oturan k&#305;z&#305;na bir &#351;eyler m&#305;r&#305;ldand&#305;. Ne dedi&#287;ini anlamayan &#304;sa&#8217;n&#305;n ablas&#305; kula&#287;&#305;n&#305; babas&#305;n&#305;n a&#287;z&#305;na yakla&#351;t&#305;rd&#305;.</p><p>&#8220;&#304;ftar ezan&#305;...&#8221; dedi babas&#305; k&#305;s&#305;k bir sesle.</p><p>&#8220;Tamam baba, ezan okundu&#287;unda s&#246;ylerim,&#8221; dedi ablas&#305;.</p><p>Sonra &#304;sa&#8217;ya d&#246;nd&#252;:</p><p>&#8220;&#304;sa, git kap&#305;n&#305;n &#246;n&#252;nde bekle; ezan okundu&#287;unda &#231;abuk haber ver.&#8221;</p><p>&#304;sa ezan sesini duymak i&#231;in kap&#305;n&#305;n &#246;n&#252;nde sab&#305;rs&#305;zl&#305;kla beklemeye ba&#351;lad&#305;. Babas&#305;n&#305;n iyile&#351;mesi tamamen o ezan sesine ba&#287;l&#305;yd&#305;; i&#231;inden ezan&#305;n bir an &#246;nce okunmas&#305; i&#231;in dua ediyordu. Nihayet ezan sesini duyunca h&#305;zla i&#231;eri ko&#351;tu.</p><p>&#8220;Ezan okundu! Ezan okundu!&#8221; diye ba&#287;&#305;rd&#305;.</p><p>***</p>]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[KARAHİNDİBA]]></title><description><![CDATA[&#304;sa, yaz tatilinde tarlada ailesiyle birlikte &#231;al&#305;&#351;m&#305;&#351;; k&#252;&#231;&#252;k de olsa eve maddi bir katk&#305; sa&#287;lam&#305;&#351;t&#305;.]]></description><link>https://hazniaksoy.substack.com/p/karahindiba</link><guid isPermaLink="false">https://hazniaksoy.substack.com/p/karahindiba</guid><dc:creator><![CDATA[Hazni Aksoy]]></dc:creator><pubDate>Tue, 31 Mar 2026 21:00:56 GMT</pubDate><enclosure url="https://substackcdn.com/image/fetch/$s_!mtcV!,w_256,c_limit,f_auto,q_auto:good,fl_progressive:steep/https%3A%2F%2Fsubstack-post-media.s3.amazonaws.com%2Fpublic%2Fimages%2F4715d150-2520-4268-88f0-3dc12fbd2b3a_1030x1030.png" length="0" type="image/jpeg"/><content:encoded><![CDATA[<p> </p><p>&#304;sa, yaz tatilinde tarlada ailesiyle birlikte &#231;al&#305;&#351;m&#305;&#351;; k&#252;&#231;&#252;k de olsa eve maddi bir katk&#305; sa&#287;lam&#305;&#351;t&#305;. Bu y&#252;zden kendini daha olgun ve de&#287;erli hissediyordu. Okullar a&#231;&#305;lm&#305;&#351;, d&#246;rd&#252;nc&#252; s&#305;n&#305;fa ba&#351;lam&#305;&#351;t&#305;. Okula gitmeyi sevdi&#287;inden &#231;al&#305;&#351;kan bir &#246;&#287;renci say&#305;l&#305;yordu; kendi &#246;devlerini kendisi yap&#305;yor, kendinden k&#252;&#231;&#252;k k&#305;z karde&#351;inin &#246;devlerine de yard&#305;mc&#305; olmaya &#231;al&#305;&#351;&#305;yordu. Annesini kaybetmenin onda yaratt&#305;&#287;&#305; b&#252;y&#252;k bo&#351;luk ve &#252;z&#252;nt&#252; bir yana, mutlu bir &#231;ocuk say&#305;l&#305;rd&#305;. Birlikte vakit ge&#231;irdi&#287;i iki arkada&#351;&#305; vard&#305;: biri Halim, &#246;teki de Kutbettin'di.</p><p>Halim s&#305;n&#305;f arkada&#351;&#305;yd&#305;; ikisinin de evi okula yak&#305;nd&#305;. Halim ile &#304;sa, okuldan &#231;&#305;kmadan &#246;nce okulun &#246;n&#252;nde bulu&#351;mak i&#231;in s&#246;zle&#351;ir, evde h&#305;zl&#305;ca bir &#351;eyler at&#305;&#351;t&#305;r&#305;p ko&#351;arak bulu&#351;ma noktas&#305;na gelirlerdi. Ger&#231;i Halim, &#231;o&#287;u zaman elinde sal&#231;a s&#252;r&#252;lm&#252;&#351; ekmek ya da sar&#305;msak s&#252;r&#252;l&#252;p tuzlanm&#305;&#351; iki par&#231;a ekmekle evden &#231;&#305;kar; birini yolda yerken ikincisini var&#305;nca yemeye devam ederdi. Sar&#305;msakl&#305; ekmek yedi&#287;i g&#252;nler fena kokard&#305;; ama &#304;sa hi&#231;bir &#351;ey demezdi. &#304;sa da bazen evde haz&#305;r bir &#351;eyler bulamazd&#305;. Ablas&#305; bekle birazdan haz&#305;rlar&#305;m dese de &#304;sa, t&#305;pk&#305; Halim gibi, bir par&#231;a ekme&#287;e sal&#231;a s&#252;rer; okula gidip geldi&#287;i k&#305;rl&#305;k yoldan ekme&#287;ini yava&#351; yava&#351; yiyerek y&#252;r&#252;rd&#252;. Bu k&#305;rl&#305;k yolu &#231;ok severdi. Baharla birlikte yemye&#351;il &#231;imenler ve papatyalar&#305;n aras&#305;ndaki karahindibalar onu &#231;ok mutlu ederdi; bu sar&#305; &#231;i&#231;ekleri, g&#252;ne&#351;li ve g&#252;zel g&#252;nlerin habercisi olarak g&#246;r&#252;rd&#252;. &#304;sa ile Halim ya okulun bah&#231;esinde oynar ya da okulun yukar&#305;s&#305;nda, mahallenin &#231;ocuklar&#305;n&#305;n da gelip misket oynad&#305;&#287;&#305; soka&#287;a gidip orada di&#287;er &#231;ocuklarla misket oynarlard&#305;.</p><p>&#304;sa'n&#305;n di&#287;er yak&#305;n arkada&#351;&#305; Kutbettin ise &#304;sa'dan iki-&#252;&#231; ya&#351; b&#252;y&#252;k olmas&#305;na ra&#287;men onunla arkada&#351;l&#305;k yapmay&#305; severdi. Kutbettin'in de &#304;sa i&#231;in &#231;ok &#246;zel bir yeri vard&#305;. Evi biraz uzakta, ba&#351;ka bir mahallede olmas&#305;na kar&#351;&#305;n buldu&#287;u ilk f&#305;rsatta &#304;sa'n&#305;n yan&#305;na gelmeyi ihmal etmezdi; &#246;nce soka&#287;a, sonra okulun bah&#231;esine bakard&#305;, orada da bulamazsa evlerine gelirdi. Kutbettin'in ailesiyle &#304;sa'n&#305;n ailesi eskiden kom&#351;uydu; &#304;sa'n&#305;n abisiyle Kutbettin'in abisi de arkada&#351;t&#305;. &#304;sa'n&#305;n annesi de Kutbettin'in annesini severdi. Her iki aile farkl&#305; evlere ta&#351;&#305;n&#305;nca &#304;sa'n&#305;n annesi Kutbettin'in annesini ancak bayramdan bayrama ziyaret edebiliyordu; hastal&#305;&#287;&#305; ilerledi&#287;inde ise art&#305;k evden hi&#231; &#231;&#305;kamaz olmu&#351;tu. Kutbettin, onlara gidip geldik&#231;e annesiyle ilgili haber al&#305;r, selam s&#246;ylerdi.</p><p>Kutbettin'in hem annesi hem de babas&#305; g&#246;rme engelliyd&#305;. Kutbettin ilkokulu bitirdikten sonra okula devam edememi&#351;ti. &#304;sa'n&#305;n hem en iyi arkada&#351;&#305; hem de koruyucusuydu; b&#252;t&#252;n &#231;ocuklar Kutbettin'den korkard&#305;. Kutbettin hem yap&#305;l&#305; hem de g&#246;z&#252; pek biriydi; kavgadan asla &#231;ekinmezdi, hatta birinin sata&#351;mas&#305;n&#305; d&#246;rt g&#246;zle beklerdi. Ama durduk yere kimseye kar&#305;&#351;maz, hi&#231;bir &#351;eyden korkmaz, maceray&#305; seven biri olarak tan&#305;n&#305;rd&#305;.</p><p>Kutbettin'in babas&#305;na haf&#305;z derlerdi. Cuma g&#252;nleri, cuma namaz&#305;ndan &#246;nce il&#231;enin merkez camisinin giri&#351;ine yak&#305;n bir yere oturur; bir yandan tef &#231;alar, bir yandan kasideler okurdu. Her cuma Kutbettin babas&#305;n&#305; evden al&#305;r &#231;ar&#351;&#305;ya g&#246;t&#252;r&#252;r, namazdan sonra yine babas&#305;n&#305;n elinden tutarak ayn&#305; tempoyla eve geri getirirdi. &#304;sa, okula gitmedi&#287;i bir cuma g&#252;n&#252; Kutbettin ve babas&#305;na denk gelmi&#351;; Kutbettin babas&#305;n&#305;n elinden tutup y&#252;r&#252;rken &#304;sa da hi&#231; konu&#351;madan yanlar&#305;nda y&#252;r&#252;m&#252;&#351;t&#252;. Bir ara Kutbettin'in babas&#305; o&#287;luna yan&#305;nda kimin oldu&#287;unu sordu. Kutbettin de &#171;&#304;sa var, baba,&#187; dedi. &#304;sa hi&#231; konu&#351;mam&#305;&#351;t&#305;; ama babas&#305; birinin onlarla y&#252;r&#252;d&#252;&#287;&#252;n&#252; sezinlemi&#351;ti. Zaten &#304;sa'y&#305; tan&#305;yordu; Kutbettin'lerin evine gitti&#287;inde babas&#305;na ya abdest al&#305;rken ya da abdest almaya gidip gelirken rastl&#305;yordu. Evin tuvaleti bah&#231;edeydi; tuvaletin yan&#305; ba&#351;&#305;nda abdest almak i&#231;in her zaman dolu iki ibrik bulunurdu.</p><p>Caminin &#246;n&#252;ne vard&#305;klar&#305;nda Kutbettin babas&#305;n&#305; orada b&#305;rakt&#305;. Babas&#305;, elindeki tefle usulca oturdu; bir s&#252;re sessiz kald&#305;ktan sonra tef e&#351;li&#287;inde g&#252;r sesiyle kasideler okumaya ba&#351;lad&#305;. &#304;sa, Kutbettin'le birlikte bir s&#252;re izledi. As&#305;l dikkatini &#231;eken Kutbettin'in babas&#305;n&#305;n ritimle tef &#231;almas&#305; ya da g&#252;r sesiyle kaside okumas&#305; de&#287;ildi; as&#305;l ilgisini &#231;eken babas&#305;n&#305;n yere oturu&#351; bi&#231;imiydi. Dizleri &#246;nde birle&#351;ik, ayaklar&#305; ise yanlara a&#231;&#305;lm&#305;&#351; &#351;ekilde kal&#231;as&#305;yla do&#287;rudan yere oturmu&#351;tu; bu duru&#351; bir &#171;W&#187; harfi olu&#351;turuyordu. &#304;sa uzun s&#252;re &#171;Nas&#305;l b&#246;yle oturabiliyor acaba?&#187; diye d&#252;&#351;&#252;nd&#252;.</p><p>Kutbettin &#304;sa'ya &#171;Ben &#231;ay oca&#287;&#305;na gidiyorum,&#187; dedi. Kutbettin'in eni&#351;tesinin &#231;ar&#351;&#305;da k&#252;&#231;&#252;k bir &#231;ay oca&#287;&#305; vard&#305;; Kutbettin d&#252;zenli olmasa da eni&#351;tesine yard&#305;ma gider, yak&#305;ndaki esnafa &#231;ay g&#246;t&#252;r&#252;r, ortal&#305;&#287;&#305; siler s&#252;p&#252;r&#252;rd&#252;. Eni&#351;tesi cuma namaz&#305;na gitti&#287;inde o da &#231;ay oca&#287;&#305;nda temizlik yapacakt&#305;. &#171;Gel, beraber gidelim,&#187; dedi Kutbettin. &#304;sa ise &#171;Yok, ben amcamdan domates, patl&#305;can alaca&#287;&#305;m,&#187; dedi. &#304;sa'n&#305;n amcas&#305;n&#305;n &#231;ar&#351;&#305;da seyyar bir sebze-meyve tezg&#226;h&#305; vard&#305;.</p><p>Kutbettin &#304;sa'lara gitti&#287;i kadar &#304;sa da Kutbettin'lere giderdi. Kutbettin'lerin evi mahallenin d&#305;&#351;&#305;ndayd&#305;; evin etraf&#305; tarla ve bah&#231;eydi. Evlerine varana kadar labirent gibi k&#305;vr&#305;lan, ta&#351;larla &#246;r&#252;lm&#252;&#351; bah&#231;elerin aras&#305;ndaki dar yollardan ge&#231;mek gerekiyordu. &#304;sa bazen ta&#351;lar&#305;n &#252;zerinde k&#305;vr&#305;larak g&#252;ne&#351;lenen y&#305;lanlara da rastl&#305;yordu; g&#246;z&#252;n&#252; y&#305;landan ay&#305;rmadan sessizce ama daha h&#305;zl&#305; ad&#305;mlarla oradan uzakla&#351;&#305;yordu.</p><p>&#304;sa ile Kutbettin hep onlar&#305;n dam&#305;nda oynarlard&#305;. O dam &#304;sa i&#231;in bir kale gibiydi; dam&#305; &#231;evreleyen duvar, &#351;ekil olarak bir kalenin surlar&#305;n&#305; and&#305;r&#305;yordu. Evin etraf&#305;n&#305;n ba&#287;-bah&#231;e-tarla olmas&#305; da bu hissi peki&#351;tiriyordu. Damda yaz&#305;n geceleri uyumak i&#231;in her zaman bir taht bulunurdu. Bu taht d&#246;rt ayakl&#305;, kare bi&#231;iminde bir &#351;eydi; &#246;rtmek i&#231;in d&#246;rt k&#246;&#351;esine uzunca birer sopa konur, &#252;st&#252; perdeyle &#231;evrelenirdi. Yatak ve yorganlar katlanm&#305;&#351;, &#252;st&#252; &#246;rt&#252;l&#252; olarak hep orada durur; ak&#351;am taht&#305;n &#252;zerine yeniden serilirdi. Kutbettin ile &#304;sa bu taht&#305;n &#252;zerinde oturur vakit ge&#231;irirlerken Kutbettin'in annesi meyve pestili, kuru &#252;z&#252;m ve ceviz haz&#305;rlar, Kutbettin'e seslenerek gelip almas&#305;n&#305; s&#246;ylerdi. &#304;kisi bir keyifle taht&#305;n &#252;zerine oturur, getirilen ikram&#305; bitirirlerdi. &#304;sa, Kutbettin'lerde &#246;zellikle pestil yeme&#287;i &#231;ok severdi. Kutbettin'in annesi pestili k&#305;z&#305;n&#305;n yard&#305;m&#305;yla kendisi yapard&#305;. Y&#246;rede &#231;ok fazla &#252;z&#252;m &#231;e&#351;idi oldu&#287;undan b&#252;t&#252;n k&#246;ylerde bolca pestil ve kuru &#252;z&#252;m bulunurdu; bir de ceviz i&#231;inden yap&#305;lan sucuklar. &#304;sa bazen Kutbettin'in annesinin yeni yapt&#305;&#287;&#305; pestillere de denk geliyordu: annesi j&#246;leyi bir &#246;rt&#252;n&#252;n &#252;zerine yayar, kurumas&#305; i&#231;in dama sererdi. &#304;sa, bezin &#252;zerine serili pestilden par&#231;alar kopar&#305;p yerdi. Kendi annesi de sa&#287;l&#305;kl&#305; oldu&#287;u d&#246;nemlerde pestil yapard&#305;; &#304;sa, pestili yap&#305;ld&#305;ktan sonra g&#252;ne&#351;in alt&#305;nda bir an &#246;nce kurusun diye d&#246;rt g&#246;zle beklerdi.</p><p>Kutbettin'in ablas&#305;, ayn&#305; bah&#231;e i&#231;indeki biti&#351;ik evde oturuyordu. Evliydi ve &#252;&#231; ya&#351;&#305;nda bir o&#287;lu vard&#305;. &#199;ay oca&#287;&#305; i&#351;leten e&#351;ini u&#287;urlad&#305;ktan sonra ev i&#351;lerinde annesine yard&#305;mc&#305; olmaya &#231;al&#305;&#351;&#305;yordu. Hem kendi ev i&#351;leri hem ailesinin y&#252;k&#252; bir arada zor oluyordu; anne babas&#305;n&#305;n durumuna &#252;z&#252;l&#252;yordu. Evlendi&#287;i h&#226;lde s&#305;rf onlara yak&#305;n olmak i&#231;in yan yana bir ev aram&#305;&#351;lar, en nihayetinde buray&#305; bulmu&#351;lard&#305;.</p><p>Kutbettin'in abisi liseyi bitirdikten sonra &#252;niversite s&#305;navlar&#305;n&#305; kazanamam&#305;&#351;t&#305;. Anne-babas&#305; onun evlenmesini &#231;ok istiyordu; malum, ikisi de g&#246;rme engelliydiler ve eve gelecek bir gelin pek &#231;ok s&#305;k&#305;nt&#305;lar&#305;n&#305; &#231;&#246;zecekti. Ancak Kutbettin'in abisi onlar&#305; dinlememi&#351;, &#171;&#304;stanbul'da i&#351; buldum&#187; deyip evden ayr&#305;lm&#305;&#351;t&#305;. Kutbettin daha k&#252;&#231;&#252;kt&#252;; biraz daha b&#252;y&#252;k olsayd&#305; onu evlendireceklerdi.</p><p>&#304;sa'n&#305;n evleri mahallenin i&#231;inde olmas&#305;na ra&#287;men etraf&#305;nda birka&#231; meyve bah&#231;esi vard&#305;: f&#305;st&#305;k, elma, armut ve ayva. Sahipleri kim bilinmez; uzun y&#305;llar &#246;nce dikilmi&#351; olan bu a&#287;a&#231;larla kimse gelip ilgilenmez, meyvelerini toplamazd&#305;. Kutbettin geldi&#287;inde genellikle o bah&#231;enin etraf&#305;nda dola&#351;&#305;rlard&#305;; bazen de bah&#231;eye girip meyve kopard&#305;klar&#305; olurdu. Duvar&#305;n bir kenar&#305;na oturup yerlerdi.</p><p>Bir g&#252;n Kutbettin &#304;sa'ya iki ayva kopar&#305;p uzatm&#305;&#351;; ikisi yemeye &#231;al&#305;&#351;&#305;yorlard&#305;. Ancak ayvalar o kadar sertti ki yemek m&#252;mk&#252;n de&#287;ildi. Kutbettin &#304;sa'ya &#171;Bu ayvalar b&#246;yle yenmez; topra&#287;a g&#246;mmek gerekiyor,&#187; dedi. &#304;sa &#171;Neden topra&#287;a g&#246;mece&#287;iz?&#187; diye sordu. Kutbettin anlatt&#305;: &#171;Bize gelen bir misafirden duydum; topra&#287;a g&#246;md&#252;&#287;&#252;nde ayvalar &#231;ok daha lezzetli ve yenebilir oluyormu&#351;.&#187; Sonra birlikte bah&#231;eden be&#351;-on tane ayva kopard&#305;lar; a&#351;a&#287;&#305;daki tarlaya do&#287;ru giderek yol &#252;zerindeki su kuyusuna yak&#305;n bir yerde topra&#287;&#305; bir sopa yard&#305;m&#305;yla kaz&#305;y&#305;p ayvalar&#305; g&#246;md&#252;ler. Ama Kutbettin'in ne kadar s&#252;re g&#246;m&#252;l&#252; kalmas&#305; gerekti&#287;i konusunda pek fikri yoktu. &#304;sa'ya &#171;Arada bir gelir kontrol ederiz,&#187; dedi. Kutbettin'in ne zaman &#304;sa'lara gelece&#287;i ya da &#304;sa'n&#305;n ne zaman Kutbettin'lere gidece&#287;i belli de&#287;ildi; kim ne zaman f&#305;rsat bulursa &#246;tekinin evine gidiyordu.</p><p>&#304;sa, s&#305;n&#305;f arkada&#351;&#305; Halim ve mahalleden oyun arkada&#351;lar&#305;yla zaman zaman okulun arka taraflar&#305;ndaki tepede yer alan, &#246;n&#252;nde geni&#351; bir k&#305;rl&#305;k alan bulunan manast&#305;r&#305;n &#246;n&#252;ne top oynamaya giderlerdi. Biraz y&#252;r&#252;meleri gerekiyordu; ama genellikle gittiklerine pi&#351;man olmazlard&#305;. Kutbettin de futbol oynamay&#305; severdi ve iyi de oynard&#305;. Okulun bah&#231;esinde ma&#231; oldu&#287;unda onu hemen oyuna al&#305;rlard&#305;; hatta iki tak&#305;m onu kendi saflar&#305;na &#231;ekmek i&#231;in tart&#305;&#351;&#305;rd&#305;. &#304;sa ile Kutbettin, top oynamak i&#231;in okulun bah&#231;esinde kimseyi bulamay&#305;nca &#171;Mutlaka oradad&#305;rlar&#187; diye manast&#305;r&#305;n oraya giderlerdi. Bazen ger&#231;ekten orada oynayanlar olurdu; bazen de kimse olmazd&#305;.</p><p>Oradaki manast&#305;r, y&#246;redeki di&#287;er manast&#305;r ve kiliseler gibi &#231;ok eski bir tarihe sahipti. Y&#252;ksek duvarlarla &#231;evrili bir bah&#231;esi ve her zaman a&#231;&#305;k olan b&#252;y&#252;k&#231;e bir giri&#351; kap&#305;s&#305; vard&#305;. Orayla ilgilenen ya&#351;l&#305; bir adam d&#305;&#351;&#305;nda hi&#231; kimseye rastlamam&#305;&#351;lard&#305;. Bah&#231;ede eski tarihlere ait mezarlar vard&#305;; mezar ta&#351;lar&#305;nda S&#252;ryanice yaz&#305;lar yaz&#305;yordu. Bah&#231;edeki kilisenin ana kap&#305;s&#305;nda da S&#252;ryanice yaz&#305;lar vard&#305;. Giri&#351;e yak&#305;n mezarlar&#305;n &#246;tesinde, bah&#231;enin arka taraf&#305;nda eski yap&#305;lar bulunuyordu; &#304;sa korktu&#287;undan o tarafa hi&#231; gitmemi&#351;ti.</p><p>&#304;sa ile Kutbettin yine top oynamak i&#231;in manast&#305;ra gelmi&#351;lerdi; ancak orada kimseyi bulamay&#305;nca geri d&#246;nmeye karar verdiler. Tam d&#246;neceklerken Kutbettin birden durdu. &#171;Duydum ki manast&#305;r&#305;n arka bah&#231;esinde kimsenin bilmedi&#287;i gizli bir yer varm&#305;&#351;,&#187; dedi. &#171;Arkada&#351;&#305;m&#305;n dedi&#287;ine g&#246;re oraya girip &#252;&#231; kez d&#246;nersen alt&#305;n bulup k&#305;sa s&#252;rede zengin oluyorsun.&#187; &#304;sa biraz teredd&#252;t etti. Kutbettin ekledi: &#171;bir arkada&#351;&#305;m s&#246;yledi. Hadi, i&#231;eri girmesek de &#246;yle bir yer var m&#305; bakal&#305;m.&#187; Ve manast&#305;ra do&#287;ru y&#252;r&#252;d&#252;. &#304;sa istemeye istemeye pe&#351;inden gitti.</p><p>Giri&#351;te sa&#287;daki mezarlar&#305;n aras&#305;ndan yava&#351; yava&#351; ilerlediler. &#214;ndeki baz&#305; mezar ta&#351;lar&#305;nda &#246;len ki&#351;ilerin resimleri vard&#305;; ilerledik&#231;e mezarlar daha da eski bir hal alm&#305;&#351;, resimler yerini yaln&#305;zca S&#252;ryanice yaz&#305;lara b&#305;rakm&#305;&#351;t&#305;. &#304;sa tarihleri okumaya &#231;al&#305;&#351;t&#305; ama bir &#351;ey anlamad&#305;. Bah&#231;enin sonlar&#305;nda bir yap&#305; g&#246;rd&#252;ler; neredeyse mezarlarla ayn&#305; seviyedeydi, yaln&#305;z dam&#305;ndaki ta&#351;lar y&#305;k&#305;lm&#305;&#351;, bir harabeyi and&#305;r&#305;yordu. Kutbettin &#171;Hadi gel, gidip bakal&#305;m,&#187; dedi. &#304;sa isteksizdi; i&#351;in ger&#231;e&#287;i, korkuyordu. Kutbettin onun teredd&#252;t etti&#287;ini g&#246;r&#252;nce &#171;Korkuyor musun? &#214;nce bir bakaca&#287;&#305;z, hemen girmeyiz,&#187; dedi. &#304;sa istemeye istemeye de olsa kabul etti.</p><p>Yap&#305;, i&#231;eri girdik&#231;e yerin alt&#305;na do&#287;ru iniliyormu&#351; hissi veriyordu. Yan&#305;na yakla&#351;t&#305;klar&#305;nda yaln&#305;zca pencere b&#252;y&#252;kl&#252;&#287;&#252;nde, bir ki&#351;inin ge&#231;ebilece&#287;i bir giri&#351; g&#246;rd&#252;ler. Kutbettin &#246;nden girdi. &#304;sa &#246;nce girmekte teredd&#252;t etti, kap&#305;n&#305;n &#246;n&#252;nde biraz bekledi; Kutbettin &#171;Hadi gel, korkma, gel!&#187; deyince o da pe&#351;inden i&#231;eri girdi. Kar&#351;&#305;lar&#305;na bir duvar &#231;&#305;kt&#305;; kap&#305;dan s&#305;zan &#305;&#351;&#305;k giri&#351;i ayd&#305;nlat&#305;yordu. Kutbettin sa&#287;a do&#287;ru birka&#231; ad&#305;m att&#305;. Sa&#287;&#305;nda, solunda duvar; yol sadece bir ki&#351;inin y&#252;r&#252;yebilece&#287;i geni&#351;likteydi. &#304;lerledik&#231;e ayd&#305;nl&#305;k azald&#305;, bir s&#252;re sonra yerini zifiri karanl&#305;&#287;a b&#305;rakt&#305;.</p><p>&#304;sa bir yandan eliyle duvarlara dokunarak ilerliyor, bir yandan da Kutbettin'i kaybetmemek i&#231;in titreyen sesiyle onunla konu&#351;maya &#231;al&#305;&#351;&#305;yordu. Bir ara geri d&#246;nmeyi d&#252;&#351;&#252;nd&#252;; ancak o karanl&#305;kta tek ba&#351;&#305;na geri d&#246;nmeyi g&#246;ze alamad&#305;. Y&#252;r&#252;meye devam ettiler, ama zifiri karanl&#305;&#287;&#305;n sonu bir t&#252;rl&#252; gelmiyordu. &#304;sa s&#252;rekli Kutbettin'e bir &#351;eyler soruyor; ald&#305;&#287;&#305; tutars&#305;z cevaplardan onun da tedirgin oldu&#287;unu hissediyordu. O karanl&#305;kta Kutbettin'e &#171;Bir dahaki geli&#351;imizde yan&#305;m&#305;za mum alal&#305;m,&#187; dedi. Kutbettin &#171;&#199;akmak da olur,&#187; dedi. Asl&#305;nda &#304;sa oraya bir daha gelmeyi d&#252;&#351;&#252;nm&#252;yordu; ama Kutbettin'in korktu&#287;unu anlamas&#305;n&#305; istemiyordu.</p><p>&#304;sa ilerledik&#231;e yolun daralmaya ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;n&#305; fark etti; bir s&#252;re sonra s&#305;k&#305;&#351;acaklar&#305;n&#305; d&#252;&#351;&#252;nd&#252;. Kutbettin'e &#171;Buradan &#231;&#305;kabilecek miyiz? &#199;&#305;k&#305;&#351;&#305; var m&#305;?&#187; diye sordu. Kutbettin &#171;Yoksa geri d&#246;neriz,&#187; dedi. Bu cevap &#304;sa'y&#305; rahatlatmak bir yana, daha da tedirgin etti. &#171;Demek ki ger&#231;ekten b&#246;yle bir ihtimal var,&#187; diye ge&#231;irdi i&#231;inden. &#171;Allah'&#305;m, yard&#305;m et; buradan kurtulursam s&#246;z, bir daha b&#246;yle yerlere girmeyece&#287;im. Biz burada ne ar&#305;yoruz, ke&#351;ke girmeseydim, kap&#305;n&#305;n &#246;n&#252;nde bekleseydim.&#187; Tam &#246;yle d&#252;&#351;&#252;n&#252;rken Kutbettin &#171;&#199;&#305;k&#305;yoruz!&#187; dedi. &#304;sa &#246;nce ne dedi&#287;ini anlamad&#305;, ya da inanmak istemedi. Karanl&#305;&#287;&#305; kovalayan hafif bir ayd&#305;nl&#305;k Kutbettin'i do&#287;ruluyordu. Att&#305;klar&#305; her ad&#305;m onlar&#305; &#305;&#351;&#305;&#287;a biraz daha yakla&#351;t&#305;r&#305;yordu; en nihayetinde ikisi de karanl&#305;&#287;a al&#305;&#351;m&#305;&#351; g&#246;zlerini k&#305;sarak girdikleri kap&#305;dan d&#305;&#351;ar&#305; &#231;&#305;kt&#305;lar. O giri&#351;ten &#231;&#305;karken onlarla kar&#351;&#305;la&#351;an biri olsayd&#305;, mezardan &#231;&#305;km&#305;&#351; iki &#246;l&#252; zannederdi.</p><p>Kutbettin kap&#305;dan &#231;&#305;kmadan &#246;nce &#304;sa'ya d&#246;nd&#252;: &#171;Alt&#305;n bulmam&#305;z i&#231;in iki kere daha d&#246;nmemiz gerekiyor.&#187; &#304;sa Kutbettin'in ciddi mi &#351;aka m&#305; yapt&#305;&#287;&#305;n&#305; anlayamad&#305;. &#171;Ben art&#305;k alt&#305;n bulmak istemiyorum,&#187; dedi ve eliyle Kutbettin'in omuzuna dokunup &#231;&#305;kmaya yeltendi. Ama Kutbettin &#171;&#350;aka yap&#305;yorum!&#187; deyip ani bir hamleyle d&#305;&#351;ar&#305; f&#305;rlad&#305;, &#304;sa da pe&#351;inden &#231;&#305;kt&#305;. &#304;kisi de giri&#351; kap&#305;s&#305;na bir s&#252;re bakt&#305;lar; sonra geldikleri yoldan geri d&#246;nd&#252;ler.</p><p>&#304;sa, o karanl&#305;ktan kurtulduklar&#305;na h&#226;l&#226; inanam&#305;yordu. D&#246;n&#252;&#351; yolunda hi&#231; konu&#351;mad&#305;lar. &#304;sa, yolun iki taraf&#305;n&#305; dolduran karahindibalar&#305; izleyerek y&#252;r&#252;yordu; onlar&#305; tekrar g&#246;rd&#252;&#287;&#252;ne bu kadar sevinece&#287;ini tahmin etmemi&#351;ti. &#214;yle ya, bu sar&#305; &#231;i&#231;ekler onun i&#231;in g&#252;ne&#351;li, g&#252;zel g&#252;nlerin habercisiydi.</p>]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[GERİGELEN SADAKAT;BOZO ]]></title><description><![CDATA[. &#304;sa o g&#252;n sabah&#305;n erken saatlerinde, keskin bir at ki&#351;nemesiyle uyand&#305;. &#214;nce r&#252;ya g&#246;rd&#252;&#287;&#252;n&#252; sand&#305;; &#231;&#252;nk&#252; bu m&#252;mk&#252;n de&#287;ildi. Kulak kabartt&#305;, yata&#287;&#305;nda do&#287;ruldu. Ses bir kez daha geldi&#287;inde yata&#287;&#305;ndan f&#305;rlay&#305;p alt kata, ah&#305;ra do&#287;ru ko&#351;tu. Zihninde tek bir soru yank&#305;lan&#305;yordu: "Nas&#305;l olur? Biz onu satt&#305;k, neden ah&#305;rdan ses geliyor?" Ah&#305;ra girdi&#287;inde &#304;sa g&#246;zlerine inanamad&#305;; Bozo geri gelmi&#351;ti! &#350;a&#351;k&#305;nl&#305;ktan ne yapaca&#287;&#305;n&#305; bilemedi. Yakla&#351;&#305;p usulca o tan&#305;d&#305;k boynunu ok&#351;ad&#305;, sonra heyecanla yukar&#305; &#231;&#305;k&#305;p babas&#305;na seslendi: "Baba! At&#305;m&#305;z burada, geri gelmi&#351;!" Babas&#305; &#351;a&#351;k&#305;nl&#305;kla, kendi kendine s&#246;ylenerek a&#351;a&#287;&#305; indi. Onu ah&#305;rdan d&#305;&#351;ar&#305; &#231;&#305;kard&#305;klar&#305;nda ise ac&#305; ger&#231;ekle y&#252;zle&#351;tiler: At&#305;n s&#305;rt&#305; boydan boya yara i&#231;indeydi. &#304;sa babas&#305;na, "Bak, s&#305;rt&#305; hep yara olmu&#351;," dedi. Babas&#305; kederli bir sesle, "Alan ki&#351;i ona iyi davranmam&#305;&#351; demek ki," diye m&#305;r&#305;ldand&#305;. Bozo zay&#305;flam&#305;&#351;, bak&#305;&#351;lar&#305;ndaki o eski mutluluk s&#246;nm&#252;&#351;t&#252;. &#304;sa ile g&#246;z g&#246;ze gelmek istemiyormu&#351; gibi bir h&#226;li vard&#305;. Oysa ailesiyle birlikteyken ak&#351;amlar&#305; &#231;ay&#305;rlarda ne kadar huzurlu yay&#305;l&#305;rd&#305;... &#350;imdi ise g&#246;zlerinde derin bir h&#252;z&#252;n ve korku vard&#305;. "Baba, burada kalabilir mi?" diye sordu &#304;sa. Babas&#305; ba&#351;&#305;n&#305; a&#287;&#305;r a&#287;&#305;r sallad&#305;: "Olmaz o&#287;lum, biz onu satt&#305;k, paras&#305;n&#305; ald&#305;k. Art&#305;k bizim de&#287;il." &#199;ok uzak bir yere sat&#305;lm&#305;&#351;t&#305; ama atlar ak&#305;ll&#305;yd&#305;; Bozo yolu bulup d&#246;nm&#252;&#351;t&#252; i&#351;te. Sahibi gelip onu alana kadar yan&#305;ndan ayr&#305;lmamaya karar verdi &#304;sa. &#304;nfaza g&#246;t&#252;r&#252;len bir mahk&#251;mun son anlar&#305;nda yan&#305;nda olmak ister gibi, o korkusuna ortak olmak istedi. Annesi, babas&#305; ve ablas&#305; kahvalt&#305;ya &#231;a&#287;&#305;rd&#305;lar ama gitmedi. G&#246;zya&#351;lar&#305; i&#231;inde ablas&#305;na, "Hay&#305;r, sahibi gelene kadar onunla kalaca&#287;&#305;m," dedi. Ablas&#305; yukar&#305; &#231;&#305;km&#305;&#351;t&#305;; annesiyle babas&#305; ise &#304;sa'y&#305; ah&#305;rda yaln&#305;z b&#305;rakmay&#305; kabul ettiler. Orada, ah&#305;r&#305;n lo&#351; &#305;&#351;&#305;&#287;&#305;nda Bozo ile saatlerce bekledi. Y&#252;z&#252;ne bakmaya, g&#246;z g&#246;ze gelmeye korkuyordu. Sanki Bozo'yu ailesi satmam&#305;&#351; da &#304;sa ona ihanet etmi&#351; gibi bir su&#231;luluk duygusu kalbine oturdu. Babas&#305;n&#305;n ge&#231;inmek i&#231;in bu at arabas&#305;na ihtiyac&#305; oldu&#287;unu, o yollar&#305; ekmek paras&#305; i&#231;in ar&#351;&#305;nlad&#305;&#287;&#305;n&#305; biliyordu; ama yine de i&#231;indeki s&#305;z&#305;y&#305; dindiremiyordu. Bozo ile ge&#231;irdikleri o g&#252;zel g&#252;nleri d&#252;&#351;&#252;nd&#252;... Hafta sonlar&#305; &#351;ehrin d&#305;&#351;&#305;na &#231;&#305;k&#305;p ot bi&#231;tikleri, taze ot kokusunun burunlar&#305;nda t&#252;tt&#252;&#287;&#252;, &#231;ekirge seslerinin birbirine kar&#305;&#351;t&#305;&#287;&#305; g&#252;ne&#351;li g&#252;nleri. Ama zihni o g&#252;zel hat&#305;ralardan bir anda kopup Bozo'nun &#231;ekti&#287;i o korkun&#231; ac&#305;ya gitti: Bir g&#252;n babas&#305;, mecburen haddinden fazla y&#252;klemi&#351;ti arabay&#305;. &#350;ehir merkezindeki o dik ve kaygan ta&#351;l&#305; yoku&#351;a geldiklerinde Bozo'nun ayaklar&#305; kayd&#305;. &#304;ki dizinin &#252;zerine &#246;yle bir &#231;&#246;k&#252;&#351;&#252; vard&#305; ki &#304;sa o sesi h&#226;l&#226; kulaklar&#305;nda duyuyordu. &#199;&#305;rp&#305;nd&#305;, debelendi ama kalkamad&#305; hayvan. O an g&#246;rd&#252;; Bozo'nun g&#246;zlerinden ya&#351;lar s&#252;z&#252;l&#252;yordu. Fiziksel bir ac&#305;yd&#305; o. Esnaf yeti&#351;ti, be&#351; alt&#305; ki&#351;i bir olup ancak kald&#305;rabildiler. O g&#252;n Bozo'nun can&#305;n&#305;n nas&#305;l yand&#305;&#287;&#305;n&#305; g&#246;rm&#252;&#351; ve onunla beraber a&#287;lam&#305;&#351;t&#305; &#304;sa. Ama &#351;imdi, ah&#305;rda kar&#351;&#305;s&#305;nda duran Bozo'nun ac&#305;s&#305; daha b&#252;y&#252;kt&#252;. Bu seferki ruhsal bir ac&#305;yd&#305;; k&#305;r&#305;lm&#305;&#351;t&#305;, korkutulmu&#351;tu. &#214;&#287;lene do&#287;ru yukar&#305;dan o sesleri duydu. Sahibi gelmi&#351;ti. &#304;sa'n&#305;n kalbi k&#252;t k&#252;t atmaya ba&#351;lad&#305;; nas&#305;l bir adamla kar&#351;&#305;la&#351;acakt&#305;? A&#351;a&#287;&#305; indi&#287;inde g&#246;rd&#252; onu: Kafas&#305;nda kasketi, burnu b&#252;y&#252;k&#231;e ve &#252;zerinde bir yara izi olan, bak&#305;&#351;lar&#305; buz gibi bir adam. Bozo adam&#305; g&#246;r&#252;r g&#246;rmez huzursuzla&#351;t&#305;. Geri geri gidip ah&#305;r&#305;n en karanl&#305;k k&#246;&#351;esine saklanmaya, o karanl&#305;&#287;&#305;n i&#231;inde kaybolmaya &#231;al&#305;&#351;t&#305;. Cellad&#305;n&#305; tan&#305;m&#305;&#351;t&#305;. Babas&#305; adam&#305; uyard&#305;: "At buraya kadar ka&#231;&#305;p gelmi&#351;, belli ki iyi davranmam&#305;&#351;s&#305;n. Yaz&#305;kt&#305;r, g&#252;naht&#305;r, bu da bir can ta&#351;&#305;yor." Adam a&#287;z&#305;n&#305;n i&#231;inde bir &#351;eyler geveledi; ama &#304;sa o &#246;fkeli bak&#305;&#351;&#305; hi&#231; unutmad&#305;. Sanki Bozo'ya "Hele bir eve gidelim, ben sana sorar&#305;m" der gibi bak&#305;yordu adam. Adam ipi sert&#231;e &#231;ekti. Bozo direndi, gitmek istemedi. Ayaklar&#305; geri geri gitti ama &#231;aresizce kaderine raz&#305; oldu. Yola &#231;&#305;kt&#305;klar&#305;nda Bozo bir umutla sa&#287;a sola, en &#231;ok da &#304;sa'ya bakt&#305;. "Kurtar beni" diyordu bak&#305;&#351;lar&#305;yla. Elinden bir &#351;ey gelmiyordu; bedeli &#246;denmi&#351;, m&#252;lkiyet el de&#287;i&#351;tirmi&#351;ti. Sokak k&#246;&#351;esinde kaybolana kadar arkas&#305;ndan bakt&#305; &#304;sa. Onu son g&#246;r&#252;&#351;&#252;yd&#252;. Evi de&#287;i&#351;tirene kadar her sabah ayn&#305; umutla ah&#305;ra ko&#351;tu. Bozo sanki her an geri gelecekmi&#351; gibi bo&#351; ah&#305;ra bakt&#305; durdu. Beyaz &#252;zerine kahverengi benekli o g&#252;zel at bir daha hi&#231; gelmedi. Ama o g&#252;n o kap&#305;dan &#231;&#305;karken &#304;sa'ya att&#305;&#287;&#305; o son bak&#305;&#351;, &#246;mr&#252; boyunca kalbinden hi&#231; &#231;&#305;kmad&#305;.]]></description><link>https://hazniaksoy.substack.com/p/geri-gelen-sadakatbozo</link><guid isPermaLink="false">https://hazniaksoy.substack.com/p/geri-gelen-sadakatbozo</guid><dc:creator><![CDATA[Hazni Aksoy]]></dc:creator><pubDate>Sat, 28 Mar 2026 21:18:01 GMT</pubDate><enclosure url="https://substackcdn.com/image/fetch/$s_!mtcV!,w_256,c_limit,f_auto,q_auto:good,fl_progressive:steep/https%3A%2F%2Fsubstack-post-media.s3.amazonaws.com%2Fpublic%2Fimages%2F4715d150-2520-4268-88f0-3dc12fbd2b3a_1030x1030.png" length="0" type="image/jpeg"/><content:encoded><![CDATA[<p>. &#304;sa o g&#252;n sabah&#305;n erken saatlerinde, keskin bir at ki&#351;nemesiyle uyand&#305;. &#214;nce r&#252;ya g&#246;rd&#252;&#287;&#252;n&#252; sand&#305;; &#231;&#252;nk&#252; bu m&#252;mk&#252;n de&#287;ildi. Kulak kabartt&#305;, yata&#287;&#305;nda do&#287;ruldu. Ses bir kez daha geldi&#287;inde yata&#287;&#305;ndan f&#305;rlay&#305;p alt kata, ah&#305;ra do&#287;ru ko&#351;tu. Zihninde tek bir soru yank&#305;lan&#305;yordu: "Nas&#305;l olur? Biz onu satt&#305;k, neden ah&#305;rdan ses geliyor?" Ah&#305;ra girdi&#287;inde &#304;sa g&#246;zlerine inanamad&#305;; Bozo geri gelmi&#351;ti! &#350;a&#351;k&#305;nl&#305;ktan ne yapaca&#287;&#305;n&#305; bilemedi. Yakla&#351;&#305;p usulca o tan&#305;d&#305;k boynunu ok&#351;ad&#305;, sonra heyecanla yukar&#305; &#231;&#305;k&#305;p babas&#305;na seslendi: "Baba! At&#305;m&#305;z burada, geri gelmi&#351;!" Babas&#305; &#351;a&#351;k&#305;nl&#305;kla, kendi kendine s&#246;ylenerek a&#351;a&#287;&#305; indi. Onu ah&#305;rdan d&#305;&#351;ar&#305; &#231;&#305;kard&#305;klar&#305;nda ise ac&#305; ger&#231;ekle y&#252;zle&#351;tiler: At&#305;n s&#305;rt&#305; boydan boya yara i&#231;indeydi. &#304;sa babas&#305;na, "Bak, s&#305;rt&#305; hep yara olmu&#351;," dedi. Babas&#305; kederli bir sesle, "Alan ki&#351;i ona iyi davranmam&#305;&#351; demek ki," diye m&#305;r&#305;ldand&#305;. Bozo zay&#305;flam&#305;&#351;, bak&#305;&#351;lar&#305;ndaki o eski mutluluk s&#246;nm&#252;&#351;t&#252;. &#304;sa ile g&#246;z g&#246;ze gelmek istemiyormu&#351; gibi bir h&#226;li vard&#305;. Oysa ailesiyle birlikteyken ak&#351;amlar&#305; &#231;ay&#305;rlarda ne kadar huzurlu yay&#305;l&#305;rd&#305;... &#350;imdi ise g&#246;zlerinde derin bir h&#252;z&#252;n ve korku vard&#305;. "Baba, burada kalabilir mi?" diye sordu &#304;sa. Babas&#305; ba&#351;&#305;n&#305; a&#287;&#305;r a&#287;&#305;r sallad&#305;: "Olmaz o&#287;lum, biz onu satt&#305;k, paras&#305;n&#305; ald&#305;k. Art&#305;k bizim de&#287;il." &#199;ok uzak bir yere sat&#305;lm&#305;&#351;t&#305; ama atlar ak&#305;ll&#305;yd&#305;; Bozo yolu bulup d&#246;nm&#252;&#351;t&#252; i&#351;te. Sahibi gelip onu alana kadar yan&#305;ndan ayr&#305;lmamaya karar verdi &#304;sa. &#304;nfaza g&#246;t&#252;r&#252;len bir mahk&#251;mun son anlar&#305;nda yan&#305;nda olmak ister gibi, o korkusuna ortak olmak istedi. Annesi, babas&#305; ve ablas&#305; kahvalt&#305;ya &#231;a&#287;&#305;rd&#305;lar ama gitmedi. G&#246;zya&#351;lar&#305; i&#231;inde ablas&#305;na, "Hay&#305;r, sahibi gelene kadar onunla kalaca&#287;&#305;m," dedi. Ablas&#305; yukar&#305; &#231;&#305;km&#305;&#351;t&#305;; annesiyle babas&#305; ise &#304;sa'y&#305; ah&#305;rda yaln&#305;z b&#305;rakmay&#305; kabul ettiler. Orada, ah&#305;r&#305;n lo&#351; &#305;&#351;&#305;&#287;&#305;nda Bozo ile saatlerce bekledi. Y&#252;z&#252;ne bakmaya, g&#246;z g&#246;ze gelmeye korkuyordu. Sanki Bozo'yu ailesi satmam&#305;&#351; da &#304;sa ona ihanet etmi&#351; gibi bir su&#231;luluk duygusu kalbine oturdu. Babas&#305;n&#305;n ge&#231;inmek i&#231;in bu at arabas&#305;na ihtiyac&#305; oldu&#287;unu, o yollar&#305; ekmek paras&#305; i&#231;in ar&#351;&#305;nlad&#305;&#287;&#305;n&#305; biliyordu; ama yine de i&#231;indeki s&#305;z&#305;y&#305; dindiremiyordu. Bozo ile ge&#231;irdikleri o g&#252;zel g&#252;nleri d&#252;&#351;&#252;nd&#252;... Hafta sonlar&#305; &#351;ehrin d&#305;&#351;&#305;na &#231;&#305;k&#305;p ot bi&#231;tikleri, taze ot kokusunun burunlar&#305;nda t&#252;tt&#252;&#287;&#252;, &#231;ekirge seslerinin birbirine kar&#305;&#351;t&#305;&#287;&#305; g&#252;ne&#351;li g&#252;nleri. Ama zihni o g&#252;zel hat&#305;ralardan bir anda kopup Bozo'nun &#231;ekti&#287;i o korkun&#231; ac&#305;ya gitti: Bir g&#252;n babas&#305;, mecburen haddinden fazla y&#252;klemi&#351;ti arabay&#305;. &#350;ehir merkezindeki o dik ve kaygan ta&#351;l&#305; yoku&#351;a geldiklerinde Bozo'nun ayaklar&#305; kayd&#305;. &#304;ki dizinin &#252;zerine &#246;yle bir &#231;&#246;k&#252;&#351;&#252; vard&#305; ki &#304;sa o sesi h&#226;l&#226; kulaklar&#305;nda duyuyordu. &#199;&#305;rp&#305;nd&#305;, debelendi ama kalkamad&#305; hayvan. O an g&#246;rd&#252;; Bozo'nun g&#246;zlerinden ya&#351;lar s&#252;z&#252;l&#252;yordu. Fiziksel bir ac&#305;yd&#305; o. Esnaf yeti&#351;ti, be&#351; alt&#305; ki&#351;i bir olup ancak kald&#305;rabildiler. O g&#252;n Bozo'nun can&#305;n&#305;n nas&#305;l yand&#305;&#287;&#305;n&#305; g&#246;rm&#252;&#351; ve onunla beraber a&#287;lam&#305;&#351;t&#305; &#304;sa. Ama &#351;imdi, ah&#305;rda kar&#351;&#305;s&#305;nda duran Bozo'nun ac&#305;s&#305; daha b&#252;y&#252;kt&#252;. Bu seferki ruhsal bir ac&#305;yd&#305;; k&#305;r&#305;lm&#305;&#351;t&#305;, korkutulmu&#351;tu. &#214;&#287;lene do&#287;ru yukar&#305;dan o sesleri duydu. Sahibi gelmi&#351;ti. &#304;sa'n&#305;n kalbi k&#252;t k&#252;t atmaya ba&#351;lad&#305;; nas&#305;l bir adamla kar&#351;&#305;la&#351;acakt&#305;? A&#351;a&#287;&#305; indi&#287;inde g&#246;rd&#252; onu: Kafas&#305;nda kasketi, burnu b&#252;y&#252;k&#231;e ve &#252;zerinde bir yara izi olan, bak&#305;&#351;lar&#305; buz gibi bir adam. Bozo adam&#305; g&#246;r&#252;r g&#246;rmez huzursuzla&#351;t&#305;. Geri geri gidip ah&#305;r&#305;n en karanl&#305;k k&#246;&#351;esine saklanmaya, o karanl&#305;&#287;&#305;n i&#231;inde kaybolmaya &#231;al&#305;&#351;t&#305;. Cellad&#305;n&#305; tan&#305;m&#305;&#351;t&#305;. Babas&#305; adam&#305; uyard&#305;: "At buraya kadar ka&#231;&#305;p gelmi&#351;, belli ki iyi davranmam&#305;&#351;s&#305;n. Yaz&#305;kt&#305;r, g&#252;naht&#305;r, bu da bir can ta&#351;&#305;yor." Adam a&#287;z&#305;n&#305;n i&#231;inde bir &#351;eyler geveledi; ama &#304;sa o &#246;fkeli bak&#305;&#351;&#305; hi&#231; unutmad&#305;. Sanki Bozo'ya "Hele bir eve gidelim, ben sana sorar&#305;m" der gibi bak&#305;yordu adam. Adam ipi sert&#231;e &#231;ekti. Bozo direndi, gitmek istemedi. Ayaklar&#305; geri geri gitti ama &#231;aresizce kaderine raz&#305; oldu. Yola &#231;&#305;kt&#305;klar&#305;nda Bozo bir umutla sa&#287;a sola, en &#231;ok da &#304;sa'ya bakt&#305;. "Kurtar beni" diyordu bak&#305;&#351;lar&#305;yla. Elinden bir &#351;ey gelmiyordu; bedeli &#246;denmi&#351;, m&#252;lkiyet el de&#287;i&#351;tirmi&#351;ti. Sokak k&#246;&#351;esinde kaybolana kadar arkas&#305;ndan bakt&#305; &#304;sa. Onu son g&#246;r&#252;&#351;&#252;yd&#252;. Evi de&#287;i&#351;tirene kadar her sabah ayn&#305; umutla ah&#305;ra ko&#351;tu. Bozo sanki her an geri gelecekmi&#351; gibi bo&#351; ah&#305;ra bakt&#305; durdu. Beyaz &#252;zerine kahverengi benekli o g&#252;zel at bir daha hi&#231; gelmedi. Ama o g&#252;n o kap&#305;dan &#231;&#305;karken &#304;sa'ya att&#305;&#287;&#305; o son bak&#305;&#351;, &#246;mr&#252; boyunca kalbinden hi&#231; &#231;&#305;kmad&#305;.</p>]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[AĞANIN KUNDURASI]]></title><description><![CDATA[&#304;sa&#8217;n&#305;n babas&#305; o aralar yine i&#351;siz kalm&#305;&#351;t&#305;.]]></description><link>https://hazniaksoy.substack.com/p/aganin-kundurasi</link><guid isPermaLink="false">https://hazniaksoy.substack.com/p/aganin-kundurasi</guid><dc:creator><![CDATA[Hazni Aksoy]]></dc:creator><pubDate>Sat, 21 Mar 2026 18:32:14 GMT</pubDate><enclosure url="https://substackcdn.com/image/fetch/$s_!mtcV!,w_256,c_limit,f_auto,q_auto:good,fl_progressive:steep/https%3A%2F%2Fsubstack-post-media.s3.amazonaws.com%2Fpublic%2Fimages%2F4715d150-2520-4268-88f0-3dc12fbd2b3a_1030x1030.png" length="0" type="image/jpeg"/><content:encoded><![CDATA[<p><strong>         </strong>&#304;sa&#8217;n&#305;n babas&#305; o aralar yine i&#351;siz kalm&#305;&#351;t&#305;. Normalde yaz aylar&#305;nda &#231;ok yo&#287;un &#231;al&#305;&#351;&#305;rd&#305;; &#246;zellikle tarlalarda t&#305;rpan i&#351;i hep olurdu. Ama nedense bu yaz ne onu &#231;a&#287;&#305;ran olmu&#351;tu ne de ba&#351;vurdu&#287;u yerlerden olumlu bir yan&#305;t gelmi&#351;ti. &#304;sa&#8217;n&#305;n annesi vefat ettikten sonra babas&#305; &#252;&#231; &#231;ocukla ortada kalm&#305;&#351;t&#305;. Her ne kadar kendini bu g&#252;nlere haz&#305;rlam&#305;&#351; olsa da kolay olmayaca&#287;&#305; belliydi. &#199;al&#305;&#351;mad&#305;&#287;&#305; g&#252;nlerde i&#351; kayg&#305;s&#305; y&#252;z&#252;ne yans&#305;yordu.</p><p style="text-align: justify;">     &#304;sa&#8217;n&#305;n babas&#305;, bir sabah &#304;sa&#8217;ya ve ablas&#305;na seslendi: &#8220;&#304;ki g&#252;n sonra pamuk &#231;apas&#305;na gidiyoruz; ona g&#246;re haz&#305;rl&#305;&#287;&#305;n&#305;z&#305; yap&#305;n.&#8221; &#304;sa ve ablas&#305; &#351;a&#351;&#305;rd&#305;lar. &#8220;Baba, pamuk &#231;apas&#305; nedir? Nereye gidiyoruz?&#8221; diye sordular. Babalar&#305;, &#8220;Pamuk &#231;apas&#305;, pamuk &#231;apas&#305;d&#305;r; gidip orada tarlada &#231;al&#305;&#351;aca&#287;&#305;z,&#8221; dedi. &#304;sa&#8217;n&#305;n ablas&#305; itiraz etti: &#8220;Baba, biz ne i&#351; yapaca&#287;&#305;z? &#304;sa ve Melahat k&#252;&#231;&#252;kler; nas&#305;l &#231;al&#305;&#351;acaklar?&#8221; &#304;sa&#8217;n&#305;n babas&#305;, &#8220;Zaten &#231;al&#305;&#351;mayacaklar, yan&#305;m&#305;zda duracaklar,&#8221; dedi. Ablas&#305; bunu belli etmese de bu durumdan hi&#231; ho&#351;lanmam&#305;&#351;t&#305;; ama babas&#305;na bir &#351;ey de demedi.</p><div class="subscription-widget-wrap-editor" data-attrs="{&quot;url&quot;:&quot;https://hazniaksoy.substack.com/subscribe?&quot;,&quot;text&quot;:&quot;Abone olun&quot;,&quot;language&quot;:&quot;tr&quot;}" data-component-name="SubscribeWidgetToDOM"><div class="subscription-widget show-subscribe"><div class="preamble"><p class="cta-caption">Hazni'in Substack'i okudu&#287;unuz i&#231;in te&#351;ekk&#252;rler! Yeni g&#246;nderileri almak ve &#231;al&#305;&#351;malar&#305;m&#305; desteklemek i&#231;in &#252;cretsiz abone olun.</p></div><form class="subscription-widget-subscribe"><input type="email" class="email-input" name="email" placeholder="E-posta adresinizi yaz&#305;n&#8230;" tabindex="-1"><input type="submit" class="button primary" value="Abone olun"><div class="fake-input-wrapper"><div class="fake-input"></div><div class="fake-button"></div></div></form></div></div><p style="text-align: justify;">     &#304;sa&#8217;n&#305;n ablas&#305; Hatice on iki, on &#252;&#231; ya&#351;lar&#305;ndayd&#305;. K&#252;&#231;&#252;k karde&#351;i Melahat ise hen&#252;z sekiz ya&#351;&#305;ndayd&#305;. Annesi uzun zamand&#305;r hasta oldu&#287;undan, ve ayakta fazla kalamad&#305;&#287;&#305;ndan, ev i&#351;lerine yard&#305;m etsin diye onu okula g&#246;ndermemi&#351;lerdi. Bu durum annesini &#231;ok &#252;z&#252;yor, k&#305;z&#305;na haks&#305;zl&#305;k ettiklerini d&#252;&#351;&#252;n&#252;yordu; ama birinin ev i&#351;lerine yard&#305;m etmesi gerekiyordu. Hatice bu durumun fark&#305;ndayd&#305;; ancak &#252;z&#252;nt&#252;s&#252;n&#252; fazla belli etmiyordu. Karde&#351;leri sabahlar&#305; okula her gidi&#351;lerinde onlar&#305; u&#287;urlarken, her g&#252;n onlar gibi beyaz yakal&#305; siyah &#246;nl&#252;&#287;&#252;yle ve  eline alaca&#287;&#305; okul &#231;antas&#305;yla okula gitmenin hayalini kurard&#305;. Anneleri vefat edince karde&#351;lerine daha d&#252;&#351;k&#252;n ve daha koruyucu olmu&#351;tu.</p><p style="text-align: justify;">    &#199;apa i&#351;ine iki g&#252;n sonra gideceklerdi; yava&#351; yava&#351; haz&#305;rl&#305;k yapmaya ba&#351;lad&#305;lar. &#304;sa ablas&#305;na yard&#305;m ediyor, ne almalar&#305; gerekti&#287;i konusunda babalar&#305;na dan&#305;&#351;&#305;yorlard&#305;. &#304;&#351;in ger&#231;e&#287;i babalar&#305; da bu konuda deneyimli de&#287;ildi; o da ilk defa b&#246;yle bir yere gidiyordu. Babas&#305;n&#305;n anlatt&#305;&#287;&#305;na g&#246;re &#231;ar&#351;&#305;da, k&#246;yde oturan bir akrabas&#305;na rastlam&#305;&#351;; kendisinin i&#351;siz oldu&#287;undan ve i&#351; arad&#305;&#287;&#305;ndan s&#246;z edince bu akrabas&#305; bir toprak a&#287;as&#305;yla anla&#351;t&#305;klar&#305;n&#305;, k&#246;yden pek &#231;ok ailenin pamuk &#231;apas&#305;na gidece&#287;ini ve isterlerse onlar&#305;n da gelebilece&#287;ini s&#246;ylemi&#351;ti. &#304;sa&#8217;n&#305;n babas&#305; i&#351; bulamad&#305;&#287;&#305;ndan &#8220;Tamam, biz de geliyoruz,&#8221; demi&#351;ti. Yakla&#351;&#305;k bir ay kalacaklarm&#305;&#351;.</p><p style="text-align: justify;">    Gidecekleri yerde bar&#305;nacak yer olmad&#305;&#287;&#305;ndan herkesin kendi imk&#226;n&#305;yla &#231;ad&#305;r kurmas&#305; gerekiyormu&#351;. Evdeki e&#351;yalar&#305; toplad&#305;lar: d&#246;rt be&#351; battaniye, iki &#252;&#231; yast&#305;k, iki s&#252;nger yatak, bir &#231;uval patates, bir &#231;uval so&#287;an, bir miktar pirin&#231; ve bulgur; evdeki t&#252;m g&#305;da &#252;r&#252;nleri &#231;uvallara ve &#231;antalara yerle&#351;tirildi. Bunlar&#305;n yan&#305; s&#305;ra &#231;aydanl&#305;k, bardak, tabak, tencere, k&#252;&#231;&#252;k bir t&#252;p ve yeterince elbise almay&#305; da ihmal etmediler. Epey bir y&#252;kleri olmu&#351;tu.</p><p style="text-align: justify;">    Babalar&#305;, yar&#305;n &#246;&#287;le saatlerinde kamyonun gelip onlar&#305; alacaklar&#305;n&#305; s&#246;yledi. &#199;ocuklar sabah erken kalk&#305;p kahvalt&#305;da bir &#351;eyler yedikten sonra sab&#305;rs&#305;zl&#305;kla &#246;&#287;lenin olmas&#305;n&#305; beklediler. Babalar&#305; k&#305;sa bir s&#252;reli&#287;ine d&#305;&#351;ar&#305; &#231;&#305;km&#305;&#351;, sonra eve geri gelmi&#351;ti. &#214;&#287;le saatlerinde kap&#305; &#231;al&#305;nd&#305;; iki &#252;&#231; gen&#231;, &#8220;E&#351;yalar&#305; kamyona ta&#351;&#305;yaca&#287;&#305;z, hadi gidiyoruz,&#8221; dediler. Kamyon soka&#287;a giremedi&#287;i i&#231;in e&#351;yalar&#305; ta&#351;&#305;malar&#305; gerekiyordu. &#199;ocuklar da yanlar&#305;na alabildiklerini al&#305;p kamyonun oldu&#287;u yere, e&#351;yalar&#305; ta&#351;&#305;yan gen&#231;lerin pe&#351;inden gittiler.</p><p style="text-align: justify;">    Caddeye park etmi&#351; kamyonun arkas&#305; t&#305;kl&#305;m t&#305;kl&#305;m e&#351;ya ve insan doluydu. Her kafadan bir ses &#231;&#305;k&#305;yor, herkes konu&#351;uyor, birbirlerine sesleniyor; kimi g&#252;l&#252;yor, kimi ba&#287;&#305;r&#305;yordu. &#304;sa &#351;a&#351;k&#305;n bir &#351;ekilde epeyce izledi. Gen&#231;ler getirdikleri e&#351;yalar&#305; kamyonda bekleyenlere uzatt&#305;lar, sonra onlar&#305;n da ellerinden tutarak kamyona binmelerine yard&#305;mc&#305; oldular. Son olarak &#304;sa&#8217;n&#305;n babas&#305; da bindikten sonra kamyon hareket etmeye ba&#351;lad&#305;.</p><p style="text-align: justify;">    Kamyondakilerin &#231;o&#287;u bu i&#351;e al&#305;&#351;k&#305;n oldu&#287;undan gayet keyifli g&#246;r&#252;n&#252;yordu. Kimi &#351;ark&#305; s&#246;yl&#252;yor, kimi yan&#305;ndakine y&#252;ksek sesle bir &#351;eyler anlat&#305;yor, baz&#305; gen&#231;ler birbirleriyle &#351;akala&#351;&#305;yordu. &#304;sa, ablas&#305; ve k&#252;&#231;&#252;k karde&#351;i Melahat &#351;a&#351;k&#305;n &#351;a&#351;k&#305;n etraf&#305; izliyorlard&#305;. Babalar&#305; ise sessiz bir &#351;ekilde etraf&#305; seyrediyordu. Gen&#231;lerden biri, &#8220;Amca, bu &#231;ocuklar &#351;ehirde b&#252;y&#252;m&#252;&#351;. Bunlar &#231;apadan ne anlar? Niye getirdin bunlar&#305;? Bu k&#246;yl&#252;lerin aras&#305;nda ne i&#351;leri var?&#8221; diyerek g&#252;ld&#252;. &#304;sa&#8217;n&#305;n babas&#305; da, &#8220;Do&#287;ru s&#246;yl&#252;yorsun, ama mecbur kald&#305;k,&#8221; dedi.</p><p style="text-align: justify;">  Yakla&#351;&#305;k iki saatlik bir yolculuktan sonra verimli topraklar&#305;yla ve &#246;zellikle pamu&#287;uyla &#252;nl&#252; bir il&#231;eye vard&#305;lar. &#350;ehir merkezine girmeden &#231;al&#305;&#351;acaklar&#305; tarlalar&#305;n bulundu&#287;u y&#246;ne do&#287;ru yol ald&#305;lar; &#351;ehir tamamen geride kalm&#305;&#351;, yerle&#351;im yerleri g&#246;r&#252;nmez olmu&#351;tu. Kamyon bir yerde durdu. Kendisine &#231;avu&#351; denen ve i&#351;i organize eden ki&#351;i emirler vererek herkesin bir an &#246;nce e&#351;yas&#305;n&#305; indirmesini istedi. Herkes bir tela&#351;la h&#305;zla e&#351;yalar&#305; indirdikten sonra, &#231;avu&#351;un g&#246;sterdi&#287;i ve &#231;ad&#305;r kuracaklar&#305; tarlaya e&#351;yalar&#305; ta&#351;&#305;maya ba&#351;lad&#305;lar. &#304;sa, babas&#305;, ablas&#305; ve karde&#351;i de o tempoya uyarak h&#305;zl&#305; h&#305;zl&#305; e&#351;ya ta&#351;&#305;maya &#231;al&#305;&#351;t&#305;lar. Bir s&#252;re sonra b&#252;t&#252;n e&#351;yalar tarlaya ta&#351;&#305;nd&#305;; kamyon &#231;ekip gitti.</p><p style="text-align: justify;">  &#8220;Herkes bir an &#246;nce &#231;ad&#305;r&#305;n&#305; kurmaya ba&#351;las&#305;n,&#8221; dedi &#231;avu&#351;. &#199;ad&#305;r kuracaklar&#305; tarlan&#305;n ortas&#305;ndan bir g&#246;lete ba&#287;l&#305; suyun s&#252;rekli akt&#305;&#287;&#305; bir kanal ge&#231;iyordu; nerede ba&#351;lay&#305;p nerede bitti&#287;i belli de&#287;ildi ama epeyce uzun bir su kanal&#305;yd&#305;. Herkes bir tela&#351;la &#231;ad&#305;r kurmaya giri&#351;ti. &#199;o&#287;u deneyimli oldu&#287;undan ger&#231;ek &#231;ad&#305;r malzemesi ve branda kullan&#305;yordu. &#304;sa&#8217;n&#305;n babas&#305; ise getirdi&#287;i battaniyelerden &#252;&#231;&#252;n&#252; kullanarak bir &#231;ad&#305;r yapmaya &#231;al&#305;&#351;t&#305;. Oradakiler yard&#305;mc&#305; olmaya &#231;al&#305;&#351;t&#305;lar ama bir yandan da g&#252;l&#252;yorlard&#305;: &#8220;Battaniyeyle olacak &#351;ey de&#287;il,&#8221; diyorlard&#305;. Neyse, yard&#305;m ettiler ve derme &#231;atma da olsa bir &#231;ad&#305;r ortaya &#231;&#305;kt&#305;. &#304;&#231;ine iki s&#252;nger yata&#287;&#305; serdiler; di&#287;er e&#351;yalar&#305; da i&#231;ine koydular.</p><p style="text-align: justify;">    &#199;ad&#305;r bitince &#304;sa ve karde&#351;i yere serilen yataklara uzand&#305;lar. &#199;ad&#305;r onlara &#231;ok ilgin&#231; gelmi&#351;ti; sanki bir oyun oynuyorlard&#305;. &#304;sa&#8217;ya her &#351;ey &#231;ok tuhaf ve heyecan vericiydi: &#304;lk defa evin d&#305;&#351;&#305;nda bir &#231;ad&#305;rda uyuyacakt&#305;. Uzun zamandan beri ilk defa kendini fazlas&#305;yla mutlu hissetti.</p><p style="text-align: justify;">  Yava&#351; yava&#351; karanl&#305;k &#231;&#246;kmeye ba&#351;lam&#305;&#351;t&#305;. &#199;evrelerindeki &#231;ad&#305;rlarda s&#252;rekli bir hareketlilik vard&#305;; &#231;o&#287;u sa&#287;dan soldan odun bulup ate&#351; yakm&#305;&#351;t&#305;. Yak&#305;lan ate&#351;ler &#252;zerinde ya da yanlar&#305;na getirdikleri k&#252;&#231;&#252;k t&#252;plerin &#252;zerinde yemek yapmaya ba&#351;layan &#231;ok say&#305;da ki&#351;i vard&#305;. &#304;sa ve karde&#351;i de &#231;ok ac&#305;km&#305;&#351;t&#305;. &#304;sa babas&#305;na, &#8220;Baba, biz ne yemek yiyece&#287;iz?&#8221; diye sordu. Babas&#305; ablas&#305;na d&#246;nd&#252;: &#8220;K&#305;z&#305;m, karde&#351;lerin ac&#305;km&#305;&#351;; bak, t&#252;p var, tencere var, bir &#351;eyler yap.&#8221; Ablas&#305;, &#8220;Baba ama &#231;ok ge&#231; oldu; &#231;ay yapay&#305;m, kahvalt&#305;l&#305;k bir &#351;eyler yeriz,&#8221; dedi.</p><p style="text-align: justify;">     &#304;sa&#8217;n&#305;n babas&#305; &#231;ad&#305;r&#305;n &#246;n&#252;nde bo&#351; bir tenekenin &#252;st&#252;ne oturdu. &#304;sa ve k&#252;&#231;&#252;k karde&#351;i &#231;ad&#305;r&#305;n i&#231;inde oyalan&#305;yordu. Aradan be&#351; on dakika ge&#231;meden &#231;ad&#305;rlar&#305;na ya&#351;l&#305; bir teyze geldi. &#8220;&#304;yi ak&#351;amlar,&#8221; dedi ve aya&#287;a kalkan &#304;sa&#8217;n&#305;n babas&#305;n&#305;n omzundan &#246;pt&#252;; sonra &#231;ad&#305;r&#305;n &#246;n&#252;nde &#231;ay demleyen Hatice&#8217;ye sar&#305;l&#305;p onu da &#246;pt&#252;. &#304;sa&#8217;n&#305;n babas&#305; ve ya&#351;l&#305; teyze  ayak &#252;st&#252; biraz sohbet ettiler.</p><p style="text-align: justify;">      &#304;sa&#8217;n&#305;n babas&#305; &#231;ocuklar&#305; &#231;a&#287;&#305;rd&#305;: &#8220;Buraya gelin; Ay&#351;e teyzeniz sizi g&#246;rmek istiyor.&#8221; &#199;ocuklar &#231;ad&#305;r&#305;n &#246;n&#252;ne &#231;&#305;kt&#305;lar. Babas&#305; &#8220;Ay&#351;e teyzeniz&#8221; deyince &#304;sa bu ya&#351;l&#305; teyzeyi hayal meyal hat&#305;rlad&#305;: Y&#305;llar &#246;nce babas&#305; onu k&#246;ydeki amcas&#305;n&#305;n evine b&#305;rakm&#305;&#351;t&#305;; kald&#305;&#287;&#305; s&#252;rede bir iki defa yak&#305;nda oturan bu ya&#351;l&#305; teyzenin evine gitmi&#351;lerdi. Teyze onunla epey ilgilenip &#231;ok s&#305;cak davranm&#305;&#351;t&#305;. Ama ne derece yak&#305;n bir akrabas&#305; oldu&#287;unu bilmiyordu. Sonradan babas&#305;n&#305;n anlatt&#305;&#287;&#305;na g&#246;re Ay&#351;e teyze, &#304;sa&#8217;n&#305;n annesinin &#252;vey teyzesi imi&#351;.</p><p style="text-align: justify;">       &#8220;Hadi &#231;ocuklar, bize gidiyoruz; orada beraber ak&#351;am yeme&#287;i yer, konu&#351;uruz,&#8221; dedi Ay&#351;e teyze. Bu onlar i&#231;in biraz s&#252;rpriz olmu&#351;tu; fazla belli etmediler ama herkes i&#231;ten sevinmi&#351;ti. Birka&#231; &#231;ad&#305;r&#305; ge&#231;tikten sonra b&#252;y&#252;k&#231;e bir brandan&#305;n &#246;n&#252;ne geldiler. &#8220;Hadi &#231;ocuklar, bizim &#231;ad&#305;r&#305;m&#305;z buras&#305;; i&#231;eri girin,&#8221; dedi Ay&#351;e teyze. &#304;&#231;eri girdiklerinde yerde oturan iki gen&#231; aya&#287;a kalk&#305;p ellerini uzatt&#305;lar, &#8220;Ho&#351; geldiniz,&#8221; deyip &#304;sa&#8217;n&#305;n babas&#305;n&#305;n ellerini &#246;pt&#252;ler. &#304;ki gencin yan&#305; s&#305;ra kuca&#287;&#305;nda &#231;ocuk olan bir kad&#305;n da aya&#287;a kalk&#305;p ho&#351; geldiniz dedi; sonra herkes yeniden yere oturdu. Ay&#351;e teyze tan&#305;&#351;t&#305;rd&#305;: &#8220;Bu iki gen&#231; benim torunlar&#305;m, Hasan ve H&#252;seyin. Bu da benim gelinim Halime; Hasan&#8217;&#305;n e&#351;i.&#8221;</p><p style="text-align: justify;">       Biraz oturduktan sonra Ay&#351;e teyze, &#8220;K&#305;z&#305;m Halime, kalk; misafirlerimize bir &#351;eyler haz&#305;rla, ac&#305;km&#305;&#351;lard&#305;r,&#8221; dedi. Gelin elindeki &#231;ocu&#287;u Ay&#351;e teyzeye verip sofray&#305; kurmaya haz&#305;rland&#305;; hemen ard&#305;ndan Hasan da yard&#305;m etmek i&#231;in pe&#351;inden gitti. Beraber yemek yediler. &#304;sa&#8217;n&#305;n babas&#305; ikram edilen &#231;ay&#305; i&#231;tikten sonra gitmek i&#231;in m&#252;saade isteyerek ge&#231; oldu&#287;unu ve &#231;ocuklar&#305;n uyuyaca&#287;&#305;n&#305; s&#246;yledi. Ay&#351;e teyze onlar&#305; u&#287;urlarken hem &#304;sa&#8217;n&#305;n babas&#305;na hem de &#231;ocuklara, &#8220;Herhangi bir ihtiyac&#305;n&#305;z olursa biz buraday&#305;z; bir &#351;ey istemekten &#231;ekinmeyin,&#8221; dedi. Selamla&#351;&#305;p &#231;ad&#305;ra geri d&#246;nd&#252;ler.</p><p style="text-align: justify;">         Bu &#231;ad&#305;rda uyuyacaklar&#305; ilk geceydi; &#304;sa heyecandan bir t&#252;rl&#252; uyuyamayaca&#287;&#305;n&#305; d&#252;&#351;&#252;nd&#252;. Ancak o kadar yorgun d&#252;&#351;m&#252;&#351;t&#252; ki yata&#287;a uzanmas&#305;yla  uyumas&#305; bir oldu. A&#231;&#305;k havada, bol oksijenle dolu o gecede &#231;ok iyi uyudu; olmas&#305; gereken de buydu zaten.</p><p style="text-align: justify;">        &#214;b&#252;r g&#252;n sabah horozun &#246;t&#252;&#351;&#252;yle dinlenerek uyand&#305;. G&#252;ne&#351; daha yeni do&#287;mu&#351;tu. K&#305;z karde&#351;i ve ablas&#305; h&#226;l&#226; uyuyordu; babas&#305; ise &#231;ad&#305;rda de&#287;ildi, ondan daha erken uyan&#305;p etrafta dola&#351;maya &#231;&#305;km&#305;&#351;t&#305;. Hatice uyan&#305;p &#231;ay demledi; kahvalt&#305;da zeytin ve peynir yediler. Nedense kahvalt&#305;da yedikleri her &#351;ey ona &#231;ok lezzetli gelmi&#351;ti.</p><p style="text-align: justify;">      Kahvalt&#305; bitince k&#305;z karde&#351;iyle kanal&#305;n kenar&#305;na oturdu; ayaklar&#305;n&#305; suyun i&#231;ine soktular. Herkes yava&#351; yava&#351; uyanm&#305;&#351;, sa&#287;da solda hareketlilik ba&#351;lam&#305;&#351;t&#305;; herkes bir &#351;eylerle u&#287;ra&#351;&#305;yordu. &#199;avu&#351; &#231;&#305;k&#305;p geldi ve herkese toplanmalar&#305;n&#305; s&#246;yledi: &#8220;Arkada&#351;lar, bug&#252;n &#246;&#287;len &#231;al&#305;&#351;maya ba&#351;layaca&#287;&#305;z. &#350;imdi hep birlikte gidip &#231;al&#305;&#351;aca&#287;&#305;m&#305;z tarlalar&#305; g&#246;rece&#287;iz, yolu da tan&#305;m&#305;&#351; olursunuz. Bug&#252;n yar&#305;m g&#252;n &#231;al&#305;&#351;aca&#287;&#305;n&#305;z i&#231;in yar&#305;m g&#252;nl&#252;k yevmiye alacaks&#305;n&#305;z.&#8221;</p><p style="text-align: justify;">       Herkes &#231;avu&#351;un pe&#351;inden tarlalar&#305;n aras&#305;ndan y&#252;r&#252;meye ba&#351;lad&#305;. &#304;sa karde&#351;inin elini tuttu; yan&#305;nda ablas&#305; ve babas&#305;yla kalabal&#305;&#287;&#305;n pe&#351;inden gittiler. Bir iki tarlay&#305; ge&#231;tikten sonra &#231;avu&#351; durdu: &#8220;Burada bekleyin. &#304;&#351;te &#351;uradaki tarlalar sizin &#231;al&#305;&#351;aca&#287;&#305;n&#305;z tarlalar. &#350;u birincisi, &#351;u ilerideki ikincisi, &#252;&#231;&#252;nc&#252;s&#252; &#246;yle devam edip gidiyor. Siz bug&#252;n &#246;&#287;len &#351;una ba&#351;layacaks&#305;n&#305;z, yar&#305;n da &#351;u tarlaya devam edeceksiniz. Bir saat sonra toprak a&#287;as&#305; &#231;apalar&#305; getirip b&#305;rakacak. Yan&#305;n&#305;zda sular&#305;n&#305;z&#305; getirmeyi unutmay&#305;n; s&#246;ylememe gerek yok zaten, &#231;o&#287;unuz deneyimlisiniz.&#8221; Sonra herkes &#231;ad&#305;rlar&#305;n oldu&#287;u yere geri d&#246;nd&#252;.</p><p style="text-align: justify;">        Herkes &#246;&#287;lene kadar bir &#351;eylerle oyaland&#305;. &#214;&#287;le saati &#231;avu&#351; tekrar &#231;&#305;k&#305;p seslendi: &#8220;Hadi arkada&#351;lar, &#231;al&#305;&#351;maya gidiyoruz.&#8221; &#199;al&#305;&#351;acak olan herkes yola koyuldu. &#304;sa&#8217;n&#305;n babas&#305; ve ablas&#305; &#231;al&#305;&#351;acaklar&#305; i&#231;in onlar da kalabal&#305;&#287;&#305;n pe&#351;inden tarlaya do&#287;ru y&#252;r&#252;d&#252;ler; &#304;sa ve k&#252;&#231;&#252;k karde&#351;i de onlar&#305; takip etti. Babas&#305; &#304;sa&#8217;ya seslendi: &#8220;O&#287;lum, sen k&#305;z karde&#351;inle &#231;ad&#305;rda kal, gelme.&#8221; Ama &#304;sa, &#8220;Yok baba, ben de gelmek istiyorum; orada sizi izleriz,&#8221; dedi. Babas&#305; da, &#8220;Tamam, peki, bug&#252;nl&#252;k sen de gel,&#8221; dedi.</p><p style="text-align: justify;">          kenar&#305;nda k&#305;z karde&#351;iyle bekledi. &#199;al&#305;&#351;acak olanlar, daha &#246;nce toprak a&#287;as&#305;n&#305;n oraya b&#305;rakt&#305;&#287;&#305; &#231;apalardan birer tane ald&#305; ve s&#305;raya dizildi. Toplu &#231;al&#305;&#351;acaklar&#305; i&#231;in &#231;avu&#351;un ba&#351;lama komutunu bekliyorlard&#305;. &#199;avu&#351;un &#8220;Ba&#351;lay&#305;n!&#8221; demesiyle yava&#351; yava&#351; ilerlemeye ba&#351;lad&#305;lar. &#304;sa pamuk &#231;apas&#305;n&#305;n ne oldu&#287;unu bilmiyordu; &#231;al&#305;&#351;mayanlara bakan &#231;avu&#351;a yakla&#351;t&#305;. &#8220;Amca, bunlar ne yap&#305;yor? Nas&#305;l &#231;al&#305;&#351;&#305;yorlar, ne i&#351; yap&#305;yorlar?&#8221; diye sordu. &#199;avu&#351; yan&#305;tlad&#305;: &#8220;Ye&#287;enim, i&#351;te g&#246;rd&#252;&#287;&#252;n gibi, pamuklar&#305;n etraf&#305;ndaki yabani otlar&#305; temizliyorlar. &#199;apa dedi&#287;imiz i&#351; bu. E&#287;er bu yabani otlar iyi temizlenmezse pamuk verimli olmaz, iyi b&#252;y&#252;mez, iyi verim vermez. O y&#252;zden &#246;nemli bir i&#351;tir bu.&#8221;</p><p style="text-align: justify;">          &#304;sa, grubun ayakl&#305; bir &#351;ekilde topluca ilerlemesini izledi. &#8220;Asl&#305;nda bu &#231;apa i&#351;i zor bir i&#351; de&#287;ilmi&#351;; ben de yapabilirim,&#8221; diye d&#252;&#351;&#252;nd&#252;. &#304;kindi vakti i&#351;i b&#305;rakt&#305;lar ve &#231;ad&#305;rlar&#305;n oldu&#287;u yere geri d&#246;nd&#252;ler. Yolda &#304;sa babas&#305;na, &#8220;Baba, ben de bu &#231;apa i&#351;inde &#231;al&#305;&#351;abilir miyim?&#8221; diye sordu. Babas&#305;, &#8220;Zannetmiyorum izin vereceklerini, ama yine de &#231;avu&#351;la bir konu&#351;al&#305;m,&#8221; dedi.</p><p style="text-align: justify;">         &#199;ad&#305;rlar&#305;n yan&#305;na vard&#305;klar&#305;nda &#304;sa&#8217;n&#305;n babas&#305; &#231;avu&#351;un yan&#305;na gidip o&#287;lunun da tarlada &#231;al&#305;&#351;mak istedi&#287;ini s&#246;yledi: &#8220;Becerikli bir &#231;ocuktur, ba&#351;arabilir. Burada bo&#351; bo&#351; beklemesindense en az&#305;ndan bir i&#351;e yarar.&#8221; &#199;avu&#351;, &#8220;Amca, bu karar&#305; ben veremem; toprak a&#287;as&#305;na sormak laz&#305;m. Paray&#305; veren o. Yar&#305;n gelirse konu&#351;urum,&#8221; dedi. Babas&#305; durumu &#304;sa&#8217;ya anlatt&#305; ve &#231;avu&#351;un yar&#305;n toprak a&#287;as&#305;yla konu&#351;aca&#287;&#305;n&#305;, kabul ederse &#231;al&#305;&#351;abilece&#287;ini s&#246;yledi. &#304;sa buna &#231;ok sevindi. Hem bir i&#351;e yarayaca&#287;&#305; i&#231;in hem de eve maddi bir katk&#305;s&#305; olaca&#287;&#305; i&#231;in. Ama akl&#305;na bir soru tak&#305;ld&#305;: K&#252;&#231;&#252;k karde&#351;i ne olacakt&#305;? Hepsi tarlaya giderse k&#252;&#231;&#252;k karde&#351;i sabahtan ak&#351;ama kadar orada tek ba&#351;&#305;na beklemek zorunda kalacakt&#305;; bu kolay olmayacakt&#305;.</p><p style="text-align: justify;">        &#214;b&#252;r g&#252;n &#231;avu&#351;, &#304;sa ile ilgili toprak a&#287;as&#305;yla g&#246;r&#252;&#351;m&#252;&#351;t&#252;. Toprak a&#287;as&#305;, &#8220;Ben tarlaya geldi&#287;imde ona bir &#231;apa veririz. &#199;al&#305;&#351;&#305;r, bakar&#305;z nas&#305;l &#231;al&#305;&#351;t&#305;&#287;&#305;na; e&#287;er becerebiliyorsa tabii ki &#231;al&#305;&#351;s&#305;n, niye bo&#351; dursun,&#8221; demi&#351;ti. &#304;sa her g&#252;n babas&#305;yla tarlaya gidiyor ve toprak a&#287;as&#305;n&#305;n gelmesini bekliyordu; hen&#252;z hi&#231; gelmemi&#351;ti. &#220;&#231; g&#252;n sonra yine babas&#305;yla tarlaya gitti. Kenarda beklerken &#231;avu&#351; oradakilere seslendi: &#8220;Toprak a&#287;as&#305; geliyor; ona g&#246;re dikkat edin, d&#252;zg&#252;n &#231;al&#305;&#351;&#305;n, laf yemeyin.&#8221; Herkeste bir hareketlilik oldu.</p><p style="text-align: justify;">        Toprak a&#287;as&#305; &#231;&#305;k&#305;p geldi; &#231;avu&#351; hemen gidip kar&#351;&#305;lad&#305;. Adam beyaz bir g&#246;mlek, mavi bir tak&#305;m elbise ve p&#305;r&#305;l p&#305;r&#305;l parlayan yeni bir kundura giymi&#351;ti. &#8220;Toprak a&#287;as&#305; olmak i&#351;te b&#246;yle bir &#351;eydir,&#8221; dercesine bir hali vard&#305;. &#199;avu&#351;, &#8220;Ho&#351; geldin, a&#287;am; nas&#305;ls&#305;n, iyi misin?&#8221; diye hal hat&#305;r sordu. Ard&#305;ndan i&#351;&#231;ilere d&#246;nd&#252;: &#8220;Hadi ba&#351;lay&#305;n arkada&#351;lar!&#8221; &#199;avu&#351;un komutuyla herkes &#231;al&#305;&#351;maya ba&#351;lad&#305;; ellerindeki &#231;apalarla yava&#351; yava&#351; ilerlemeye ba&#351;lad&#305;lar. Toprak a&#287;as&#305; kenarda onlar&#305; izliyordu; &#231;al&#305;&#351;madan memnun g&#246;r&#252;n&#252;yordu, keyfi yerindeydi.</p><p style="text-align: justify;">       &#304;sa k&#305;z karde&#351;iyle birlikte kenarda bekliyordu. &#199;avu&#351; toprak a&#287;as&#305;n&#305;n yan&#305;nda uzaktan &#304;sa&#8217;y&#305; g&#246;sterdi; &#304;sa, kendi &#231;al&#305;&#351;mas&#305;yla ilgili toprak a&#287;as&#305;yla konu&#351;tu&#287;unu anlad&#305; ve daha da heyecanland&#305;. &#199;avu&#351; &#304;sa&#8217;y&#305; yan&#305;na &#231;a&#287;&#305;rd&#305;; &#304;sa ko&#351;arak yan&#305;na gitti. Toprak a&#287;as&#305; sordu: &#8220;Ye&#287;enim, &#231;al&#305;&#351;mak m&#305; istiyorsun?&#8221; &#304;sa, &#8220;Evet,&#8221; dedi. &#8220;Nas&#305;l, sen bu i&#351;i becerebilir misin? Daha &#246;nce &#231;al&#305;&#351;t&#305;n m&#305;?&#8221; &#8220;Hay&#305;r, &#231;al&#305;&#351;mad&#305;m; okula gidiyorum. Ama yapabilirim,&#8221; dedi &#304;sa. Toprak a&#287;as&#305; g&#252;l&#252;msedi: &#8220;&#214;yle mi? Hadi bakal&#305;m, g&#246;ster neler yapabildi&#287;ini. &#199;avu&#351;, &#351;u yi&#287;ide bir &#231;apa ver de nas&#305;l &#231;al&#305;&#351;t&#305;&#287;&#305;n&#305; bir g&#246;relim.&#8221;</p><p style="text-align: justify;">        &#199;avu&#351; &#231;apalardan birini al&#305;p &#304;sa&#8217;ya uzatt&#305;. &#304;sa&#8217;n&#305;n tek d&#252;&#351;&#252;ncesi i&#351;e al&#305;nmakt&#305;; iyice konsantre olarak elindeki &#231;apay&#305; sa&#287;a sola h&#305;zl&#305;ca sallayarak ilerliyor, arada bir g&#246;z ucuyla toprak a&#287;as&#305;n&#305;n tepkisini anlamaya &#231;al&#305;&#351;&#305;yordu. Toprak a&#287;as&#305;n&#305;n tavr&#305;nda olumlu bir hal vard&#305;; g&#252;l&#252;mseyerek onu izliyordu. Ayn&#305; tempoyla devam ederken birden elindeki &#231;apa, sa&#287;&#305;nda kendisine fazlaca yakla&#351;an toprak a&#287;as&#305;n&#305;n g&#252;ne&#351; alt&#305;nda p&#305;r&#305;l p&#305;r&#305;l parlayan yeni kunduras&#305;na &#231;arpt&#305;. Toprak a&#287;as&#305; geriye do&#287;ru hafif&#231;e s&#305;&#231;rad&#305; ve ayakkab&#305;s&#305;na bakt&#305;; g&#246;r&#252;n&#252;rde ciddi bir hasar yoktu. Yine hafif&#231;e g&#252;l&#252;mseyerek, &#8220;Namussuz, neredeyse aya&#287;&#305;m&#305; koparacaks&#305;n!&#8221; dedi.</p><p style="text-align: justify;">         &#304;sa korkuyla donup kalm&#305;&#351;, toprak a&#287;as&#305;na bak&#305;yordu. &#8220;Bu yapt&#305;&#287;&#305;m hatayla art&#305;k beni kesinlikle i&#351;e almaz,&#8221; diye d&#252;&#351;&#252;n&#252;yordu. &#199;avu&#351; mahcup bir &#351;ekilde, &#8220;Kusura bakma, a&#287;am,&#8221; dedi. Toprak a&#287;as&#305; &#246;nce &#304;sa&#8217;ya bakt&#305;, sonra &#231;avu&#351;a d&#246;nerek sordu: &#8220;Ne dersin, &#231;avu&#351; efendi; bu tehlikeli yi&#287;idi i&#351;e alal&#305;m m&#305;?&#8221; &#199;avu&#351;, &#8220;Siz bilirsiniz efendim, nas&#305;l uygun bulursan&#305;z,&#8221; dedi. Toprak a&#287;as&#305; biraz d&#252;&#351;&#252;nd&#252;; &#304;sa&#8217;ya bakt&#305;, kendi ayakkab&#305;s&#305;na bakt&#305;. Sonra y&#252;z&#252;nde bir g&#252;l&#252;msemeyle, &#8220;&#304;yi &#231;al&#305;&#351;&#305;yorsun, &#231;al&#305;&#351;maya devam. Hadi size kolay gelsin,&#8221; deyip oradan ayr&#305;ld&#305;.</p><p style="text-align: justify;">        &#304;sa k&#305;rd&#305;&#287;&#305; b&#252;y&#252;k pota ra&#287;men i&#351;e al&#305;nd&#305;&#287;&#305;na inanamam&#305;&#351;t&#305;. Babas&#305; ve ablas&#305; onu uzaktan izliyordu. &#304;&#351; bitince beraber d&#246;nd&#252;ler; &#304;sa olup biteni babas&#305;na ve Ablas&#305;na anlatt&#305;. G&#252;ld&#252;ler. Babas&#305; &#304;sa&#8217;n&#305;n da &#231;al&#305;&#351;&#305;yor olmas&#305;na i&#231;ten sevindi; ne de olsa art&#305; bir yevmiye, art&#305; bir parayd&#305;. Geriye k&#252;&#231;&#252;k k&#305;z karde&#351;i Melahat&#8217;&#305;n sorunu kal&#305;yordu: Her &#252;&#231;&#252; &#231;al&#305;&#351;&#305;rsa k&#252;&#231;&#252;k karde&#351;leri ne olacakt&#305;? Bunu d&#252;&#351;&#252;n&#252;yorlard&#305;.</p><p style="text-align: justify;">      Ak&#351;am &#252;zeri &#231;ad&#305;rda otururlarken Ay&#351;e teyze yine yanlar&#305;na u&#287;rad&#305;: &#8220;&#199;ocuklar, gelin bug&#252;n de bizde yemek yiyin,&#8221; dedi. Tekrar bir araya gelip yemeklerini yerlerken o g&#252;n&#252;n hik&#226;yesini anlatt&#305;lar. &#304;sa&#8217;n&#305;n babas&#305;, &#8220;&#304;sa da i&#351;e ba&#351;lad&#305;; ama neredeyse toprak a&#287;as&#305;n&#305;n aya&#287;&#305;n&#305; kesecekti,&#8221; diye g&#252;ld&#252;. Buna Ay&#351;e teyze de oradaki herkes de g&#252;ld&#252;. Ard&#305;ndan babas&#305;, &#8220;Ama Melahat&#8217;&#305; ne yapaca&#287;&#305;z bilmiyorum; bizimle tarlaya gidip gelecek, biraz s&#305;k&#305;nt&#305; olacak,&#8221; dedi. Ay&#351;e teyze biraz d&#252;&#351;&#252;nd&#252;: &#8220;Yan&#305;mda kalabilir. Ben zaten &#231;al&#305;&#351;m&#305;yorum.&#8221; &#304;sa&#8217;n&#305;n babas&#305;, &#8220;Kalabilir mi? Vallahi kalabilirse &#231;ok memnun oluruz; hem ona g&#246;z kulak olmu&#351; olursunuz, g&#246;z&#252;m&#252;z arkada kalmaz. Allah senden raz&#305; olsun,&#8221; dedi.</p><p style="text-align: justify;">         G&#252;nler bu &#351;ekilde, bir ahenk i&#231;inde s&#252;r&#252;p gidiyordu. Ay&#351;e teyze &#304;sa&#8217;ya bir &#246;rdek vermi&#351;ti. &#304;sa zaman&#305;n&#305;n bir k&#305;sm&#305;n&#305; k&#305;z karde&#351;iyle birlikte bu &#246;rdekle oynayarak ge&#231;iriyor; s&#305;cak havalarda ise kanal&#305;n suyunda e&#287;leniyordu. Kanal&#305;n i&#231;inden bal&#305;klar&#305;n ge&#231;ti&#287;ini fark edince bal&#305;k yakalamaya &#231;al&#305;&#351;&#305;yordu.Nitekim biraz u&#287;ra&#351;&#305;n&#305;n ard&#305;ndan yakalad&#305;&#287;&#305; da oluyordu; yakalad&#305;klar&#305;n&#305; &#231;ad&#305;r&#305;n &#246;n&#252;ndeki su dolu bir le&#287;enin i&#231;ine koyuyordu.</p><p style="text-align: justify;">        Bir s&#252;re sonra &#304;sa, b&#252;y&#252;k u&#287;ra&#351;larla yakalad&#305;&#287;&#305; bal&#305;klar&#305;n le&#287;enden kayboldu&#287;unu fark etti. &#304;&#351;ten d&#246;n&#252;nce bal&#305;klar hep eksik oluyordu; ama kim neden al&#305;yor, bir t&#252;rl&#252; anlayam&#305;yordu. K&#252;&#231;&#252;k k&#305;z karde&#351;ine tembih etti: &#8220;Sen g&#246;z kulak olacaks&#305;n ve bana bal&#305;klar&#305;m&#305; kimin ald&#305;&#287;&#305;n&#305; s&#246;yleyeceksin.&#8221; K&#305;z karde&#351;i de, &#8220;Tamam, olur,&#8221; dedi. Bir iki g&#252;n sonra &#304;sa i&#351;ten d&#246;nd&#252;&#287;&#252;nde k&#305;z karde&#351;i heyecanla seslendi: &#8220;Abi, ben bal&#305;klar&#305;n&#305; kimin ald&#305;&#287;&#305;n&#305; biliyorum!&#8221; &#304;sa da, &#8220;Kim, kim al&#305;yormu&#351; benim bal&#305;klar&#305;m&#305;? G&#246;rd&#252;n m&#252;?&#8221; dedi. K&#305;z karde&#351;i, &#8220;Evet, g&#246;rd&#252;m; gel, sana g&#246;stereyim,&#8221; dedi. &#304;sa biraz &#351;a&#351;&#305;rd&#305;; karde&#351;i onu nereye g&#246;t&#252;recekti? Elinden tutarak do&#287;ruca &#246;rde&#287;in yan&#305;na g&#246;t&#252;rd&#252;: &#8220;&#304;&#351;te, bal&#305;klar&#305; alan bu!&#8221; dedi. &#8220;Nas&#305;l al&#305;yor?&#8221; diye sordu &#304;sa. &#8220;Gagas&#305;n&#305; suyun i&#231;ine koyup bal&#305;&#287;&#305; yutuyor; ben g&#246;rd&#252;m,&#8221; dedi k&#305;z karde&#351;i. &#304;sa inanmam&#305;&#351;t&#305; ama &#246;fkesi birden ge&#231;mi&#351;ti; tam tersine g&#252;l&#252;msemi&#351;ti. &#8220;Ha, demek bal&#305;klar&#305;m&#305; yiyen h&#305;rs&#305;z buymu&#351;! Ama neyse, yabanc&#305; de&#287;il; ona bir &#351;ey demeyece&#287;im,&#8221; dedi.</p><p style="text-align: justify;">      O yaz, o tarlalar&#305;n aras&#305;nda, o &#231;ad&#305;rda, o su kanal&#305;n&#305;n k&#305;y&#305;s&#305;nda, hi&#231;bir zaman olmayaca&#287;&#305; kadar g&#252;zel g&#252;nler ge&#231;irmi&#351;ti &#304;sa. Sanki ger&#231;eklerden bir s&#252;re ayr&#305;l&#305;p hayal d&#252;nyas&#305;nda ya&#351;&#305;yormu&#351; gibiydi.</p><ul><li><p style="text-align: justify;">      Oraya geldiklerinden bir hafta sonra, yaz ay&#305; olmas&#305;na kar&#351;&#305;n &#351;iddetli bir ya&#287;mur ya&#287;d&#305;. Battaniyelerden yap&#305;lan &#231;ad&#305;r &#305;sland&#305;; i&#231;ine s&#305;zan ya&#287;mur s&#252;nger yataklar&#305; s&#305;r&#305;ls&#305;klam etti. Gece Hatice ve babas&#305; uyanm&#305;&#351;, sabaha dek uyuyamam&#305;&#351;lard&#305;. &#304;sa ve k&#252;&#231;&#252;k karde&#351;i ise &#252;zerlerine &#246;rtt&#252;kleri battaniyenin alt&#305;nda uyumaya devam etmi&#351;lerdi. Sabah uyand&#305;klar&#305;nda yataklar&#305;n&#305;n  tamam&#305;n&#305;n &#305;sland&#305;&#287;&#305;n&#305; g&#246;rd&#252;ler. &#231;ad&#305;r&#305; kurarken kendilerine yard&#305;mc&#305; olan,ayn&#305; zamanda g&#252;len gen&#231;ler hakl&#305;ym&#305;&#351;;Battaniyeden &#231;ad&#305;r olmazm&#305;&#351;.&#8221; Buna ra&#287;men &#304;sa mutlu uyanm&#305;&#351;t&#305;; sabah yeni do&#287;an g&#252;ne&#351;e y&#252;z&#252;n&#252; d&#246;nerek g&#252;l&#252;msedi.</p></li></ul><div class="subscription-widget-wrap-editor" data-attrs="{&quot;url&quot;:&quot;https://hazniaksoy.substack.com/subscribe?&quot;,&quot;text&quot;:&quot;Abone olun&quot;,&quot;language&quot;:&quot;tr&quot;}" data-component-name="SubscribeWidgetToDOM"><div class="subscription-widget show-subscribe"><div class="preamble"><p class="cta-caption">Hazni'in Substack'i okudu&#287;unuz i&#231;in te&#351;ekk&#252;rler! Yeni g&#246;nderileri almak ve &#231;al&#305;&#351;malar&#305;m&#305; desteklemek i&#231;in &#252;cretsiz abone olun.</p></div><form class="subscription-widget-subscribe"><input type="email" class="email-input" name="email" placeholder="E-posta adresinizi yaz&#305;n&#8230;" tabindex="-1"><input type="submit" class="button primary" value="Abone olun"><div class="fake-input-wrapper"><div class="fake-input"></div><div class="fake-button"></div></div></form></div></div>]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[ANNESİZLİĞİN İLK GECESİ]]></title><description><![CDATA[&#304;sa, ilkokul &#252;&#231;&#252;nc&#252; s&#305;n&#305;fa gidiyordu.]]></description><link>https://hazniaksoy.substack.com/p/annesizligin-ilk-gecesi</link><guid isPermaLink="false">https://hazniaksoy.substack.com/p/annesizligin-ilk-gecesi</guid><dc:creator><![CDATA[Hazni Aksoy]]></dc:creator><pubDate>Mon, 16 Mar 2026 15:23:03 GMT</pubDate><enclosure url="https://substackcdn.com/image/fetch/$s_!mtcV!,w_256,c_limit,f_auto,q_auto:good,fl_progressive:steep/https%3A%2F%2Fsubstack-post-media.s3.amazonaws.com%2Fpublic%2Fimages%2F4715d150-2520-4268-88f0-3dc12fbd2b3a_1030x1030.png" length="0" type="image/jpeg"/><content:encoded><![CDATA[<p></p><p>&#304;sa, ilkokul &#252;&#231;&#252;nc&#252; s&#305;n&#305;fa gidiyordu. Okulu, evlerinden sadece bir iki sokak a&#351;a&#287;&#305;dayd&#305;. Okulun &#252;&#231; taraf&#305; geni&#351; tarlalarla &#231;evriliydi, arkas&#305; ise yerle&#351;imin olmad&#305;&#287;&#305; u&#231;suz bucaks&#305;z bir k&#305;rl&#305;k aland&#305;. &#304;sa, kendini bildi bileli annesi hastayd&#305;; s&#252;rekli &#246;ks&#252;r&#252;yor, her ge&#231;en g&#252;n daha zay&#305;f ve solgun g&#246;r&#252;n&#252;yordu. Buna kar&#351;&#305;n yava&#351; da olsa, g&#252;c&#252; yetti&#287;ince ev i&#351;lerini yapmaya &#231;al&#305;&#351;&#305;yordu; ancak son zamanlarda art&#305;k aya&#287;a kalkamaz olmu&#351;, vaktinin b&#252;y&#252;k &#231;o&#287;unlu&#287;unu yatakta ge&#231;irmeye ba&#351;lam&#305;&#351;t&#305;. &#304;sa'dan birka&#231; ya&#351; b&#252;y&#252;k olan ablas&#305;, annesinin yatt&#305;&#287;&#305; yerden verdi&#287;i y&#246;nlendirmelerle evin y&#252;k&#252;n&#252; omuzlamaya &#231;al&#305;&#351;&#305;yordu.</p><p>&#304;sa'n&#305;n babas&#305; kendi h&#226;linde, sakin ve sessiz bir adamd&#305;. Sabah&#305;n seherinde evden &#231;&#305;kar, ak&#351;am&#305;n ge&#231; saatlerinde d&#246;nerdi. Ne kadar belli etmemeye &#231;al&#305;&#351;sa da e&#351;inin rahats&#305;zl&#305;&#287;&#305; onu derinden yaral&#305;yor, kayg&#305;s&#305; bak&#305;&#351;lar&#305;ndan okunuyordu. &#304;sa, okuldan gelince arkada&#351;lar&#305;yla kap&#305;n&#305;n &#246;n&#252;nde oynar, onlar yoksa k&#252;&#231;&#252;k k&#305;z karde&#351;iyle vakit ge&#231;irirdi. Annesi, "Fazla uzakla&#351;ma o&#287;lum," diye tembihledi&#287;i i&#231;in hep kap&#305; &#246;n&#252;nde kal&#305;r; bazen izin al&#305;p okulun bah&#231;esine giderdi. Annesinin neden bu kadar uzun zamand&#305;r hasta oldu&#287;unu bilmiyordu. Ara s&#305;ra tedavi i&#231;in &#231;evre &#351;ehirlere gittiklerinde &#304;sa'y&#305; da yan&#305;nda g&#246;t&#252;r&#252;rlerdi; ama bu &#231;abalar&#305;n hi&#231;bir faydas&#305; olmam&#305;&#351;t&#305;. Art&#305;k annesi evden &#231;&#305;kamaz h&#226;le gelmi&#351;ti. Mahallede bir iki akrabalar&#305; olsa da pek gelen gidenleri yoktu.</p><p>Bir g&#252;n &#304;sa kap&#305; &#246;n&#252;nde oynarken annesi onu yan&#305;na &#231;a&#287;&#305;rd&#305;: "O&#287;lum, bug&#252;n &#231;ok hastay&#305;m, i&#231;im yan&#305;yor. Ko&#351; &#350;erif Day&#305;'ya git, 'annemin i&#231;i yan&#305;yor' de, sana bir ila&#231; versin. Sak&#305;n &#231;ar&#351;&#305;da oyalanma, &#231;abuk d&#246;n!" &#304;sa, nefes nefese day&#305;s&#305;n&#305;n k&#252;&#231;&#252;k demir at&#246;lyesine ko&#351;tu. &#350;erif asl&#305;nda &#246;z day&#305;s&#305; de&#287;ildi; annesinin s&#252;lalesinden sa&#287; kalan en yak&#305;n akrabas&#305;yd&#305;. &#214;z day&#305;lar&#305; olmad&#305;&#287;&#305; i&#231;in onu &#246;z day&#305;lar&#305;ym&#305;&#351; gibi severlerdi. Day&#305;s&#305; &#304;sa'y&#305; dinleyince y&#252;z&#252;ne a&#287;&#305;r bir &#252;z&#252;nt&#252; &#231;&#246;kt&#252;: "Tamam ye&#287;enim, sen eve d&#246;n, ben ilac&#305; getirece&#287;im," dedi.</p><p>&#304;lkokul &#252;&#231;&#252;nc&#252; s&#305;n&#305;fa ba&#351;lad&#305;&#287;&#305; o sene annesinin hastal&#305;&#287;&#305; iyice ilerlemi&#351;ti. Babas&#305;, bir umutla ald&#305;&#287;&#305; ancak umdu&#287;unu bulamad&#305;&#287;&#305; at arabas&#305;n&#305; satm&#305;&#351;, tarlalarda t&#305;rpan ve orakla &#231;al&#305;&#351;maya ba&#351;lam&#305;&#351;t&#305;. K&#246;yden il&#231;eye ta&#351;&#305;nd&#305;ktan sonra ne i&#351; bulsa yap&#305;yordu: in&#351;aatlarda &#231;al&#305;&#351;m&#305;&#351;, o zamanlar &#231;ok ra&#287;bet g&#246;ren su kuyusu kazma i&#351;lerinde ter d&#246;km&#252;&#351;t&#252;. Bir s&#252;re de o y&#246;reye &#246;zg&#252; "katori" ta&#351;lar&#305;n&#305; yonttu. &#304;&#351; sahibi, soka&#287;&#305;n ba&#351;&#305;na bir trakt&#246;r dolusu ta&#351; y&#305;&#287;ar; babas&#305; da o y&#305;&#287;&#305;n&#305;n yan&#305;na oturup elinde keser ve keskiyle ta&#351;lar&#305; kare kare yontard&#305;. &#304;sa bazen babas&#305;n&#305;n yan&#305;na oturup onu izlerdi. Babas&#305;, elindeki keserle &#246;n&#252;ndeki ta&#351;tan par&#231;alar kopar&#305;rken sanki omuzlar&#305;ndaki o a&#287;&#305;r hayat y&#252;k&#252;n&#252; de o ta&#351;larla birlikte hafifletmeye &#231;al&#305;&#351;&#305;yor gibiydi.</p><p>Hayat bu ola&#287;an ak&#305;&#351;&#305;nda giderken babas&#305; bir g&#252;n ba&#351;ka bir eve ta&#351;&#305;nacaklar&#305;n&#305; s&#246;yledi. &#304;sa eski soka&#287;&#305;n&#305; &#231;ok seviyordu; bu y&#252;zden yeni evi hi&#231; benimseyemedi. Bah&#231;esi &#231;amur i&#231;indeydi ve ortas&#305;nda, a&#287;z&#305; derme &#231;atma tahtalarla &#246;rt&#252;lm&#252;&#351;, kurumu&#351;, derin ve &#252;rk&#252;t&#252;c&#252; bir su kuyusu vard&#305;. Babas&#305; onu kuyudan uzak durmas&#305; i&#231;in s&#305;k&#305;ca tembihlese de &#304;sa merak&#305;na yenik d&#252;&#351;&#252;p tahtalar&#305; aralayarak i&#231;ine bakm&#305;&#351;t&#305;. Kuyunun dibinde bir t&#252;msek, kenarlar&#305;nda ise h&#226;l&#226; bir miktar su vard&#305;.</p><p>Eve yerle&#351;tiklerinde annesi salonun ortas&#305;ndaki yer yata&#287;&#305;nda yat&#305;yordu. Durumunun bilincindeydi; &#231;ocuklar&#305;na belli etmemeye &#231;al&#305;&#351;sa da g&#246;zlerindeki h&#252;z&#252;n her &#351;eyi ele veriyordu. Bir keresinde &#304;sa annesinin aya&#287;&#305;n&#305; &#246;pm&#252;&#351;, annesi ise "Aya&#287;&#305;m&#305; &#246;pme o&#287;lum, yan&#305;ma gel ben seni &#246;peyim," diyerek ona sar&#305;lm&#305;&#351; ve h&#305;&#231;k&#305;ra h&#305;&#231;k&#305;ra a&#287;lam&#305;&#351;t&#305;. O sabah annesi babas&#305;na "Kendimi hi&#231; iyi hissetmiyorum," demi&#351;ti. Babas&#305; hi&#231;bir &#351;ey diyemeden sessizce i&#351;e gitmi&#351;ti. Ak&#351;am d&#246;nd&#252;&#287;&#252;nde b&#252;y&#252;k k&#305;z&#305;na "Annen bir &#351;ey yedi mi?" diye sordu. "Hay&#305;r baba, &#231;ok &#305;srar ettim ama yiyemiyorum dedi," cevab&#305;n&#305; al&#305;nca babas&#305;n&#305;n &#252;z&#252;nt&#252;s&#252; ikiye katland&#305;. Yemek bile yemeden erkenden uyumaya gitti; &#231;ocuklar&#305;n bu kederli h&#226;lini g&#246;rmesini istemiyordu. &#199;ocuklar ise durumun ne kadar ciddi oldu&#287;unun hen&#252;z fark&#305;nda de&#287;ildi.</p><p>Gecenin bir yar&#305;s&#305; &#304;sa, omuzunda bir elin sars&#305;nt&#305;s&#305;yla uyand&#305;. Babas&#305; ba&#351;&#305;nda duruyordu: "O&#287;lum uyan, kalk... Annen vefat etti. Ko&#351; day&#305;na haber ver!" &#304;sa &#246;nce r&#252;ya g&#246;rd&#252;&#287;&#252;n&#252; sand&#305;, uykusuna devam etmek istedi. Babas&#305; tekrar sars&#305;p ayn&#305; c&#252;mleyi kurunca &#304;sa'n&#305;n aya&#287;a kalkmas&#305;yla feryad&#305; basmas&#305; bir oldu. R&#252;ya de&#287;ildi... Bir yandan a&#287;l&#305;yor, bir yandan titreyen elleriyle elbiselerini giymeye &#231;al&#305;&#351;&#305;yordu. Ayakkab&#305;lar&#305;n&#305; aya&#287;&#305;na ge&#231;irip kendini soka&#287;a att&#305;.</p><p>D&#305;&#351;ar&#305;s&#305; zifiri karanl&#305;kt&#305;. &#304;sa o karanl&#305;&#287;&#305;n i&#231;inde d&#252;&#351;e kalka ko&#351;maya ba&#351;lad&#305;. Sanki ne kadar h&#305;zl&#305; ko&#351;arsa bu kabustan o kadar &#231;abuk kurtulacakt&#305;. Her yere kapakland&#305;&#287;&#305;nda ayn&#305; h&#305;zla do&#287;ruluyor, g&#246;zya&#351;lar&#305; i&#231;inde ko&#351;maya devam ediyordu. Annesi daha &#246;nce hi&#231; &#246;lmemi&#351;ti ve annesizli&#287;in ne demek oldu&#287;unu o zifiri karanl&#305;kta ko&#351;arken iliklerine kadar hissetmi&#351;ti. Day&#305;s&#305;n&#305;n evi &#231;ok uzak de&#287;ildi; ama karanl&#305;kta o kadar &#231;ok d&#252;&#351;t&#252; ki eve asla varamayaca&#287;&#305;n&#305; sand&#305;.</p><p>Nihayet evin &#246;n&#252;ne geldi&#287;inde nefes nefeseydi. Geriye bir tek, o hi&#231; sevmedi&#287;i merdivenleri &#231;&#305;kmak kalm&#305;&#351;t&#305;. &#304;ki duvar aras&#305;nda, t&#252;nel gibi dar, dik ve basamaklar&#305; normalden &#231;ok daha fazla olan o merdivenlerden zifiri karanl&#305;k y&#252;z&#252;nden korkard&#305;. &#350;imdi o t&#252;nelin i&#231;inde, elleriyle duvarlar&#305; ve basamaklar&#305; yoklayarak tek tek &#231;&#305;kt&#305; ve day&#305;s&#305;n&#305;n kap&#305;s&#305;n&#305; yumruklamaya ba&#351;lad&#305;. Day&#305;s&#305; kap&#305;y&#305; korkuyla a&#231;t&#305;&#287;&#305;nda &#304;sa h&#305;&#231;k&#305;r&#305;klar i&#231;inde hayk&#305;r&#305;yordu: "Day&#305;, annem &#246;ld&#252;! Babam seni &#231;a&#287;&#305;r&#305;yor!" Day&#305;s&#305; ona sar&#305;l&#305;rken o ayn&#305; &#351;eyi say&#305;klay&#305;p duruyordu. "Tamam ye&#287;enim, sen eve git, ben geliyorum," dedi day&#305;s&#305;. &#304;sa, el yordam&#305;yla &#231;&#305;kt&#305;&#287;&#305; o dik basamaklar&#305; yine el yordam&#305;yla indi ve a&#287;layarak eve geri ko&#351;tu.</p><p>Eve vard&#305;&#287;&#305;nda o kadar bitkin d&#252;&#351;m&#252;&#351;t&#252; ki salonun bir kenar&#305;nda uyuyakald&#305;. Sabah uyand&#305;&#287;&#305;nda ablas&#305; ve k&#305;z karde&#351;i yan&#305;ndayd&#305;. Bir an i&#231;in "Ak&#351;am k&#246;t&#252; bir r&#252;ya g&#246;rd&#252;m" diye umutland&#305;. Ancak ba&#351;&#305;n&#305; kald&#305;r&#305;p salonun ortas&#305;na bakt&#305;&#287;&#305;nda ne annesini g&#246;rebildi ne de annesinin aylard&#305;r &#252;zerinden kalkmad&#305;&#287;&#305; o yer yata&#287;&#305;n&#305;... Her &#351;ey silinip gitmi&#351;ti.</p>]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[İZABEL]]></title><description><![CDATA[&#304;sa ilkokulu bitirmi&#351; ancak ortaokulu yat&#305;l&#305; okumak zorunda kalm&#305;&#351;t&#305;; ko&#351;ullar bunu gerektirmi&#351;ti.]]></description><link>https://hazniaksoy.substack.com/p/izabel-efd</link><guid isPermaLink="false">https://hazniaksoy.substack.com/p/izabel-efd</guid><dc:creator><![CDATA[Hazni Aksoy]]></dc:creator><pubDate>Thu, 12 Mar 2026 14:04:29 GMT</pubDate><enclosure url="https://substackcdn.com/image/fetch/$s_!mtcV!,w_256,c_limit,f_auto,q_auto:good,fl_progressive:steep/https%3A%2F%2Fsubstack-post-media.s3.amazonaws.com%2Fpublic%2Fimages%2F4715d150-2520-4268-88f0-3dc12fbd2b3a_1030x1030.png" length="0" type="image/jpeg"/><content:encoded><![CDATA[<p><br>&#304;sa ilkokulu bitirmi&#351; ancak ortaokulu yat&#305;l&#305; okumak zorunda kalm&#305;&#351;t&#305;; ko&#351;ullar bunu gerektirmi&#351;ti. Yaz tatilinin ard&#305;ndan kendi ya&#351;ad&#305;&#287;&#305; &#351;ehirden &#231;ok da uzakta olmayan bir &#351;ehre gitmek &#252;zere yola &#231;&#305;kt&#305;. Bavulunu haz&#305;rlam&#305;&#351;, cebinde &#231;ok az bir miktarda parayla yola koyulmu&#351;tu. Maddi imk&#226;nlar&#305; iyi de&#287;ildi; babas&#305; ona ancak k&#305;s&#305;tl&#305; bir har&#231;l&#305;k verebilmi&#351;ti. Yakla&#351;&#305;k d&#246;rt ya da be&#351; saatlik yolculu&#287;un ard&#305;ndan gidece&#287;i yere vard&#305;. Otob&#252;sten indi&#287;inde garajdaki insanlara yat&#305;l&#305; okulun nerede oldu&#287;unu sordu. Okulun &#351;ehrin d&#305;&#351;&#305;nda oldu&#287;u, minib&#252;slerin ana caddeyi ge&#231;tikten sonra orada durdu&#287;u ve oradan da y&#252;r&#252;yerek gidilebilece&#287;i s&#246;ylendi. &#304;sa da nihayetinde minib&#252;s&#252; bulup yat&#305;l&#305; okula varmak i&#231;in yola &#231;&#305;kt&#305;.<br>Bir &#246;&#287;leden sonra okulun kap&#305;s&#305;na geldi. Okulun etraf&#305; tamamen tel &#246;rg&#252;lerle &#231;evriliydi. &#304;sa &#246;nce &#351;a&#351;&#305;rd&#305;; &#8220;Bu nas&#305;l bir okul, neden tellerle &#231;evrilmi&#351;?&#8221; diye d&#252;&#351;&#252;nd&#252;. Kap&#305;daki kul&#252;bede bir g&#246;revli duruyordu. &#304;sa &#252;rkek bir &#351;ekilde, elindeki bavulla yakla&#351;&#305;p, &#8220;Ben buraya yat&#305;l&#305; kalmak i&#231;in geldim, ne yapmam gerekiyor?&#8221; diye sordu. Kap&#305;daki adam n&#252;fus c&#252;zdan&#305;n&#305; istedi, bir yerlere telefon a&#231;t&#305; ve kayd&#305;n&#305; yapt&#305;ktan sonra c&#252;zdan&#305;n&#305; geri verdi. Gidece&#287;i yolu tarif etti: &#8220;Yolu takip et, &#252;&#231; d&#246;rt tane binay&#305; ge&#231;tikten sonra soldaki bina senin kalaca&#287;&#305;n bina; seninle ilgilenecek ki&#351;iler orada,&#8221; dedi.<br>&#304;sa, yava&#351; yava&#351; kendisine tarif edilen binaya do&#287;ru y&#252;r&#252;meye ba&#351;lad&#305;. Kalaca&#287;&#305; yere vard&#305;&#287;&#305;nda i&#231;eri girdi ve &#8220;&#214;&#287;retmenler Odas&#305;&#8221; yazan kap&#305;y&#305; t&#305;klatt&#305;. Onu orta ya&#351;l&#305; biri kar&#351;&#305;lad&#305;. &#304;sa durumunu a&#231;&#305;klad&#305;. G&#246;revli ad&#305;n&#305; sordu, &#304;sa ismini s&#246;yledi. Ard&#305;ndan g&#246;revli ona yataca&#287;&#305; yeri g&#246;sterdi. Bir spor salonunun i&#231;inde bir s&#252;r&#252; ranza oldu&#287;unu g&#246;r&#252;nce &#351;a&#351;&#305;rd&#305;; demek ki yatakhane buras&#305;yd&#305;. G&#246;revli, &#8220;Buras&#305; sadece e&#287;itim yeri de&#287;il, ayn&#305; zamanda spor ve disiplin yeri,&#8221; dedi. &#304;sa, &#8220;Anlad&#305;m,&#8221; der gibi ba&#351;&#305;n&#305; sallad&#305;. Herkesin derste olup olmad&#305;&#287;&#305;n&#305; sordu. G&#246;revli, &#8220;Hay&#305;r, &#351;u an beden e&#287;itimi alan&#305;ndalar,&#8221; dedi. &#304;sa hangi ranzan&#305;n kendisine ait oldu&#287;unu sorunca adam &#8220;12 numara,&#8221; dedi. 12 numara, iki katl&#305; ranzan&#305;n &#252;st kat&#305;na denk geliyordu. &#304;sa altta kimin yatt&#305;&#287;&#305;n&#305; merak ediyordu; &#8220;Neyse, nas&#305;l olsa eninde sonunda &#246;&#287;renirim. &#304;n&#351;allah iyi, anla&#351;abilece&#287;im biridir,&#8221; diye i&#231;inden ge&#231;irdi.<br>G&#246;revli, &#246;&#287;le yeme&#287;i i&#231;in yemekhanenin &#246;n&#252;nde beklemesini, herkesin saat 12.30&#8217;da orada olaca&#287;&#305;n&#305; s&#246;yledi. &#304;sa yemekhaneye gitti. Orada sistemli bir d&#252;zen ve bir s&#252;r&#252; &#246;&#287;renci vard&#305;. S&#305;raya girip metal bir tepsi ald&#305;. Tepsiye &#231;orba, tatl&#305;, pilav ve fasulye gibi birka&#231; &#231;e&#351;it yemek koydular. &#304;sa rastgele d&#246;rt ki&#351;ilik bir masaya oturdu. Tan&#305;mad&#305;&#287;&#305; &#252;&#231; &#246;&#287;renciyle birlikte sessizce yeme&#287;ini yedi; bir yandan da etraf&#305; ve gelenleri g&#246;zlemliyordu. Yemekten sonra tekrar ranzalar&#305;n oldu&#287;u binan&#305;n &#246;n&#252;ne gidip bekledi. Saat 13.30&#8217;da &#246;&#287;renciler s&#305;n&#305;flara girmeye ba&#351;lad&#305;. G&#246;revli ona s&#305;n&#305;f&#305;n&#305;n B1 oldu&#287;unu s&#246;yledi. S&#305;n&#305;fa girdi&#287;inde &#246;&#287;rencilerin iki&#351;erli s&#305;ralarda oturdu&#287;unu g&#246;rd&#252;. Tek bir ki&#351;inin oturdu&#287;u bo&#351; bir s&#305;ra bulup sessizce yan&#305;na oturdu.<br>&#8220;Merhaba, buraya bug&#252;n geldim. Ad&#305;m &#304;sa, senin ad&#305;n ne?&#8221; diye sordu. Yan&#305;ndaki, &#8220;Benim ad&#305;m Musa,&#8221; dedi. &#304;sa, &#8220;&#350;aka yap&#305;yorsun herhalde,&#8221; deyince s&#305;ra arkada&#351;&#305; g&#252;ld&#252;: &#8220;Tabii ki &#351;aka yap&#305;yorum, benim ad&#305;m Can. Memnun oldum.&#8221; Arkada&#351;&#305;n&#305;n esprili biri olmas&#305; &#304;sa&#8217;n&#305;n ho&#351;una gitmi&#351;ti; &#8220;&#304;yi bir i&#351;aret, belki arkada&#351; oluruz,&#8221; diye d&#252;&#351;&#252;nd&#252;. Can&#8217;a hangi ranzada kald&#305;&#287;&#305;n&#305; sordu. Can &#8220;11 numara,&#8221; deyince &#304;sa &#351;a&#351;&#305;rd&#305;: &#8220;Ciddi misin? Tesad&#252;fe bak, ben de 12 numarada kalaca&#287;&#305;m. Sen benim alt&#305;mda m&#305; yat&#305;yorsun?&#8221;<br>&#304;sa, Can ile tan&#305;&#351;t&#305;&#287;&#305;na ve &#246;zellikle onun alt ranzada kalmas&#305;na &#231;ok sevinmi&#351;ti. Can ona okulun genel havas&#305;n&#305; anlatt&#305;: &#8220;Buras&#305; biraz disiplinli, hatta fazla kat&#305; kurallar&#305; var. Zamanla al&#305;&#351;&#305;rs&#305;n. Bu arada bilgin olsun, buran&#305;n m&#252;d&#252;r&#252; &#231;ok kat&#305;d&#305;r, yard&#305;mc&#305;s&#305; ise ondan beterdir. &#214;&#287;renciler ona &#8216;Terminat&#246;r&#8217; diyorlar. Dikkatli ol, yanl&#305;&#351; yapma; bir hatan&#305; g&#246;rd&#252;&#287;&#252; zaman &#231;ok kat&#305; cezalar&#305; vard&#305;r. Bah&#231;eyi boydan boya s&#252;r&#252;nd&#252;rmek, falakaya yat&#305;rmak, &#231;&#305;r&#305;l&#231;&#305;plak soyup bah&#231;ede bekletmek, hatta zil tak&#305;p herkesin i&#231;inde ay&#305; gibi oynatmak...&#8221; &#304;sa &#351;ok olmu&#351; bir &#351;ekilde Can&#8217;&#305; dinliyor, i&#231;inden &#8220;Ben nas&#305;l bir yere geldim?&#8221; diye d&#252;&#351;&#252;n&#252;yordu. Can en k&#246;t&#252;s&#252;n&#252; sona saklam&#305;&#351;t&#305;; biraz bekledikten sonra, &#8220;En k&#246;t&#252;s&#252; de hafta sonu &#231;ar&#351;&#305; iznini iptal edebilir,&#8221; dedi. Can b&#246;yle deyince &#304;sa birden rahatlad&#305;; Can&#8217;&#305;n yine &#351;aka yapt&#305;&#287;&#305;n&#305; anlam&#305;&#351;t&#305;. Belli etmek istemiyordu ama ger&#231;ekten &#231;ok korkmu&#351;tu. Can da &#304;sa&#8217;n&#305;n o halinden b&#252;y&#252;k keyif alm&#305;&#351;t&#305;.<br>Can s&#246;zlerine devam etti: &#8220;Bir de beden e&#287;itimi &#246;&#287;retmenimiz var; &#351;aka yapt&#305;&#287;&#305;m&#305; zannedebilirsin ama ger&#231;ekten ad&#305; &#199;etin, soyad&#305; Ceviz. Yani &#199;etin Ceviz. Bir de onun &#304;zabel ad&#305;nda bir k&#246;pe&#287;i var. K&#246;pe&#287;ini &#231;ok seviyor, iyi besler, nereye gitse yan&#305;nda g&#246;t&#252;r&#252;r, iltifatla &#231;a&#287;&#305;r&#305;r, ufak tefek yaramazl&#305;klar&#305;n&#305; anlay&#305;&#351;la kar&#351;&#305;lar. Bu k&#246;pe&#287;e sayg&#305;da kusur etmemen laz&#305;m; herkesin yapt&#305;&#287;&#305; gibi onu sevmeli, ok&#351;amal&#305;, &#351;irinlikler yapmal&#305;s&#305;n. Tabii &#199;etin Ceviz&#8217;in seni kara listeye almas&#305;n&#305; istemiyorsan.&#8221; &#304;sa, Can&#8217;a sordu: &#8220;K&#246;pe&#287;in ad&#305; neden &#304;zabel? Bir bilgin var m&#305;, Can?&#8221; Can a&#231;&#305;klad&#305;: &#8220;Anlat&#305;lanlara g&#246;re &#199;etin Ceviz, &#252;niversite y&#305;llar&#305;nda bir akrabas&#305;n&#305;n daveti &#252;zerine k&#305;sa bir s&#252;reli&#287;ine Fransa&#8217;ya gitmi&#351;. Orada &#304;zabel ad&#305;nda bir k&#305;zla tan&#305;&#351;m&#305;&#351; ve ona, bunu k&#305;za hi&#231; belli etmese de, &#226;&#351;&#305;k olmu&#351;. K&#305;z&#305;n Golden cinsi bir de k&#246;pe&#287;i varm&#305;&#351;; k&#305;z k&#246;pe&#287;ini gezdirmeye &#231;&#305;kard&#305;&#287;&#305;nda &#199;etin Ceviz de onlara e&#351;lik edip birlikte dola&#351;&#305;yormu&#351;. Bu, &#199;etin Ceviz yurda d&#246;nene kadar b&#246;yle devam etmi&#351;. &#199;etin Ceviz yurda d&#246;nm&#252;&#351; ama &#304;zabel&#8217;i bir t&#252;rl&#252; unutamam&#305;&#351;. &#304;zabel&#8217;i hat&#305;rlat&#305;yor diye o da gidip Golden cinsi bir k&#246;pek sat&#305;n alm&#305;&#351; ve ad&#305;n&#305; &#304;zabel koymu&#351;. &#199;etin Ceviz &#246;&#287;retmen olmu&#351;, evlenmi&#351;; ama k&#246;pe&#287;i &#304;zabel&#8217;i yan&#305;ndan hi&#231; ay&#305;rmam&#305;&#351;. B&#246;ylece unutamad&#305;&#287;&#305; a&#351;k&#305; &#304;zabel&#8217;e olan sevgisini kendince bu &#351;ekilde taze tutmu&#351;.&#8221; Can, &#304;sa&#8217;ya bakarak ekledi: &#8220;Hoca bazen &#8216;&#304;za!&#8217; diye ba&#287;&#305;r&#305;r. Dikkat et ha, sak&#305;n sen &#252;st&#252;ne al&#305;n&#305;p hocaya do&#287;ru ko&#351;mayas&#305;n!&#8221; dedi ve keyifle g&#252;ld&#252;. &#304;sa da Can&#8217;&#305;n esprisine g&#252;l&#252;mseyerek, &#8220;Tamam can&#305;m, dikkat ederim,&#8221; dedi. &#304;zabel okulun maskotu gibiydi. &#199;etin Ceviz k&#246;pe&#287;i sabah getirip ak&#351;am eve g&#246;t&#252;r&#252;rd&#252;. &#199;etin Ceviz, o &#351;ehrin ileri gelenlerinden birinin ye&#287;eni oldu&#287;undan, m&#252;d&#252;r dahil kimse ona ne bir &#351;ey diyor ne de kar&#305;&#351;&#305;yordu.<br>G&#252;nler okul d&#252;zeni i&#231;inde ge&#231;meye ba&#351;lad&#305;. &#304;zabel her zamanki gibi ortal&#305;kta dola&#351;&#305;yor, &#246;&#287;renciler de beden dersi i&#231;in &#199;etin Ceviz&#8217;in gelmesini bekliyordu. Epey zaman ge&#231;mesine ra&#287;men hoca gelmedi. Onun yerine m&#252;d&#252;r yard&#305;mc&#305;s&#305; Terminat&#246;r &#231;&#305;k&#305;p geldi ve &#8220;Bug&#252;n &#199;etin Ceviz hocan&#305;z yok, onun yerine ben buraday&#305;m,&#8221; dedi. &#304;zabel oralarda olmas&#305;na kar&#351;&#305;n &#199;etin hocan&#305;n orada olmamas&#305; ola&#287;and&#305;&#351;&#305; bir durumdu; ilk defa &#199;etin Ceviz olmadan &#304;zabel&#8217;in ortal&#305;klarda dola&#351;mas&#305;na &#351;a&#351;&#305;rm&#305;&#351;lard&#305;. &#304;zabel ise her &#351;ey yolundaym&#305;&#351; gibi oradan oraya ko&#351;turuyor, &#246;nceki g&#252;nler gibi sevimlilikler yapmaya &#231;al&#305;&#351;&#305;yordu. Terminat&#246;r ise tak&#305;m elbiseyle gelmi&#351;, &#246;&#287;rencilerin &#199;etin hoca i&#231;in getirdi&#287;i koltu&#287;a oturmu&#351;tu.<br>Sonraki g&#252;nlerde &#304;zabel bah&#231;ede yaln&#305;z dolanmaya devam etti. Ger&#231;ek sonradan anla&#351;&#305;ld&#305;: &#199;etin Ceviz&#8217;in okuldaki ba&#351;ka bir &#246;&#287;retmenle g&#246;n&#252;l ili&#351;kisi ortaya &#231;&#305;km&#305;&#351;, m&#252;d&#252;rle tart&#305;&#351;&#305;p &#246;fkeyle okuldan ayr&#305;lm&#305;&#351;t&#305;. Olay e&#351;inin kula&#287;&#305;na gidince e&#351;i ona bo&#351;anma davas&#305; a&#231;t&#305;. Psikolojisi iyice bozulan &#199;etin Ceviz uzun s&#252;reli rapor al&#305;p evden d&#305;&#351;ar&#305; &#231;&#305;kmaz oldu. B&#246;ylece &#304;zabel, kendisini hi&#231; yaln&#305;z b&#305;rakmayan, s&#252;rekli sevgisini g&#246;steren sahibi taraf&#305;ndan hi&#231; beklemedi&#287;i bir anda terk edilmi&#351;ti. Art&#305;k kimse &#304;zabel&#8217;le ilgilenmiyor, herkes onu g&#246;rmezden geliyordu. &#304;zabel ba&#351;larda sevimlilik yapsa da yava&#351; yava&#351; bir &#351;eylerin ters gitti&#287;ini anlad&#305;; bak&#305;&#351;lar&#305; sakinle&#351;ti ve &#351;a&#351;k&#305;nla&#351;t&#305;. Gelip ge&#231;enlere uzun uzun bak&#305;yor, olumlu bir jest yakalamaya &#231;al&#305;&#351;&#305;yordu ama nafile... Sanki g&#246;r&#252;nmez olmu&#351;tu. Bak&#305;&#351;lar&#305; &#8220;Ben nerede yanl&#305;&#351; yapt&#305;m, neden kimse beni sevmiyor?&#8221; der gibiydi.<br>&#304;zabel g&#252;nden g&#252;ne zay&#305;flad&#305;, alt&#305;n sar&#305;s&#305; t&#252;yleri d&#246;k&#252;lmeye ba&#351;lad&#305; ve uyuz oldu. Ka&#351;&#305;nmaktan her yeri kan&#305;yordu. Bir beden e&#287;itimi dersinde Terminat&#246;r, koltu&#287;un kan i&#231;inde oldu&#287;unu g&#246;r&#252;nce &#246;fkeyle ba&#287;&#305;rd&#305;: &#8220;Bu ne rezalet! &#199;abuk o uyuz k&#246;pe&#287;i bulun bana!&#8221; &#304;zabel bitkin h&#226;lde, kendisine g&#246;sterilen bu ilgiden memnun, bir &#246;&#287;rencinin pe&#351;inden geldi. Terminat&#246;r, yerde yatan yaral&#305; k&#246;pe&#287;e bakarak, &#8220;Bu uyuz k&#246;pe&#287;i ormana g&#246;t&#252;recek iki ki&#351;i istiyorum!&#8221; dedi. Kimse oral&#305; olmay&#305;nca daha g&#252;r bir sesle tekrarlad&#305;. &#304;ki ki&#351;i el kald&#305;rd&#305;. Terminat&#246;r bir an gidip yang&#305;n k&#246;&#351;esinden kazma ve k&#252;re&#287;i kapt&#305;; &#304;zabel ve &#246;&#287;rencilerin yan&#305;na geldi. B&#252;y&#252;k bir sessizlik oldu, herkes deh&#351;etle ne yapaca&#287;&#305;n&#305; bekliyordu. Ancak Terminat&#246;r ani bir kararla kazma k&#252;re&#287;i yerine b&#305;rakt&#305; ve &#246;&#287;rencilere, &#8220;Bu k&#246;pe&#287;i uzak bir yere, m&#252;mk&#252;nse ormana b&#305;rak&#305;p gelin,&#8221; dedi.<br>&#304;sa bu iki &#246;&#287;renciyi tan&#305;yordu; biri &#246;v&#252;lmeyi seven, g&#246;steri&#351; merakl&#305;s&#305; biri, di&#287;eri ise her t&#252;rl&#252; k&#246;t&#252;l&#252;&#287;&#252; yapmaya aday, ak&#305;ls&#305;z biriydi. &#304;zabel, tasmas&#305;ndan h&#305;zla &#231;ekilince can&#305; biraz yanarak, ba&#351;&#305;na gelecekleri hisseder gibi isteksizce pe&#351;lerinden y&#252;r&#252;d&#252;. Bah&#231;eden &#231;&#305;kmadan &#246;nce d&#246;n&#252;p yava&#351;&#231;a etraf&#305; izledi. Giderken g&#246;n&#252;ll&#252;, d&#246;nerken g&#246;n&#252;ls&#252;z olan iki &#246;&#287;renciyle kimse ilgilenmedi; sanki orada de&#287;illermi&#351; gibi davrand&#305; herkes. Onlarla ne konu&#351;tular ne de bir &#351;ey sordular.<br>&#304;ki g&#252;n sonra gecenin karanl&#305;&#287;&#305;nda &#304;zabel&#8217;in sesi duyuldu; demek ki yolu bulup geri gelmi&#351;ti. Tel &#246;rg&#252;lerin yan&#305;nda sabaha kadar a&#287;lamakl&#305; bir &#351;ekilde, sesi k&#305;s&#305;lana dek havlad&#305; ve sonunda sesi tamamen kesildi. Ertesi ak&#351;am yine &#304;zabel&#8217;in havlamalar&#305; duyuldu; ama bu sefer &#246;nceki geceden &#231;ok daha c&#305;l&#305;zd&#305;, art&#305;k g&#252;c&#252; t&#252;kenmi&#351;ti. Bir sonraki ak&#351;am &#304;zabel&#8217;in sesi hi&#231; &#231;&#305;kmad&#305;; ne ak&#351;am, ne gece, ne de sabah... Asl&#305;nda herkes &#304;zabel&#8217;e ne oldu&#287;unu merak ediyordu ama kimsede cesaretini toplay&#305;p konuyu a&#231;acak g&#252;&#231; yoktu. G&#252;nbeg&#252;n &#304;zabel unutulmaya ba&#351;land&#305;. Sesini duymayal&#305; haftalar ge&#231;mi&#351;, neredeyse bir aya yakla&#351;m&#305;&#351;t&#305;; herkes &#246;ld&#252;&#287;&#252;n&#252; d&#252;&#351;&#252;n&#252;yordu.<br>Yine bir beden e&#287;itimi dersinde &#246;&#287;renciler &#199;etin Ceviz&#8217;in yerine gelen yeni &#246;&#287;retmeni bekliyordu. &#214;&#287;retmen gelince ormanda y&#252;r&#252;y&#252;&#351;e &#231;&#305;k&#305;laca&#287;&#305;n&#305; s&#246;yledi. &#214;&#287;renciler toplu h&#226;lde yava&#351;&#231;a y&#252;r&#252;yorlard&#305;. Okuldan ve evlerden uzakla&#351;&#305;p orman yoluna girdiler. Biraz y&#252;r&#252;d&#252;kten sonra orman yolunda, elinde bir sopayla bir ta&#351;&#305;n &#252;zerinde oturmu&#351;, kasketli ya&#351;l&#305; bir adamla kar&#351;&#305;la&#351;t&#305;lar. &#304;sa, Can&#8217;a, &#8220;Can, acaba bu ya&#351;l&#305; amcan&#305;n &#304;zabel&#8217;den haberi olabilir mi? Soral&#305;m m&#305;?&#8221; dedi. Can, &#8220;Ne bileyim, belki de haberi vard&#305;r, sorabiliriz. B&#252;y&#252;k ihtimalle okulun yak&#305;n&#305;ndaki evlerden birinde oturuyordur,&#8221; dedi.<br>Can ve &#304;sa ya&#351;l&#305; adama yakla&#351;t&#305;lar. Can, &#8220;Merhaba amca, nas&#305;ls&#305;n?&#8221; dedi. Ya&#351;l&#305; adam, &#8220;Sa&#287; ol evlat, Allah raz&#305; olsun, iyiyim,&#8221; dedi. Bu defa &#304;sa, &#8220;Amca, sen bu yak&#305;nlarda m&#305; oturuyorsun?&#8221; diye sordu. Ya&#351;l&#305; adam, &#8220;Evet evlat, &#351;u mahallede oturuyorum, &#351;u okulun yak&#305;n&#305;nda,&#8221; dedi. &#304;sa da, &#8220;&#199;ok iyi amca, biz de zaten oradaki okulun &#246;&#287;rencileriyiz,&#8221; dedikten sonra ekledi: &#8220;Amca, sana bir &#351;ey sorabilir miyim? Sen buralarda uyuz olmu&#351; bir k&#246;pek g&#246;rd&#252;n m&#252;?&#8221;<br>Ya&#351;l&#305; adam, &#8220;Evet o&#287;lum, g&#246;rd&#252;m g&#246;rd&#252;m. Zavall&#305;n&#305;n sesini s&#252;rekli duyuyorduk tel &#246;rg&#252;lerin orada. Bazen evlerin aras&#305;nda yemek bulmak i&#231;in dola&#351;t&#305;&#287;&#305; da oluyordu. Denk gelirsek beslemeye &#231;al&#305;&#351;&#305;yorduk. Art&#305;k o kadar zay&#305;flam&#305;&#351;t&#305; ki fazla y&#252;r&#252;yemiyordu, &#231;o&#287;u zaman yol kenar&#305;nda g&#252;n boyu yat&#305;yordu,&#8221; dedi. Ya&#351;l&#305; adam &#231;ocuklara d&#246;n&#252;p, &#8220;O k&#246;pek sizin miydi?&#8221; diye sordu. Can, &#8220;Hay&#305;r amca, bizim de&#287;ildi; ama bizim okulda bir &#246;&#287;retmenimizindi,&#8221; deyince ya&#351;l&#305; adam &#246;n&#252;ne bak&#305;p elindeki sopas&#305;yla yeri e&#351;eleyerek, &#8220;Yaz&#305;k etmi&#351;ler hayvanca&#287;&#305;za,&#8221; dedi. &#304;sa, &#8220;Amca, art&#305;k g&#246;r&#252;nm&#252;yor mu buralarda?&#8221; diye sorunca ya&#351;l&#305; adam son noktay&#305; koydu: &#8220;Bir g&#252;n yol kenar&#305;nda bu zavall&#305; k&#246;pek kendinden ge&#231;mi&#351; bir &#351;ekilde uyuyorken, k&#246;yden &#351;ehre inen bir &#231;oban onu g&#246;rm&#252;&#351; ve h&#226;line &#231;ok ac&#305;m&#305;&#351;. K&#246;pe&#287;i kendi arabas&#305;n&#305;n bagaj&#305;na koyup k&#246;ye g&#246;t&#252;rm&#252;&#351;. Onunla ilgilenmi&#351;, beslemi&#351;, tedavi etmi&#351;. Bildi&#287;im bu.&#8221;<br>Can ve &#304;sa&#8217;n&#305;n yan&#305;nda durup kulak misafiri olan di&#287;er &#246;&#287;renciler durumu arkada&#351;lar&#305;na yayd&#305;lar. Bu haberle herkesin omuzundan a&#287;&#305;r bir y&#252;k kalkm&#305;&#351; oldu. Can, &#304;sa&#8217;ya d&#246;nd&#252;: &#8220;Sence &#231;oban &#304;zabel&#8217;e yeni bir ad koymu&#351; mudur?&#8221; &#304;sa cevap verdi: &#8220;Bilmem, koymu&#351;sa da b&#252;y&#252;k ihtimalle Sezar koymu&#351;tur. Ne dersin Br&#252;t&#252;s?&#8221; Can g&#252;l&#252;mseyerek, &#8220;Hakl&#305;s&#305;n Br&#252;t&#252;s,&#8221; dedi.</p><div class="subscription-widget-wrap-editor" data-attrs="{&quot;url&quot;:&quot;https://hazniaksoy.substack.com/subscribe?&quot;,&quot;text&quot;:&quot;Abone olun&quot;,&quot;language&quot;:&quot;tr&quot;}" data-component-name="SubscribeWidgetToDOM"><div class="subscription-widget show-subscribe"><div class="preamble"><p class="cta-caption">Hazni'in Substack'i okudu&#287;unuz i&#231;in te&#351;ekk&#252;rler! Yeni g&#246;nderileri almak ve &#231;al&#305;&#351;malar&#305;m&#305; desteklemek i&#231;in &#252;cretsiz abone olun.</p></div><form class="subscription-widget-subscribe"><input type="email" class="email-input" name="email" placeholder="E-posta adresinizi yaz&#305;n&#8230;" tabindex="-1"><input type="submit" class="button primary" value="Abone olun"><div class="fake-input-wrapper"><div class="fake-input"></div><div class="fake-button"></div></div></form></div></div>]]></content:encoded></item></channel></rss>